Yazar: medyaport net

  • Fincancı’nın avukatları: ‘Hocamızın pırıl pırıl geçmişi gölgelenemez’

    TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanarak, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilmesinin ardından avukatlarından açıklama geldi.

    TTB Genel Merkezi’nde açıklama yapan avukatları, Fincancı’nın, pırıl pırıl geçmişinin, saldırı, kötü muamele ve spekülasyonlarla gölgelenemeyeceğini ifade ettiler.

    TTB Hukuk Bürosu avukatlarından Hülya Yıldırım; Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın çağrıldığı takdirde ifade vermeye gelebileceği bildirilmesine karşın evi basılarak gözaltına alınması, herhangi bir kısıtlılık kararı olmamasına karşın savcının avukatlar ile hiçbir iletişim kurmaması, gözaltı kararının paylaşılmaması gibi hukuksuzlukları dile getirdi. Yıldırım, savcılığın işlettiği sürecin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini de sözlerine ekledi.

    Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın avukatı Meriç Eyüboğlu; Korur Fincancı’nın günlerdir süren saldırılara, kötü muameleye ve 11 saattir ayakta olmasına karşın bitmeyen direncini ve selamını aktararak söze başladı. Ev aramasının tutanakları henüz oluşturulmamış ve savcıya dahi teslim edilmemişken, görüntülerin ve belgelerin devletin resmi yayın organı ve iktidar kanalları eliyle yayımlanmasının suç niteliğine dikkat çeken Eyüboğlu, benzer bir biçimde tutuklamaya sevk kararının savcılık odasının önünde öğrenildiğini ifade etti. Eyüboğlu şunları söyledi:

    “Hocamız, günlerdir sürdürülen, adeta üzerinde tepinilen manipülasyona hiç muhatap olmadı. Bu spekülasyonların ve manipülasyonların; Şebnem hocanın pırıl pırıl geçmişini, aydınlık tarihini ve yıllardır verdiği emeği gölgeleyemeyeceğini çok iyi biliyoruz. Şebnem hocamız bugüne dek defalarca soruşturmaya uğradı, defalarca gözaltına alındı ama bir kere bile geri adım atmadı.”

  • 41 madencinin katledildiği, Amasra için 25 kişi hakkında gözaltı kararı verildi

    41 madencinin katledildiği, Amasra için 25 kişi hakkında gözaltı kararı verildi

    Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı, Amasra’da maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin 25 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi.

    Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra İşletmesinde 14 Ekim’de saat 18.15 sıralarında meydana gelen maden kazasına ilişkin Amasra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğü hatırlatıldı.

    Açıklamada, “Soruşturma kapsamında 25 şüphelinin gözaltına alınmasına karar verilmiştir. Amasra Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatları doğrultusunda, Amasra İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltı işlemleri devam etmektedir. Olayla ilgili soruşturmaya tüm yönleriyle ve titizlikle devam edilmektedir.” ifadelerine yer verildi.

    Bartın’ın Amasra ilçesindeki TTK Amasra Müessesesine ait maden ocağında 14 Ekim Cuma günü saat 18.15 sıralarında meydana gelen patlamada 41 işçi hayatını kaybetmiş, 11 işçi yaralanmıştı

  • TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı gözaltına alındı

    THİV’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “TTB Başkanı ve Vakfımızın Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı kabul edilemez bir şekilde gözaltına alınmıştır. Derhal serbest bırakılsın” denildi.

    TTB’den yapılan açıklamada da

    “Bir süredir yürütülen linç kampanyasının ardından bugün gözaltına alınan hocamız Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya yapılanları asla kabul etmiyoruz. Hocamıza ve örgütümüze sahip çıkarak mücadelemizi sürdüreceğiz!” denildi.

