Dr. Elif Çongur, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Tiyatro bölümünden 7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edildi. 5 yıl boyunca tüm hukuk yollarını denedi, başvurularından kendi de umutlu değil çünkü verilen tüm kararların hukuki değil siyasi kararlar olduğunu söylüyor. “Hukuki bir geçerliliği olmayan bir komisyon suç işliyor, suç işlemeye devam ediyor” diyen Çongur, her şeye rağmen mücadeleyi sürdürmekte kararlı. Elif Çongur, “Hiçbir şekilde yarım adım geri atmadık diyoruz, ellerinden geleni artlarına koymasınlar diyoruz” diyor ve ekliyor:
“Ama çok özlüyoruz. Bu da onların anlayabileceği bir şey değil. Öğrenciyi sevmek, öğrenciyi özlemek, fakülteyi özlemek nasıl bir şeydir, anlayabilecekleri bir şey değil. Ben manevi olarak çok yıprandım, çok sıkıntı çektim, çekiyorum, çok özlüyorum. Geri döneceğiz.”
Editörlük yaptığı İmge Kitabevi Yayınları’nda ziyaret ettiğimiz Çongur, ihraç sürecini ve DTCF Tiyatro bölümünü Medyaport’a anlattı…
-İhraç sürecinde neler yaşandı? İhraçlardan bölüm nasıl etkilendi?
7 Şubat 2017’deki KHK ile ihraç edildim. Bir önceki sene Barış Bildirisi’ne imza attık. Bir sene içinde üniversite bir soruşturma açtı, üniversitenin idari soruşturmasına tabi tutulduk. Hala da onunla ilgili bir sonuç almadık. Sonra bir gece ismimizi Resmi Gazete’de gördük, ihraç edilen bütün meslektaşlarımla birlikte. Herhalde en yoğun ihraçların olduğu KHK, 7 Şubat’taki KHK oldu. Yani bir gece isminizi Resmi Gazete’de görüyorsunuz ve bir anda işsiz kalıyorsunuz, akademi gibi bir yerden ayrılıyorsunuz. Muhakkak her iş kaybı sıkıntılı ama akademi çok erken emek vermeye başladığınız bir yer. Lisanstan başlıyorsunuz, yüksek lisans yapıyorsunuz, sonrasında akademiye girdiyseniz asistanlık yılları başlıyor, arkasından yüksek lisans tezi bitiyor, doktora çalışması yapıyorsunuz, öğrenciyi tanımaya çalışıyorsunuz, hoca olmayı öğrenmeye çalışıyorsunuz derken çok uzun yıllar emek verilen bir alan.
‘AİLE GİBİ YAŞAYAN İNSANLARDIK BİZ’
DTCF Tiyatro bölümü çok özel bir bölüm, aile gibi yaşayan insanlardık biz. Oradan koparılmak, manevi olarak çok büyük bir tahribat yarattı. Diğer yandan akademik olarak da 13 öğretim üyesi olan bir yerden 7 kişinin birden ihracı bölümde çok ciddi bir tahribat yarattı. Eğitim yapılamaz hale geldi ama kalan arkadaşlarımız canla başla ellerini taşın altına koydular, eski mezunlarımız gelip derslerimizi devraldılar. İnsanüstü bir çaba gösterdiler.
‘GERİDE KALANLAR İNSANÜSTÜ ÇABA HARCADI’
-İhraçların ardından “Tiyatro bölümü fiili olarak bitti” yorumları yapıldı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet, çok zora girdi ama şunun da altını çize çize söylemek istiyorum; geride kalan arkadaşlarımız bölümü ayakta tutmak için çok ciddi çaba sarf ettiler. Lisans programını daralttılar, yüksek lisans programını daralttılar, doktora programı kapatıldı. Öğrenciler hocasız kaldılar, birçok ders, birkaç hocanın üzerine yığıldı. Gerçekten insanüstü bir çabayla bölümü ayakta tutuyorlar ve hala da yapıyorlar bunu, 5. seneye geliyoruz. Evet, bölüm çok büyük bir darbe aldı ama arkadaşlarımız da bu darbeye karşı dimdik ayakta durdular ve hep bizim yanımızda oldular. Şöyle şeyler anlatılıyor ya, “İhraçlardan sonra kalanlarla ilgili sıkıntılar yaşandı, kalanlar gidenleri sahiplenmedi” diye. Bizim bölüm bunun çok dışında kalan bir bölüm. Biz DTCF Tiyatro bölümü olarak tertemiz yaşamışız, işlerimizi tertemiz götürmüşüz.
‘DAĞ GİBİ ARKAMIZDA DURDULAR’
En zor, en korkulan zamanlarda bölüm açıklama yaptı, “Hocalarımızı yanımızda istiyoruz” diye. Onlar dağ gibi arkamızda durdular. Onların bizi beklediklerini biliyoruz, koşa koşa onların yanına dönmeyi bekliyoruz. O yüzden hep söylüyorum, ben akademiden atılmadım, DTCF Tiyatro bölümünden atıldım diye. Çok özel bir bölüm. Çok ciddi bir geleneğin üzerine oturan bir bölüm. Hocalarımızdan devraldığımız bir bölüm. Aile ilişkileri gibi süren ama bir yandan da katı akademik kuralların uygulandığı, kimsenin kimseyi kayırmadığı, kimseyi ayırmadığı, dışlamadığı bir bölüm. Bizden sonra da bu böyle devam etti. Kalan arkadaşlarımız da bu çizgimizi devam ettirdiler.

