Merve Büyüktaş
Ekonomik krizin etkileri gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Temel gıda başta olmak üzere, her alanda gelen zamlar, artan fiyatlar, faturalar ile alım gücü giderek azalıyor. Asgari ücrete yapılan zam, bu artışları karşılamada eksik kalıyor. Sadece işe gidip gelmenin karşılığı İstanbul’da 20 lirayı geçiyor. Buna bir de işsizlik, asgari ücretin altında bile alınan ücretler eklenince, hayat gittikçe zorlaşıyor.
İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da yaşayan beş genç ile medyaport için çalışma, işsizlik ve geçinme şartlarını konuştuk. İşte onlara sorularımız ve yanıtları:
MERHABA, KISACA KENDİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ?
Avukat Barış: Merhaba, Ankara’da yaşıyorum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Serbest çalışan bir avukatım. Ankara’da tek başıma yaşıyorum. Aylık ortalama 5 ila 6 bin lira kazanıyorum.

Özge Büyüktaş: Ben Özge Büyüktaş. 28 yaşındayım ve İstanbul’da ailemle yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Bölümü’nden 2016’da mezun oldum. Dört yıldır işsizdim, yaklaşık sekiz aydır bir etiket firmasında çalışıyorum. Asgari ücret, yol ve yemek olarak anlaşmıştık ama yuvarlayarak verdiklerinden yol parasını tam alamıyordum. Asgari ücretin artışı ile ücretimin karşılanamayacağı söylendi ve Şubat başında işten çıkarılacağımı öğrendim.
İsmail Çakır: Merhaba, ben İsmail Çakır, 27 yaşındayım. Bursa’da yalnız yaşıyorum. Karaman Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi mezunuyum. Bir yıldır yazılım üzerine bir şirket için evden çalışıyorum. Ortalama kazancım 6- 7 bin lira arasında değişiyor.
Gizem Özçimen: Ben Gizem Özçimen. 31 yaşındayım ve İzmir’de yaşıyorum. Dokuz Eylül Üniversitesi Doğal Yapı Taşları Bölümü terkim. Annemle birlikte yaşıyorum. İşsizim. Ev ile ilgili tüm giderleri annem sağlıyor.
Selçuk Polat: Ben Selçuk Polat, 27 yaşındayım ve Antalya’da yaşıyorum. Gazi Üniversitesi Gazetecilik Bölümü terkim. Şu anda özel bir şirkette satış danışmanı olarak çalışıyorum. Asgari ücret alıyorum. Evliyim ve bir çocuğum var.
ÇALIŞMA/İŞSİZLİK ŞARTLARINIZ NASIL?
Avukat Barış: Hafta içi her gün çalışıyorum. Avukatlık serbest ifa edilen bir meslek olduğu için akşamları, hafta sonu, bazen tatillerde de çalışıyorum. İzin vb. gibi durumlar olmuyor. Emeğinin karşılığını alamıyorsunuz tabi, özellikle ekonomik krizle birlikte geçinmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Bir yandan ofisin kirası ve giderleri de var ve bunlar büyük bir külfet oluyor. Müvekkillerden ücret almak da gün geçtikçe zorlaşıyor. Genç çalışan avukatların en önemli gelirlerinden birisi olan, baro tarafından yapılan avukatlık görevlendirmeleri ücretleri çok düşük. Bu görevlendirmeler gece yarısı da olabiliyor, sabaha karşı da ve buna rağmen çok cüzi ücretler veriliyor. Örneğin, bir soruşturma dosyasına ortalama 350 lira ödeniyor. Bunun içine eğer kişi tutukluysa cezaevi ziyaretleri de dahil oluyor ya da süreç günlerce sürebiliyor.
Özge Büyüktaş: Hafta içi her gün, 9.00-18.00 arası çalışıyorum. Resmi tatil ve hafta sonları iznim var. İzin almak gerektiğinde sıkıntı olmuyor. Aile şirketi olduğu için birden fazla patronunuz oluyor. Maaşım zamanında yatıyor ancak iki ulaşım aracı kullanmam gerekiyor ve yol parası, yol ücretinin yarısını bile karşılamıyor. Yemekler iş yerinde çıkıyor. Çok küçük bir ofiste çalışıyoruz, kimse maske takmıyor, gelen misafirler de maskesiz. Pandemi için özel uygulanan bir önlem yok. Bunun dışında maalesef çalışma ortamında baskı ve yıldırma oluyor. Bunlar, birçok işyerinde maalesef olağan durumlar haline geldi.