    TTB BAŞKANLIĞI GÖREVİNDEN ALINMASI İSTENDİ

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasında da, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi doğrultusunda “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan gözaltına alındığı bildirildi. Başsavcılık, Fincancı’nın TTB Merkez Konseyi Başkanlığı görevinden alınmasını talep etti ve yerine yeni merkez konseyi başkanı seçilmesine karar verilmesi için nöbetçi asliye hukuk mahkemesine başvurdu.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklaması şöyle:

    “Cumhuriyet Başsavcılığımızca adı geçen şüphelinin halen devam ettirdiği Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı görevine, 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanununun ‘Amaçları dışında faaliyet gösteren Türk Tabipleri Birliğinin merkez ve tabip odalarındaki sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Sağlık Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine…’ şeklindeki Ek 2. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince SON VERİLMESİNE, aynı maddenin 3. Fıkrasında düzenlenen usulle yerine yeni merkez konseyi başkanı seçilmesine karar verilmesi için nöbetçi asliye hukuk mahkemesi nezdinde talepte bulunulmuştur.”

    İKTİDARIN HEDEFİNDEYDİ

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kimyasal silah kullandığı iddiası hakkında yaptığı yorum sonrası TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlatılmıştı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamanın ardından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de dün partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Fincancı’yı açıkça hedef göstermişti.

    FİNCANCI’YA DESTEK

    Gözaltı haberinin ardından, sosyal medyada #ŞebnemKorurFincancıYalnızDeğildir ve #ŞebnemKorurFincancıSerbestBırakılsın etiketleriyle, Şebnem Korur Fincancı’ya destek mesajları atılıyor.

  • TGS’den İletişim Başkanlığı’na: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’ni hangi yasal dayanakla kurdunuz?

    TGS’den İletişim Başkanlığı’na: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’ni hangi yasal dayanakla kurdunuz?

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’dan, kurulduğunu açıkladığı “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi” hakkında açıklama istedi.

    Fahrettin Altun, 5 Ağustos 2022 tarihinde Twitter üzerinden açıklama yaparak, İletişim Başkanlığı bünyesinde müstakil bir “Dezenformasyonla Mücadele Merkezi” kurulduğu ve merkez koordinatörü olarak da İdris Kardaş’ın atandığını duyurmuştu. Söz konusu merkez, Sansür Yasası’nın TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldüğü günlerde Dezenformasyon Bülteni yayımlamaya başladı.

    Konuyla ilgili açıklama yaparak, İletişim Başkanlığı bünyesindeki yerinden çalışma usullerine kadar pek çok konuda soru işareti yaratan merkez hakkında ayrıntılı bilgi isteyen TGS yönetimi, İletişim Başkanlığı’na şu soruları yöneltti:

    1- Dezenformasyona Mücadele Merkezi’nin teşkilat şemasındaki yeri nerededir? Merkez, hangi daire başkanlığına bağlıdır?

    2- Dezenformasyona Mücadele Merkezi’nin hangi yasal dayanakla kurulmuştur?

    3- Merkezin çalışma usul ve esasları hangi mevzuatla düzenlenmiştir?

    4- Merkezin yetki ve görevleri nelerdir? Merkez hangi faaliyetlerde bulunmaktadır?

    5- Merkezin kaç kişilik kadrosu vardır? Bu kadroların unvanları nedir?

    6- Merkezin bütçesi ne kadardır?

    7- A Haber yazarıyken Merkez koordinatörü olarak atanan ve bürokrat olmayan İdris Kardaş’ın istihdamı ne şekilde yapılmıştır? Merkez koordinatörü olmak için aranan şartlar nelerdir? Bu atamanın yasal dayanağı nedir?

    TGS’nin açıklamasında, İletişim Başkanlığı’nın, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca on beş iş günü içerisinde sorulara cevap vermekle yükümlü olduğu vurgulanarak, gerekli açıklama yapılmadığı takdirde itiraz ve dava yolunun saklı olduğu hatırlatıldı.

  • SMA’lı çocuklar ölüyor farkında mısınız?

    SMA’lı çocuklar ölüyor farkında mısınız?

    Sultan ÖZER

    Türkiye’de ve Almanya’da bir grup SMA’lı Gönüllüleri, SMA hastası çocuklara dikkat çekmek ve onların ölümünü durdurmak için çalışıyor. Twitter’da SMA hastası bebeklerin sesini duyurmak için tag çalışması da başlatan SMA Gönüllüleri, SMA’lı çocukları ölümden kurtaracak, onların yaşama tutunmasını sağlayacak ZOLGEN SMA’nın Türkiye’ye getirilip, SGK kapsamına alınmasını” istiyor. Ayrıca hastalığın bilinmediğine de dikkat çeken SMA’lı Gönüllüleri, gen taraması ve hastalık konusunda farkındalığı artıracak kamu spotu yapılmasını da talep ediyor.