‘BU HUKUKSUZLUK İÇİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ’
-AYM kararına rağmen OHAL Komisyonu’nun başvurularınıza ret kararı vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
AYM, bunun suç olmadığına, ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna karar verdi ama OHAL Komisyonu bunu bir türlü dikkate almıyor. Şubat’ta bizimki 5 sene olacak. 5 seneyi dolduran arkadaşlarımız var, Eylül 2016’da ihraçlar oldu, Ocak ve Şubat 2017’de oldu. Bu hukuksuzluk içinde yaşamaya devam ediyoruz. OHAL Komisyonu’nun kararını bekliyorduk; çünkü zaten hukukla verilmiş kararlar olmayacağı çok açıktı, zaten siyasi kararlar veriyorlar. Bekliyorduk retlerin geleceğini, şaşırmadık.
-Ret kararı geldi mi size?
Evet, beklenen kopyala yapıştır ret kararı 3 Aralık’ta bana da geldi.
‘HUKUKİ BİR GEÇERLİLİĞİ OLMAYAN BİR KOMİSYON SUÇ İŞLİYOR’
-Bundan sonraki süreçte ne yapacaksınız, nereye başvuracaksınız?
İdare mahkemelerine başvuracağız. Hukuk yolu bize ne gösteriyorsa oraya başvuracağız, nereye kadar gidebiliyorsak gideceğiz. Ama bunlar hukukla verilmiş kararlar değil, siyasi kararlar. Zaten hukuki bir geçerliliği olmayan bir komisyon ve suç işliyorlar, suç işlemeye devam ediyorlar.
-İhracın ardından hayatınızda neler değişti, şu an neler yapıyorsunuz?
Hayatım toptan değişti; çünkü akademi öyle bir yer ki, dışarıda çok fazla iş yapan insanlar değildik biz. Bir de özellikle özel yetenek sınavıyla öğrenci aldığımız için dışarıda kurs, atölye gibi hiçbir iş yapmazdık; çünkü özel yetenek sınavında öğrenciler karşınıza aday olarak gelirler ve o zaman bir haksızlık yapmış olursunuz. Dolayısıyla Tiyatro bölümü hocaları olarak dışarıda oyun yönetmek, dramaturgi yapmak dışında atölye, ders vermek vs. hiç bildiğimiz şeyler değildi. İlk öğrendiğimiz şey başka birilerine ders vermek, atölyeler yapmak oldu. İlk sene önce bir dayanışma ağıyla uzun uzun dersler verdik; İstanbul’a, Bursa’ya, İzmir’e gittik, davetler aldık. Sonra dışarıda ders vermeyi öğrendik. Ben mesela Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nda ders verdim. Şimdi Senaryo Stüdyosu’nda ders veriyorum.
‘HAYATIM TAMAMEN DEĞİŞTİ’
Hayatım tamamen değişti tabi akademiden koparılınca. Hemen, ertesi gün diyebileceğim kadar kısa bir sürede İmge Kitabevi Yayınları’nda editörlüğe başladım. Tabi çok kurtarıcı bir şey oldu, maddi manevi. Hem işimizden atıldığınızın ertesi günü gidecek bir yer bulabiliyorsunuz hem de maddi sıkıntıları aşmam açısından kurtarıcı oldu, ben maddi sıkıntıları çok az yaşadım açıkçası. Benim sıkıntılarım daha çok öğrenciyi, fakülteyi, okulu özlemek, meslektaşlarımı, arkadaşlarımı, dostlarımı