İsmail Çakır: Evden çalışıyorum, çok yoğun bir işim var. Günlük ortalama on iki saat çalışıyorum. İşim gece geç saatlerde bitiyor. Düzensiz bir çalışma şekli olduğundan çok mutlu değilim. Bir ofiste belirli bir saat çalışmadığımdan iş bitene kadar ve haftalık çalışma saatini doldurana kadar çalışmak durumunda kalıyorum. Özel günlerde ve bayramlarda iznim var, hafta sonu da iznim var. Maaşım zamanında yatıyor, evden çalıştığım için yol ve yemek gibi haklarım yok.
Gizem Özçimen: Ağustos ayından beri işsizim. Onun öncesinde de turistik bir bölgede sezonluk işçi olarak çalışıyordum. Gündelik ihtiyaçlarımı karşılayabilmek için geçici işler bulursam çalışıyorum (mağaza sayımı, günlük garsonluk, anket vs).
Selçuk Polat: Haftalık kırk beş saatlik bir çalışma şiftim var. Haftada altı gün çalışıyorum bir günü full olmakla birlikte geri kalan beş gün sekiz saate denk geliyor.
YAŞADIĞINIZ ŞEHİRDE İŞE GİDİP GELMEK İÇİN NE KADAR ÜCRET ÖDÜYORSUNUZ?
Avukat Barış: Ben büroma yürüyerek gidip geliyorum. Ama Ankara Adliyesi kentin yedi farklı noktasında bulunduğu için adliyeler arası ulaşım çok masraflı oluyor. Çünkü bir gün içinde birçok adliyeye gidip gelmek zorunda kalıyoruz. Birçok yere yetişmek için taksi kullanmak zorunda kalıyorum. Bu şekilde çalışan bir avukatın yol masrafı ortalama 1000 lirayı geçiyor. Ankara’da dolmuş kullanımı 5 lira, otobüs ise 4,5 lira oldu.
Özge Büyüktaş: İstanbul’da tek vesait kullanarak işe gidip gelebilmek çok büyük lüks. İnsanlar iki, hatta üç ulaşım aracı kullanarak işe gidip geliyorlar. Ben otobüs ya da minibüs sonrasında Marmaray’a biniyorum. Otobüs için 5,48, Marmaray için 5,70 ödüyorum. Gidiş geliş 22,5 ediyor. Bir ay için 450 liradan fazla ödüyorum ve bu asgari ücretli için çok fazla.
İsmail Çakır: Evden çalıştığım için yol ücretim yok, ama oturduğum yerden İnegöl’e gidiyor olsam 5- 6 lira minibüs ücreti ödemem gerekir. Bu da günlük 10- 12 lira eder. Ortalama bir çalışan için 200- 250 lira yol masrafı eder, tabi iki vesait kullanmıyorsa…
Gizem Özçimen: İzmir’de minibüs hariç toplu taşıma (otobüs, vapur, izban, metro, tramvay) 4,70, ikinci aktarma ise 0,90 kuruş. Minibüsler 6 lira. Yani işe gitmek için en az 6 lira ödeniyor, git gel 10- 12 lira günlük. Bir çalışan aylık ortalama 300 lira yol masrafı yapar.
Selçuk Polat: İşe gitmek için otobüs kullanıyorum. Tek seferde 5,20 lira ödüyorum, gidiş geliş 10,40 TL. Ben tek vesait kullanıyorum. Aylık 250 lira sadece yol parası ödüyorum.
KİRA VE FATURALARINIZ NE KADAR? SON ZAMLARLA BİRLİKTE ARTIŞ OLDU MU?
Avukat Barış: Ben kirada oturuyorum. Kiram 1000 lira, üç yıldır aynı evdeyim. Şu an karşı dairem 2 bin liraya kiraya verildi. Elektrik faturam ortalama 90- 100 lira arası geliyordu. Zamlardan sonra bir fatura geldi,150 lira. Doğalgaz en son 220 lira idi, son faturam 450 lira geldi. Diğerleriyle birlikte ortalama aylık fatura giderim 800 lira oluyor.