    Almanya, Amerika ve çeşitli ülkelerde tedavilerin çok yüksek olduğuna ve ailelerin bu paraları toplayamadığına, birçok SMA’lı bebeğin bu nedenle yaşamdan koparıldığına dikkat çeken SMA’lı Gönüllüleri, “biran önce bu çocukların ölümü durdurulsun” çağrısı yapıyorlar.

    İsminin öne çıkmaması için yazılmasını istemeyen bir SMA’lı Gönüllüsü, tedavinin en ucuz olduğu Dubai’de halen iki çocuğun tedavisinin durduğunu, çünkü gerekli paranın gönderilemediğini söyledi.

    Dubai’deki tedavi için bile 1 milyon 800 bin lira gibi bir paranın gerektiğini, Almanya ve ABD’de bu miktarın çok daha yüksek olduğunu belirten SMA’lı Gönüllüsü, “Aslında o ilaçlar devlet tarafından Türkiye’ye getirilse, bu kadar döviz yurt dışına da gitmemiş, o miktarlara bütün SMA’lı çocuklar tedavi edilmiş olacak” görüşünde.

    ÇOCUKLAR GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME GİDİYOR!

    Göz göre göre çocukların ölüme gittiğini ve iktidarın, yöneticilerin bunu seyrettiğini belirten SMA’lı Gönüllüsü, “Ayrıca bu hastalık Türkiye’de çok bilinmiyor. İlacın Türkiye’ye getirilmesi talebimizin yanı sıra, gen taramasının da zorunlu hale getirilmesini, bu hastalık konusunda bir kamu spotu oluşturulmasını da istiyoruz” dedi.

    Meclis’ten bazı yasaların geçtiğini ancak o yasaların bütün SMA’lı çocukların ölümünü engellemediğini, talepleri karşılamadığını da belirten SMA’lı Gönüllüsü, çıkar amaçlı sektöre de dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Yardım kampanyaları bir sektör haline de getirildi. Avrupa’da dernek statüsünde toplanıyor paralar. Ama bu dernek para göndermediği için iki bebeğimiz Dubai’de, ama tedavi alamıyorlar. Hükümetin bu konunun çıkar amaçlı bir sektör haline getirilmesine engel olmalı, ilaçların Türkiye’ye getirilmesi sağlanmalı.”

    EN BÜYÜK YARA SMA

    SMA’lı Gönüllüsü, “Türkiye’de kanayan en büyük yaranın SMA” olmaya devam ettiğinin altını çizerek, “Türkiye’de birçok insanın hala bilmediği bir hastalık bu. Evlilik öncesi gen taraması ile yeni doğumlar engellenebilir. Bu hastalığı taşıyanların normal doğum yerine, tüp bebek yapmaları teşvik edilebilinir” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşme sonrası, CHP’li belediyelerin, gen taraması başlatmasını önemseyen ve bunun yasal hale getirilmesini de isteyen SMA’lı Gönüllüsü şunları ifade etti: “Türkiye’de hala bu hastalıktan haberi olmayan çok insan var. Evlilik öncesi yapılan Gen taramasında bu hastalığı taşıyanların, normal bebek yerine, tüp bebek uygulamasına yönlendirilmeleri sağlanabilir. Gen taraması zorunlu hale getirilmeliy kamu spotu ile de halkın bu konuda bilinçlenmesi sağlanmalıdır.”

    ‘ZOLGENSMA TÜRKİYE’YE GETİRİLSİN’

    ZOLGEN SMA’nın Dünya Sağlık Örgütü’nün de onayladığı bir ilaç olduğuna dikkat çeken SMA’lı Gönüllüsü, “bu ilaç Türkiye’ye getirilmeli, ailelere ücretsiz ulaştırılmalı ki, çocuklarımız ölmesin, yaşayabilsin” dedi.