özlemek gibi manevi sıkıntılar oldu. Ama manevi olarak çok büyük bir yıkım yaşadım tabi ki. Çok özlüyorum. Hiçbir şekilde yarım adım geri atmadık diyoruz, ellerinden geleni artlarına koymasınlar diyoruz ama çok özlüyoruz yani. Bu da onların anlayabileceği bir şey değil zaten, öğrenciyi sevmek, öğrenciyi özlemek, fakülteyi özlemek nasıl bir şeydir, anlayabilecekleri bir şey değil. Ben manevi olarak çok yıprandım, çok sıkıntı çektim, çekiyorum, çok özlüyorum. Geri döneceğiz.
-Akademinin bugünkü durumuna ilişkin ne söylersiniz?
Akademinin durumu şu an ortada, yokuş aşağı gidiyor Türkiye gibi…
ELİF ÇONGUR
Dr. Elif Çongur, 1976’da Ankara’da doğdu. 2000 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. 2002 yılında, anılan bölümde çalışmaya başladı. 2004’te Tiyatro Kuramları, Eleştirisi ve Dramaturgi Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını, 2011 yılında doktorasını tamamladı. Buz pateninde 1985-1995 yılları arasında Türkiye Şampiyonlukları ve çeşitli dereceleri vardır. Türkiye’nin ilk Buz Pateni Milli Takımı’nda yer aldı. 2002 yılına kadar buz pateni antrenörlüğü ve koreograflık yaptı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak Türk Tiyatrosu, Türk Sineması, Dramaturgi, Gösterim Çözümlemesi, Metin Çözümlemesi, Göstergebilim, Kültür-Sanat Edebiyat, Araştırma Yöntemleri dersleri vermekteyken barış için hazırlanan bildiriye imza attı. 7 Şubat 2017 tarihinde 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile üniversitedeki görevinden ihraç edildi. İmge Kitabevi Yayınları’nın editörüdür.
Kitapları:
-Senin Adamın Gol Diyo (İmge Kitabevi Yayınları, 2015)
-Ulusal Kimliği Tiyatro ile Kurmak (İmge Kitabevi Yayınları, 2017)
-Köşe Gönderinin Bir Metre Kadar Gerisi (İmge Kitabevi Yayınları, 2018)
-Yine Bir Duran Top Organizasyonu (İmge Kitabevi Yayınları, 2021)
-Yapısalcılık Göstergebilim ve Martı (İmge Kitabevi Yayınları, 2021)








Nesko Madencilik’in zehirli atık barajı çöktü
Kelkit Çayı tehdit altında
Madenler zehir saçıyor
Prof. Dr. Mehmet Aydın
Fatsa da büyük bir tehdit altında

Zehirlenen Kelkit Vadisi
Atık barajları patlayan maden ve yakınındaki Kılıçkaya Barajı
Gölde dip çamuru temizleme işlemi
Van Çevre Derneği Başkanı Ali Kalçık
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim üyesi Mustafa Akkuş,



Alaz Erdost hiç tanımadığı babası ile sohbet etti
Türküler Erdost babası İlhan Erdost’un mezarı başında konuştu
Eren Aysan babası Behçet Aysan’ın şiirini okudu
Erdost kardeşler için şiirler okundu
Gül Erdost Seyhan Erdoğdu’nun şiirini okudu
Muzaffer İlhan Erdost’un mezarı başında



Foto: Serkan Turaç