Gazetecilik zor zanaattır…
Habercilik birinci görevidir…
Her konuda kamuoyunu doğru ve gerçekleri yazarak bilgilendirir.
Gazeteci özgür haraket etmiyorsa gerçekleri kamuoyundan gizler. İşte o zaman gazetecilik yapmıyor demektir.
Bir olayı tüm yönleriyle araştırıp yazmak başka, kendisine gelen istihbaratı kişi, kurum ve kuruluşa zarar verir diyerek ötelemek başka.
Yazarken bir çok kaynağa ulaşarak yazmaya özen gösteriyorum…
Yoksa başkası gibi hele şu kriz bitsin yazarız düşüncesine kapılmadım.
Çünkü gazetecilik olaylara refleks göstermek ve haber beklemez kuralıyla hareket etmektir.
Bir olay var ise enine boyuna araştırıp haber veya yorumlarıma yer veririm.
Olaylar karşısında sessiz kalanlar, bir gün kendi seslerinin de kısılmaya çalışıldığını göreceklerdir….
Yine ben karşı çıkarım…
Basın hürdür, sansür edilemez diye…
Günümüzde gerçekleri yazan az sayıda gazete ve yazar var…
Sporda da öyle…
Spor kulüplerinin ve federasyonların oluşumunun siyasi tercihler sonucu kurulduğunu dile getiremiyorlar…
Öyle bir yapı oluşmuş ki…
Federasyonların başında olanlar hiç değişmiyor…
Olimpiyatlar sonrası yapılacak seçimlerde yine aynı kişiler aday olacak ve federasyon başkanı seçilecek…
Başarılı olmuş, olmamış kimsenin umurunda değil…
Şimdi basın kartları çeşitli bahanelerle iptal edilecek…
Bir gözdağı…..
Hangi spor yazarı ve muhabir hak verilmez diye haykıracaktır…
Bir spor yazarı olarak Gençlik ve Spor Bakanı’nı, bağlı genel müdürlüklerini eleştirme hakkım yok mu…
Federasyonlarda yaşanan yolsuzluk, taciz iddialarının üzerine gitmeyecek miyim…
Kendilerine spor yazarları diyen, İstanbul’da kulüpleri çok iyi bildiklerini belirten köşe kapmış kişilere sesleniyorum…
Emre Belezoğlu’nun Bursa’ya giderken vapurda kavga ettiğini neden yazmıyorsunuz…
Galatasaray’da Başkan Mustafa Cengiz ile Teknik Direktör Fatih Terim arasında yaşanan olayları neden yazmıyorsunuz…
Hasan Şaş’ın neden Fatih Terim’in yardımcılığını bıraktığını yazmıyorsunuz…
Beşiktaş ile oynayacağı maç için bir gün önce Alanyaspor’un Nevzat Demir tesislerinde idman yaptığının etik olmadığını yazamadınız…
TFF başta olmak üzere MHK, Disiplin, Tahkim Kurullarının neden Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşlı olarak bilinen kişilerden oluştuğunu yazamıyorsunuz…
İstanbul’da 29 Mayıs’ta oynanacak olan Şampiyonlar Ligi finalinin alınmasının perde arkasında Türkiye’deki ekonomik ve siyasi uygulamalar ile pandemi sürecindeki başarısızlığımızın yattığını yazamadınız…
En önemlisi de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş kulüplerine az dokunan muhabirlerinizin neden görevine son veriliyor, ses çıkarmıyorsunuz…
Ve şu sloganı unutmayın diyorum…
Susmayın, sustukça sıra size de gelir…
Ne demişti…
Ünlü Halk Ozanı Aşık Mahzuni Şerif 70’li yıllarda yazdığı ve başta Selda Bağcan olmak üzere çeşitli sanatçıların seslendirdiği türküsünde….
“Aman gazeteci gel bizim köye
Bizim halları da yaz
Şehirde ojeli parmakları yazma
Bir de bizim köyde nasırlanmış elleri
Yaz gazeteci yaz
Bankada parası olan kulları yazma
Onlara aldanıp yolundan azma
Şehirden asfalt geçen yolları yazma
Bir de bizim köyden eşşek geçmeyen yolları
yaz gazeteci.”
Sana yasa ile hak verilmiş…
Basın kartları, yazılan haber ve yorumlara göre iptal edilecek..
Yaz spor yazarı yaz…
Senin de basın kartı, sürekli basın kartı sahibi olduğunu yaz…
Spordaki yozlaşmayı yolsuzlukları yaz…
Yazınız ki karanlıklar aydınlığa çıksın…
Gelin bu sıra gelmeden hakkımız olan basın kartlarına da sahip çıkalım…
Basın kartı hakkımız elimizden alındığı takdirde, yarın başka haklarımız da elimizden alınır…
Öyle ise gerçek gazetecilik yaparak basın kartlarına sahip çıkalım…
Spor yazarı da korkusuz olmalı, gerçekleri yazmalı…
İşte o zaman Türk sporunda başarı gelir…
Yazar Hakkında:
Ali Erdoğan kimdir
1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.
Bir yanıt yazın