    SMA’lı Gönüllülerinin Twitter üzerinden #ÖlüyorlarSusma tag’i ile başlattığı kampanyaya destek veren sanatçı İlkay Akkaya da şu paylaşımı yaptı: “Bebeklerimizin sesini, sorumlulara duyurmak için bir kez daha sesleniyoruz bugün. Sesimize yoldaş olur musunuz arkadaşlar? #ÖlüyorlarSusma”

    MECLİS GÖREVE ÇAĞRILDI

    HDP eski Milletvekili Mehmet Ali Aslan da Meclis’i göreve çağırarak, şu paylaşımı yaptı:

    “MECLİS GÖREVE ❗

    SMA terörüne karşı İktidar ve Muhalefet 3 maymunu oynuyor! Şimdiye kadar 100’lerce SMA’lı bebek ilaç alamadığından hayatını kaybetti.

    Empati yapalım! Daha başka bebekler ölmesin diye SMA ilacı Zolgensma’nın ücretini devlet karşılamalıdır.

    #ÖlüyorlarSusma”

    “Kahroluyorum 100 küsür çocuğa sessizlik suçu işleyerek ölmelerine göz yumuyoruz…#ÖlüyorlarSusma”

    “Çocuklar SMA’dan ölüyor. Çocuklar kurtulabilecekken ilaçsızlıktan, parasızlıktan ölüyorlar… #ÖlüyorlarSusma” paylaşımları da yapıldı.

    YAĞMUR DENİZ KURTARILAMADI AMA…

    Yağmur Deniz Tok Melek oldu/smatip1 ismiyle yapılan paylaşımda da kurtarılamayan Yağmur Deniz’in ağzından çağrı yapıldı:

    “Ben Öldüm. Bir avuç toprak oldu bedenim. Bugün kardeşlerim için savaşıyorum onlar benim kaderimi yaşamasin. Nefes alsin,Anneler bir avuç toprağa sarilmasin.Salıncaklar boş kalmasın!

    #ÖlüyorlarSusma”

    * “Yağmur öldü Mustafa öldü!!!isimleri değişiyor ama kaderleri aynı!! Gelin beraber yaşatalım!!!#ÖlüyorlarSusma”

    Nefes Yeşil ilaç bekliyor!

    NEFES YEŞİL 18.09.2020 Hatay doğumlu.Ölümcül kas hastalığı Spinale Muskeln Atrophie Tip 1 ( SMAtyp1) dünyaya geldi. Aile Valilik izinli bir kampanya başlattı. Dubai hastanesinden 1.824.000 $ lık bir teklifimiz mevcut.Kampanya 24 aydır devam ediyor .Gerekli paranın %57 si toplandı . Trakesi olmayan bir Bebek .Elimizden geldiğince sesini duyurup kalıcı hasar oluşmadan tedavisine kavuşturmak istiyoruz

  • Ünsal Ünlü: Sansürden çok, medyadaki otosansürü konuşmamız şart

    Ünsal Ünlü: Sansürden çok, medyadaki otosansürü konuşmamız şart

    Leyla ÖZKAYNAK

    Gemlik Kitap Fuarı’nda dün gerçekleşen panelde konuşan Gazeteci Ünsal Ünlü, ‘sansür’ yasasının halka etkin bir biçimde anlatılmamasını ve medyadaki otosansür anlayışını eleştirdi.

    Sansürün sadece gazetecileri ilgilendiren bir yasa olmadığını söyleyen Ünlü, “Yasanın yürürlüğü durmazsa gazeteciler için cezaevi yolları doğrudan açılacak ama sansür sadece gazetecileri ilgilendirmiyor. Hatta belki de en az gazetecileri ilgilendiriyor. Çünkü onun işi Türkiye’de tutuklanıp içeri atıldıktan sonra bitiyor. Topluma sansür yasasıyla beraber başımıza gelecekleri anlatamadık. Aslında halkın haber alma özgürlüğü öldürülüyor” dedi.

