Kelkit Vadisi ‘İTAİ-İTAİ’ ve Fatsa 

8 Mart 2020 tarihinde İstanbul Nişantaşı’ndaki bir galeride, “Osmanlı ve Karma Sanat Eserleri” müzayedesi düzenlendi. Müzayede de 300’ün üzerinde eser satışa çıkarıldı. Onlardan en dikkat çekeni ise II. Abdülhamid’in Edward Prior marka altın cep saatiydi. İlginin yoğun olduğu müzayedede, II. Abdülhamid’in saati 180 bin lira açılış fiyatı ile satışa sunuldu. Saat rekor bir ücretle, 1 milyon 100 bin liraya satıldı.

Saati alan kişi Yıldızlar SSS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sabahattin Yıldız’dı. Hani Giresun-Şebinkarahisar’da geçtiğimiz günlerde zehirli atık barajı çöken maden var ya işte onun sahibi.

Sabahattin Yıldız, İkinci Abdülhamid’in Edward Prior marka altın cep saatini kendisi mi takıyor yoksa birisine hediye mi etti bilemiyoruz, ancak bildiğimiz bir şey var ki altın saatli Yıldız’ın başında olduğu holding bu milletin sularını, topraklarını zehirliyor.

Nesko Madencilik’in zehirli atık barajı çöktü

YAŞANAN BİR ÇEVRE FELAKETİDİR

18 Kasım 2021 Perşembe günü saat 19.30’da Giresun Şebinkarahisar’da Yıldızlar Holding’e ait

Milyonlarca litre zehirli kimyasal önce Darabul deresine, oradan da Kılıçkaya Barajına döküldü. Kılıçkaya Barajı, Kelkit Çayı üzerinde bulunuyor.

Kelkit çayından beslenen onlarca ilçe ve yüzlerce köy tehdit altında. Bağlar, bahçeler, pirinç tarlaları hepsi Kelkit çayına bakıyor. Yani yüz binlerce insanı ilgilendiren, hatta bölgede üretilen tarım ürünlerinin tüm Türkiye’ye dağıldığını göz önüne alırsak, Türkiye’yi ilgilendiren bir çevre felaketiyle karşı karşıyayız.

Hiçbir açıklama, hiçbir önlem YOK!

SADECE ÇEVREDEKİ KÖYLER DEĞİL   

Giresun Valiliği bir açıklama yapmış. Valilik açıklamasında atık barajının patlaması “sızma olayı” olarak nitelendiriliyor. İnsan ve çevre sağlığı açısından herhangi bir riskin oluşmaması için tüm tedbirler alınmış; yakındaki köyler de uyarılmış.

Siyanürlü, ağır metallerle dolu atık barajı patlıyor, aşağıdaki Kılıçkaya Barajı gölüne boşalıyor; gürül gürül akan Kelkit Çayı’yla Çarşamba ovasına kadar gidiyor; Giresun Valiliği ise çevredeki köyleri uyarıyor.

Valilik, kirliliğin hangi boyutta olduğunu ve atıkların içinde kimyasal madde ve bunun gibi tehlike oluşturabilecek bileşenler bulunup bulunmadığını araştırıyormuş.

Kelkit Çayı tehdit altında

KADMİYUM VE ‘İTAİ-İTAİ’

“İtai-itai” Japonca bir kelime. “Acıyor-acıyor” anlamına geliyor.

İtai-itai hastalığı, kadmiyum zehirlenmesinin neden olduğu bir hastalıktır. Hastalık sırasında ortaya çıkan kemik ve eklem ağrılarına dayanmak zordur. Bu nedenle ağrıyla sarsılan hastaların çıkardığı inilti sesleri nedeniyle bu hastalığa “itai-itai” yani “acıyor-acıyor” adı verilmiştir. İtai-itai hastalığı, ilk kez Japonya’nın Toyama bölgesindeki çinko-kurşun madenciliğine bağlı kadmiyum zehirlenmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Toyama’daki maden şirketi de atık sularını Jinzu Nehri’ne dökmüş ve sonuç Japonlar için tam bir felaket olmuştu.

ÖNCE BALIKLAR ÖLDÜ

Kadmiyum’un nehre karışması sonucunda önce balıklar ölmeye başlamış ve kadmiyum atıklarıyla zehirlenen nehirle sulanan pirinç tarlaları tam bir sağlık felaketine neden olmuştu. İtai-itai kurbanlarının tahmini kadmiyum alımı günde 1 miligramdı. Bu, izin verilen maksimum limitin 20 katıydı. Yürürken, özellikle eklemlerde ağrılar çeken kurbanlar, ciddi kemik deformitelerinin yanı sıra kronik böbrek hastalıklarıyla karşı karşıya kalmışlardır.

Madenler zehir saçıyor

KADMİYUM TEHLİKESİ

Bugün Kelkit Vadisi’nde yaşayanlar benzer bir tehlikeyle karşı karşıyadır.  Kadmiyum doğada başta çinko olmak üzere çeşitli mineral filizlerinde bulunan ve endüstride yoğun kullanımı olan bir metaldir. Yıldızlar Holding’e ait Nesko Madencilik, Şebinkarahisar’da Çinko-Kurşun-Bakır çıkarıyordu. Japonya’da Jinzu Nehri’ne dökülen ağır metallerin benzeri bugün Kılıçkaya Barajı’na ulaşmıştır. Yani kadmiyum içeren ağır metaller bugün Kılıçkaya Barajı’na ve dolayısıyla Kelkit Çayı’na akmıştır.

Bugün Kelkit Vadisinde yaşayan yüz binlerce vatandaş veya bu bölgede üretilen ürünleri tüketen milyonlarca vatandaş itai-itai tehdidi altındadır. Kronik hastalıklarla karşı karşıyadır. Tehlike büyüktür.

Prof. Dr. Mehmet Aydın

PROFESÖR AYDIN UYARIYOR

Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın ve arkadaşları çevresel kirliliği tespit için bölgeye gitti. Fatsa’daki siyanürlü altın madeniyle ilgili hazırladığı bilimsel raporuyla tanınan Prof. Dr. Aydın, bölgede büyük bir çevre felaketi yaşandığına dikkat çekerek, “Bu olay ne yazık ki ekosisteme büyük zararlar verecektir. Felaket halen devam ediyor. Halen bir kısmı vadinin içinde bulunan kirlilik ne yazık ki yağmurların yağmasıyla birlikte çok daha geniş bir alana yayılacaktır. Balık ve su canlılarında toplu ölümler yaşanabilecektir. Sonuçta da Kelkit çayı vasıtasıyla Karadeniz’e kadar ulaşacaktır” diye konuştu.

Fatsa da büyük bir tehdit altında

FATSA’YA DİKKAT ÇEKTİ

Bu noktada Fatsa’daki siyanürlü altın madenine de dikkat çeken Profesör Aydın, “Fatsa’da da aynı kazalarla karşılaşmamız yüzde yüzdür. Mevcut haliyle bile büyük risk yaratan Fatsa’daki şirket bir de Fatsa’nın tepesine 50 metre derinliğinde 3 milyon metreküplük bir zehir barajı kurmayı planlıyor. Burada ne olduysa, Fatsa’da da eninde sonunda bu olacaktır. Bu coğrafyada bu kaçınılmaz bir sondur. Zaten yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. Fatsa’daki altın madenciliği kesinlikle ve kesinlikle sonlandırılmalıdır” diye konuştu.