Özge Büyüktaş: İstanbul’da ev kiraları son zamanda çok yükseldi. Yaklaşık beş yıldır aynı yerde oturuyoruz. 1+1 ev için 1500 lira ödüyoruz. Ev küçük geldiğinden çıkmayı düşünmüştük ama son fiyat artışlarından sonra vazgeçtik. Annem, babam ve ben yaşıyoruz evde. Zamlardan önce elektrik için 150, su için 65- 70, internet için 100, telefonlar için 150, doğalgaz için 400 lira ödüyorduk. Şu an gelen bir iki fatura zamların çok etkileyeceğini kanıtladı bile. Elektrik için neredeyse iki katı bir fatura ile karşılaştık.
İsmail Çakır: Oturduğum ev ailemden kaldı, kira ödemiyorum. Bu bir genç için çok önemli, çünkü kira fiyatları her yerde arttığı gibi Bursa’da da artış gösterdi. Kazancım ortalamanın üzerinde ama son gelen zamlarla birlikte her şeyin fiyatı ikiye katlandı. Elektriğe zamlardan önce 90 lira civarında ödüyordum. Zam sonrası ilk faturam 240 lira geldi. Doğalgaz da aynı şekilde, 120 lira ödemiştim aralıkta, ocak faturam 250 lira geldi. Bu çok büyük bir artış. Ben çok uzun saatler çalıştığım için dışarıdan yemek söylüyorum. Zamlardan önce söylediğim bir hamburger menüsüne 42 lira ödüyordum. Zamlarla önce 52 lira oldu, şimdi ise 56 lira. Bu değişim sadece bir ay içinde olan.

Gizem Özçimen: Oturduğumuz evin kirası 800 lira. Uzun yıllardır aynı evdeyiz ve bu yüzden ev sahibimiz iki yılda bir kiraya zam yapıyor ya da yapmıyor. Oturduğumuz semt şehir merkezinden uzak, sanırım bu yüzden kirası düşük. Ulaşımın kolay olması açısından başka semtlere taşınmayı çok düşündük ama kiraların en alt limiti 2 bin liradan başladığı için bunu yapamadık. Zamlardan önce elektrik faturası 150- 180 lira civarı geliyordu kış aylarında, yazları bunun yarısı kadar. Son zamlardan sonra gelen elektrik faturası 500 lira oldu. Evde ısıtma yok, elektrikli soba kullanmak zorundayız. 500 liralık fatura sonrasında ısınmaya da dikkat etmek durumunda kaldık. Olabildiğince az yakıyoruz. Bulaşık makinamız yok, elde yıkıyoruz ve iki kişi olunca bulaşık çıkarmamaya dikkat ediyoruz. Evin en lüks gideri internet sanırım ve faturasına da 120 lira civarında ödüyoruz.
Selçuk Polat: Son elektrik faturam 1000 liranın üstünde geldi. Bir önceki faturam göre neredeyse beş kat arttı. İnternet faturam 120 lira, telefon faturam 65, su faturam ortalama 70 lira geliyor. Kirama şu an için zam yapılmadı ama bu ay içinde yapılacak. Diğer tüm faturalarıma da çok büyük zamlar geldi ve şu an aldığım maaşla bunları karşılayabilmem çok zor. Burada elektriği ısınma için de mecburen kullanıyoruz. Küçük bir bebeğimiz var. Alacağım asgari ücretin dörtte birini elektriğe vereceğim şimdi, kalan dörtte birini de kiraya… Elimizde kalanla diğer masrafları nasıl karşılayacağımız belli değil.
GIDA VE HİJYEN ÜRÜNLERİ İÇİN NE KADAR ÖDÜYORSUNUZ?
Avukat Barış: Tek yaşamanın bir avantajı olarak ve hayvansal ürünler tüketmemem sebebiyle mutfak masrafım diğer insanlara ve ailelere göre epey az diye düşünüyorum. Memleketten de birçok erzak getiriyorum. Buna rağmen en az sebze meyve ve diğer market harcamalarına aylık 500 liradan fazla harcıyorum. Zamlarla birlikte en çok dikkatimi çeken bulaşık makinesi tableti fiyatı oldu. Fiyatın çok pahalandığını görünce bir market markasının toz halindeki deterjanını almak zorunda kaldım. Sürekli kullandığım sıvı sabun neredeyse iki katına çıkmış, onu da almaktan vazgeçtim ve yerine en ucuz sıvı sabunu tercih etmek zorunda kaldım. Zeytinyağları da aynı şekilde, bunun gibi birçok temel ihtiyaç ürününden ya vazgeçmek ya da en ucuzunu bulmak zorunda kalıyorum.