    ‘HALKA PARASININ ÇALINDIĞI ETKİLİ ANLATILABİLSE, BU İŞTEN KAVGA ÇIKAR’

    Medya’nın kuruluş amacının sansür olduğunu dile getiren Ünlü, “Sansürün bence en tehlikeli kısmı otosansür. Dezenformasyon denen yasa çıksa da çıkmasa da medyada otosansür hep olacak. Türkiye’de patronaj yapısının değişmesiyle birlikte doğrudan medyanın sistemini değiştirdiler. Mesela Türkiye’de kulis haberciliği öldü. Kulis haberciliği ölünce Türkiye’deki siyasetin nasıl kurgulandığını da öğrenememeye başladık. Artık istenmeyen haberlerin tespitini yapanlar siyasetçiler değil, editörler, genel yayın yönetmenleri, haber müdürleri… Siyaseti, ekonomiyi vs. hepsini üst üste koyarsak bu şekilde kaybolan binlerce haber oluyor. En basitinden halk gerçek enflasyonu bilmeyince ne oluyor? Memur maaş zamları ona göre belirleniyor. İnsanlar açıklanan rakamların yalan olduğunu bildiği halde yarı yarıya düşen maaşa razı olmak zorunda kalıyor. Böylelikle halk yoksullaştırılıyor. İş öyle bir noktaya geldi ki artık yalanı söylerken saklama gereği bile duymuyorlar. Halka parasının çalındığı etkin anlatılabilse inanın kavga çıkar bu işten” diye konuştu.

    ‘AKP MEDYAYI TAMİR EDİLEMEYECEK ŞEKİLDE BOZDU’

    Medya düzeninin her zaman bozuk olduğuna dikkat çeken Ünlü, “Bütün iktidarlar medyayı bozdu ama AKP tamir edilemeyecek şekilde bozdu. Çünkü bir şeyi yapıyorsan yapacaksın, yapamıyorsan bozacaksın. Gazeteler boşaltıldı, gazeteciler uzaklaştırıldı. Türkiye’de medya her zaman böyle işliyor. Sansür yasasıyla ilgili de hukukun işleyip işlememesi bizi ilgilendirmeli. Bu yasayla ilgili adım atacak bir savcı çıkmadığı sürece o yasanın olup olmamasında bir sorun yok. Bizim sansür anlayışından çok, medyadaki otosansür anlayışını konuşmamız gerekiyor” dedi.

    ‘SOSYAL DEMOKRATLAR CİDDİ YALPALIYOR’

    Ünlü, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz programını takip eden gazetecilerle çektirdiği fotoğrafta, Nagehan Alçı’nın yer alması hakkındaki tepkilerle ilgili de şu sözlere yer verdi:

    “Sosyal demokratlar bu ülkede ciddi yalpalıyor. İmamoğlu ısrarla tepkilere direndi. Bir insan sosyal demokratsa sosyal demokrat gibi davranmalı. Bir insan ANAP’lıysa ANAP’lı gibi davranmalı ama ikisi birden olmaya çalışmak doğru değil. Siyaset iddia işidir. Bu bir zihniyet.”

    ‘KIÇINA TEKMEYİ YİYEN GAZETECİLER’

    İsimlerin hiçbir önemi olmadığını belirten Ünlü sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Nagehan Alçı umrumda değil. Ben bu zihniyeti eleştiriyorum. Nagehan Alçı’nın ayakkabı ucundaki plastik kadar değeri yok benim için. Akif Beki’nin aklanarak demokrat kesime sokulması da aynı böyle bir hamleydi. Böyle temizlendi insanlar. Nasıl bir deterjansa, Beki’nin Tayyip Erdoğan’ın basın müşaviri olmasını bile unutturdular. Akif Beki gazetecilerin akreditasyonunu iptal etti, bu adam nasıl demokrat olur? Burada isim önemli değil. Bu bir anlayış, bu anlayışın ya içinde olursunuz ya olmazsınız bu kadar basit.

    Şimdi akreditasyon üzerinden konuşan insanlara bakın, saçmalığın dibi. Birine yapılan hepimize yapılıyor. Fatih Altaylı Erdoğan başbakanken, bakanın uçağına alınırken, o uçağa binemeyen gazetecilerle ilgili bir tane satır yazmadı. Ne zaman uçaktan atıldı o zaman demokrat oldu. Türkiye’de demokrasi tekmeyle keşfediliyor. Kıçına tekmeyi yiyen demokrat oluyor. Gazeteci arkadaşlarımın yüzde 80’inde bu tavrı gördüm.”