Bir avukat olarak kıyafet seçimine çok dikkat ediyorum. Takım elbise, kravat ve gömlek gibi mecburi harcamalarım oluyor. Fakat her şey gibi onlar da çok fiyatlandı. Eskilerle idare etmeye çalışıyorum. Bunun yanında bir de köpek besliyorum. Sadece mama fiyatı bir ay için 600- 700 lira civarında. Bu paraya bir ay yetecek mamayı alıyorsunuz.
Özge Büyüktaş: Bunlar bizim evde en çok kullanılan ürünler. İki parça ürün alıyorsunuz 100 lira tutuyor, gerçekten inanılmaz. Artık zevklerimizden ödün veriyoruz, ihtiyaçlarımızı azaltmaya çalışıyoruz başka çare yok. Sekiz ay önce ilk işe girdiğimde benim aylığıma pek bir gereksinim yoktu evde. Ama şu an babam çalışıyor ve emekli, üzerine benim maaşım zor yetiyor. Bir haftaya işten çıkınca geçinmek biraz zorlaşacak. Ayrıca diyet sürecindeyim ve sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Ama sağlıklı besin daha pahalı. Bir süt, bir kuruyemiş, meyve, sebze, et ürünleri çok fazla artış yaşadı. Şartlar resmen sağlıksız beslenmeye itiyor bizleri. Daha kalitesiz ürünleri tercih etmek zorunda kalıyor insanlar.
Ailemle yaşadığım için ev içi giderler için çok masrafım olmuyor. Temel ihtiyaç olmayan en önemli zevkim kitap okumak. Kağıda gelen zamlarla birlikte ortalama bir kitap 40- 50 lira oldu. Ayda dört ila beş kitap okuyorum ve bazı dergileri düzenli olarak takip ediyorum. Bu da en az 200- 250 lira ediyor. Kitapları satın almayı ve dokunarak okumayı tercih etsem de geçen gün sesli kitap uygulaması üyeliği yaptırdım. Aylık 30 lira ve daha çok kitaba ulaşabiliyorsun. Okumakla aynı değil ama alternatif yollar bulmak zorunda kalıyoruz.
İsmail Çakır: Ben marketi sadece meyve ve temizlik ürünleri satın almak için kullanıyorum. En ucuz meyvenin fiyatı 10 lira. Pandemi nedeniyle hijyen ürünlerine de çok harcıyorum. Kolonya ve tuvalet kağıdı en sık aldığım ürünler. 2021’de 30 liraya aldığım tuvalet kağıdına bugün 60 lira ödüyorum. Herşeyin fiyatı inanılmaz arttı. İkiye hatta üçe katlandı. Neyse ki tek yaşıyorum ve şampuan deterjan vb. ürünler çok çabuk bitmiyor.
Şu an nişanlıyım, iki üç sene önce üç temel beyaz eşyayı 10 bin liraya alabiliyorduk ama kısa zaman önce 30 bin liraya temin edebildik. Altın fiyatları çok yükseldi. Ev mobilyaları uzun ömürlü olsun, güzel olsun dedik ama sadece bir yatak odası 30 bin lira, koltuk takımı da öyle… Bugün evlenecek ve bir ev dizecek kişi 100 bin lirayı gözden çıkarmak zorunda. Maalesef bu yaşam koşullarında birikim yapmak da çok zor. Bizim de birikimimiz olmadığından kredi çektik. Bunların yanında nişanlım İstanbul’da yaşıyor. Ara ara yanına gidiyorum. Kendi aracımla, 2021 yılı ortasında köprü parası dahil 400 lira masraf ederken, zamlarla birlikte gidip gelmek 1000 lirayı buldu. Bu sebeple araba yerine otobüsle gittim en son. Benzine üst üste gelen zamlardan önce bir depo benzine 350 lira ödüyordum. Şu an 650 lira ödüyorum.
Gizem Özçimen: İki yıldan fazladır et tüketmiyoruz. Temel gıda ihtiyaçlarımızı da genelde ucuz marketlerden ve indirimlerden faydalanarak alıyoruz. Tane ile alınabilecek ürünleri örneğin; salatalık, domates, meyve, sebze vs. tane ile alıyoruz. Bundan bir yıl önce kilo ile aldığımız patatesi bile tane ile sınırlandırmak zorunda kalıyoruz. Özellikle ped, tampon gibi hijyen ürünlerindeki KDV oranı ve zamlardan sonra olabildiğince ucuz ürünleri kullanmak zorunda kalıyoruz. Ki bunlar da genelde sağlıksız ürünler oluyor. Bir regl sürecinde kullanılan pedin fiyatının 80 lira civarı olması, şampuan, tuvalet kağıdı gibi kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin aşırı pahalılığı bizleri ucuz, niteliksiz ürünler almaya yönlendirdi. Buna rağmen bu ürünlere aylık en az 250 lira civarı harcıyoruz.
Kitap satın almak, dışarıda bir kahve, bira içmek son aylarda ciddi bir şekilde hayal olmaya başladı. Geçen sene 10- 15 lira aralığında olan kitap bu sene 30- 35 lira aralığında. Bununla birlikte kahve ve alkol fiyatları da geçen seneye hatta geçen aylara göre iki katı fiyatında. Dışarıda en standart mekanlarda bile bir şeyler yapmak, sosyalleşmek artık imkansız hale geldi.


Selçuk Polat: Aylık şampuan, saç kremi ve sabun masrafımız 100 lira civarı tutuyor. Bugün en kötü çamaşır suyu bile 40 lira civarı bir tutara satılıyor. Ben ayda iki kere alıyorum, o da ortalama 80- 100 lira civarı bir şey tutuyor. Yine diğer temizlik malzemeleri aylık 250- 300 lira civarı bir para tutuyor.
Aylık 400 lira civarı bez parası ve üç- dört öğünü geçmeyecek mamalara 100 liranın üzerinde para veriyorum. Bir bebek her gün büyüyor, iki ayda bir 400- 500 lira civarı yeni kıyafet alınması gerekiyor. Çocuğum şu an altı aylık ve daha bu uzun süre böyle gidecek. Her geçen gün her şeye müthiş zamlar geliyor. Bu da aldığım şeyin hem kalitesini hem de adetini azaltıyor.
BİR AY İÇERİSİNDE SOSYALLEŞMEK İÇİN NE KADAR ÖDÜYORSUNUZ?
Avukat Barış: Avukatlık serbest yürütüldüğü için gün içinde de sosyalleşme durumu çok yüksek oluyor. Öylesine bir çay, kahve içmek bile aya vurulduğunda lüks bir harcama gibi oldu. Konsere gitmek bile lüks haline geldi. Bir bilet en az 150 lira oldu. Bir kaç ayda bir ancak özel bir program yapabiliyorum.
Özge Büyüktaş: Sinemaya gitmeyi çok severim, sık sık giderdim pandemi öncesi. Pandemi de zayıflattı tabi bu aktivitemi ama şimdilerde gitmek istediğim üç film varsa birini anca görebiliyorum. Artık eski sıklığı yok, dışarı çıksak da kahveyle falan geçiştiriyoruz çünkü dışarıda yemek yemek bile artık çok masraflı oluyor.
Gizem Özçimen: Son iki yılda pandeminin etkisi ile birlikte sosyalleşme alanlarımızın tamamı neredeyse yok oldu. Normalleşme süreci ile birlikte esnafın kendini kalkındırmak için yaptığı zamlar elbette hepimizi etkiledi. Ama yine bir şekilde son raddeye kadar bütçemizi bir şekilde ona göre ayarlamaya çalışıyorduk. Eskiden oturup birkaç kahve, çay ya da bira içebiliyorduk şu an bunlardan sadece birini yapmaya bütçem yetiyor. Ve bir kahveye ya da biraya 30- 40 lira vermektense kendimin ya da evin bir ihtiyacını gideririm diye düşünüyorum. Çünkü bir kahve ile ped fiyatı neredeyse eşit.
Selçuk Polat: Sosyalleşmek için şu anda hiç para harcamıyorum desem yeridir. Bütün günüm iş ve ev arasında geçiyor. Kaldı ki artı zamanım olsa sosyalleşmek için gereken asgari parayı bile artıramıyorum bütün aylığım temel ihtiyaçlara bile zor yetiyor. Bugün bir sinemaya gitmek bile 50- 60 lira olmuş, bu sadece bilet parası.
BİR AYLIK NET KAZANCINIZLA NASIL GEÇİNİYORSUNUZ?