  • Adalet Nöbeti 6. ayını devirdi, hukuk katledilmeye devam ediyor

    Adalet Nöbeti 6. ayını devirdi, hukuk katledilmeye devam ediyor

    TMMOB ve bağlı meslek odalarının Gezi Davası kararına karşı başlattığı Adalet Nöbeti 6. ayını doldurdu. Toplumu susturma operasyonuna karşı sesini yükselten meslek odaları tam 180 gündür adalet arıyor. Meslek odaları Adalet Nöbeti’nin 180.gününde Mimarlar Odası’nda düzerledikleri basın toplantısında, “İstinaf Mahkemesi’ni hukuka uygun davranmaya ve Gezi tutuklularının mahkûmiyetine son vermeye” çağırdılar.

    Açıklamaya Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Ünal Kara, Onur Lami Yalman, Meltem Erdil Bölükbaşı, Özgür Bayramoğlu, Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Ceren İlter, Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Ayhan Erdoğan ve Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi’nden Sevgi Canoğlu katıldı.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, “Bugün Gezi davasında 6 aydır tutuklu bulunan Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman için başlattığımız Adalet Nöbeti’nin 180. günündeyiz. TMMOB olarak, 6 aydır Ankara, İstanbul ve İzmir’de Mimarlar Odası binaları önünde, 17.00 ile 20.00 saatleri arasında adalet nöbeti tutuyoruz. Gezi tutukluları arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar da nöbete devam edeceğiz” dedi.

    ‘RANT VE TALANA KARŞI ÇIKTIĞIMIZ İÇİN HEDEF SEÇİLDİK’

    Ülkede yaşanan hukuksuzluklara da değinen Atakan, şunları söyledi:

    “Gezi ülkemizde uygulanan baskıcı uygulama ve politikalara karşı meşru duruşun kendisidir. Arkadaşlarımız, kentlerin, kıyıların, ormanların yağmalanması ve talana karşı çıktıkları için tutuklu. Seçim sathı mahallinde bulunduğumuz şu günlerde ağır ekonomik koşullar altındayız. Temel insan hak ve özgürlüklerinin hiçe sayıldığı, hak aramanın yasaklandığı baskılar döneminden geçmekteyiz. Daha Soma maden faciasının külleri soğumadan, Amasra maden ocağında grizu patlaması sonucu 41 canı yitirdik. Hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bu facia; kader değil cinayet, kaza değil katliamdır. Sayıştay raporları, odaların ve uzmanların görüşleri ortadayken gerekli önlem ve tedbirlerin alınmadığı, faciaya neden olanlardan hesap sorulmadığı ve yaşananlardan gerekli derslerin çıkarılmadığı açıktır. Amasra maden ocağında kaybedilen canların Ankara’da emek ve demokrasi güçleri tarafından anılmasına dahi müsaade edilmemiştir. Maden ocaklarında olduğu gibi inşaatlarda, fabrikalarda ve tersanelerde iş cinayetleri devam etmektedir. Sorumlular bellidir mutlak hesap vermelidirler. Yakın zamanda kent suçlarından olan Merkez Ankara inşaatlarında iki stajyer öğrenci, kalıp altında kalarak hayatını kaybetmiştir. Yine Merkez Ankara şantiyesinde inşaat bitmeden İller Bankası personelinin taşınmasına itiraz ettiğim için işten atıldım. İmara aykırı yapılan ve yıkımı gündemde olan kent suçu inşaatı TOGO ikiz kuleleri sahibi Sinan Aygün’ün şikayeti ve İçişleri Bakanlığı’nın yasaya aykırı soruşturması sonucunda Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ın memuriyetine son verildi. Bizler Mimarlar Odası yöneticisi olarak ülkedeki rant, yağma ve talana karşı çıktığımız için hedef seçildik.

    FAŞİZMİN AYAK SESLERİ

    Mahkemelerce iptal edilen imar uygulamaları, kent suçu yapıların yasallaştırılmasına dair imar affının (barışı) uzatılması mecliste yeniden gündemdedir. Sansür (dezenformasyon) yasası yürürlüğe girmiştir. Siyasal iktidar sorunlara çözüm üretme yerine hamaset söylemleri ve klasik gövde gösterisine devam etmektedir. Kamudan yana değil, ranttan yana uygulamalar içerisindedir. Demokrasi ve adalet askıya alınmış, hukuk baskı altında, temel insan hakları ve özgürlükler kısıtlanmıştır. Bu faşizmin ayak sesleridir. Bütün bu olumsuz gelişmeler içeresinde bizler demokratik zeminde kendi meslek alanımızdan yasal ve meşru hakkımızı kullanarak mücadele vermeye devam edeceğiz. Hukuksuz bir şekilde içerde tutulan arkadaşlarımızın bir an önce aramıza döneceği günü bekliyor, istinaf mahkemesini hukuka uygun davranmaya ve gezi tutuklularının mahkumiyetine son vermeye davet ediyoruz.”