Avukat Barış: Oradan kıs, buraya ver derken borçlanmadan bir ayı bitirmeye çalışıyorum. Geçinmek gerçekten hangi mesleği yaparsanız yapın çok zor hale geldi.
Özge Büyüktaş: Daha önce de dediğim gibi ilk işe başladığımda benim maaşıma ev halkının ihtiyacı yoktu. Ama şimdi benim maaşım da yetmiyor. Zar zor geçiniyoruz. İstanbul bu haliyle yaşanması iyice zor bir şehir haline geldi. Ne trafik kaldı bir ay içinde ne dışarılarda kalabalık.
İsmail Çakır: Evlilik arifesinde olduğumdan zorlanıyorum. Yeni zamlar da çok yüksek. Düğünden sonra da borçlarla uğraşacağız. Ne zaman rahatlarız bilemiyorum. Tam hallettik dediğimizde de yeni zamlar da gelecek tabi.
Gizem Özçimen: Kişisel bir kazancım olmadığı için annemin aldığı maaşla geçinmeye çalışıyoruz, evin tüm masraflarını giderebiliyor, ama sosyalleşmek için hiçbir harcama yapamıyoruz.
Selçuk Polat: Asgari ücretli olarak hem kirada oturmak hem de bebek büyütmek gerçekten çok zor. Özellikle son iki üç ayda yaşananlar, zamlar, fiyatlarla birlikte afallamış durumdayız. En sağlıklı ve kaliteli şeyi almaktansa almamak ya da mecbursa en uygununu almak zorunda kalıyoruz. Bir ayı döndürmek asgari ücretle çok zor, sadece masraflarımızı karşılayıp, evimizde oturuyoruz.
SON BİR SÖZÜNÜZ VAR MI?
Avukat Barış: Dört yıldır çalışıyorum buna rağmen en basit ve temel harcamalarım için bile on kez düşünüyorum. Bu şekilde yaşamak hiçbir gencin gelecek umudunun kalmamasına neden oluyor. İşsiz olmak da çok zor, bu şartlarda çalışıp geçinememek de… Umarım gelecekte daha rahat ve mutlu hayatlar yaşarız.
Özge Büyüktaş: Ben üçüncü üniversitemi okuyorum. Elimde farklı alternatifler olsun diye okumaya devam ediyorum ama bir faydasını görmek imkansız. İstediğim yerde ve işte değilim. Bir gencin en verimli olduğu yılları işsizlik ve kötü çalışma koşullarında geçirdim ve yine işsiz kalacağım. Bu şekilde geleceğe dair umutlu hislerim yok. Umarım her geçen gün daha iyi bir güne başlayacağımız bir Türkiye’ye uyanırız.
İsmail Çakır: 7 bin lira maaşla, kira ödemeden bile bazı şeylerden kısmaya çalışıyorum ben. Bu şartlarda asgari ücretle geçinen aileler var. Vakitleri olsa bile dışarıya çıkmak için ayıracak bütçesi kalmadı kimsenin. İşim sebebiyle sürekli kendimi geliştirmek için uğraşıyorum, daha iyi bir hayat ve kazanç sağlamak için. Ama bir yandan ben bunları yaparken, ülke şartları daha da kötüye gidiyor. Çalıştığım yer bir Alman şirketi ve bana TL üzerinden ödeme yapıyor. Her ödemeleri bir öncekinden daha az onların gözünde. Çünkü kur farkı gün geçtikçe artıyor.
Gizem Özçimen: Varlığıma, cinsiyetime, hayatıma saygı duyulması, ekonomik kriz ve ekonomik şiddet dahil, şiddetin her türlüsünün olmadığı bir coğrafyada yaşamak isterdim.
Selçuk Polat: Genel olarak bu ülkeyle ilgili her şeyden uzak durmaya çalışıyorum. Bütün umudumu yurtdışına çıkmak üzerine büyütüyorum. Yurtdışına çıkabilmek ve orada çalışıp, yaşamak üzerine tüm umudumu bağlamış durumdayım. Hem ekonomik hem de sosyal açıdan çok büyük kaygılarım ve korkularım var.





















Milli atlet Veli Ballı Ali Erdoğan’a konuştu
Veli Ballı gazetelerde boy boy yer almıştı
Milli Atlet Veli Ballı’nın maraton rekoru gazetelerde de yer almıştı