    ÜÇ İLDE 6 AYDA 540 NÖBET TUTULDU

    Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Ceren İlter ise, nöbetin 180. Gününde olduklarını, arkadaşlarının 180 gündür içerde olduklarını ve buna karşı İstanbul İzmir ve Ankara olmak üzere üç ilde 540 nöbet tutulduğunu aktardı. İlter şunları söyledi: “Bu rakam, arkadaşlarımızın haklılıklarına olan inancımızı gösteriyor. Adalet nöbetlerimiz devam edecek ama haksızlık ve hukuksuzluklar da aynı şekilde devam ediyor. Amasra’da ve Merkez Ankara’da yaşananlar bunu ortaya koyuyor. Ankara’da her gün başka bir kent suçuyla ve imar oyunlarıyla mücadele ediyoruz. Arkadaşlarımız da aslında bu mücadelenin sonucu olarak içerdeler. Kentin en önemli yeşil alanını korumak için başlattıkları mücadele sonucunda tutuklandılar. Arkadaşlarımız gibi bizlerde kente karşı sorumluğumuz olan kamu yararını ve meslektaşlarımızı korumak için yürüttüğümüz mücadeleye devam edeceğiz.”

    ‘HUKUK TARİHİNE KARA BİR LEKE OLARAK GEÇECEK’

    Şehir Plancıları Odası Genel Sekreteri Ayhan Erdoğan da hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek olan karara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası sekretaryasında Ankara, İstanbul ve İzmir’de her akşam nöbetlerimizi tutuyoruz. Arkadaşlarımız 180 gündür mesleki etik ilkelerini savundukları, halka ait Gezi Parkı’nın park olarak kalması ve anayasal görevlerini yerine getirdikleri için hukuksuz bir biçimde esir alınmış durumdalar. AKP milletvekili aday adayı olmuş bir hâkimin kararı ve dönemin savcısı bugün ödüllendirildi. AYM üyeliğine getirilen İrfan Fidan’ın kararıyla arkadaşlarımızın tutuklulukları devam ediyor. Başından beri hukukun katledildiği bir süreç yaşıyoruz. Gezi davası hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek, bundan eminiz. Bu karara ortak olmuş bütün kamu görevlileri ve yargı mensupları da aynı şekilde hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek. Dava, istinaf mahkemesinde, oradaki yargı mensuplarına ‘Bu utancın bir parçası olmayın’ çağrısında bulunuyor ve evrensel hukuk ilkeleri gereğince arkadaşlarımızın bir an önce özgür bırakılması için dosyanın görüşülmesini, arkadaşlarımızın bu hukuksuz tutukluluğunu bir an önce sonlandırılmasını talep ediyoruz. Adalet nöbetini kararlılıkla sürdüreceğiz. Arkadaşlarımızla özgür güneşli günlerde bir arada oluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

  • Hayaller NASA, gerçekler Bandırma

    Hayaller NASA, gerçekler Bandırma

    Sinema eleştirmeni Şenay Aydemir, henüz vizyona giren “Bandırma Füze Kulübü” filmini kaleme aldı:

    Bir kez daha “’Ayla’ ve ‘Müslüm’ün yapımcısı” Mustafa Uslu filmiyle karşı karşıyayız. Gerçekten kendisi aynı şablonu başka başka hikâyelere yerleştirip filmler çekmekte giderek mahirleşiyor. Hatta öylesine bir imza ki bu, filmlerin yönetmen koltuğuna oturan önemli isimlerin bile önüne geçiyor çoğu zaman.

    Ömer Faruk Sorak’ın yönettiği “Bandırma Füze Kulübü” bir kişiyi değil, bir grubu ve hatta bir durumu anlattığı için öncekilerden küçük nüanslarla ayrılıyor. Giriş bölümünde bol acı, keder ve engeller var yine. Gelişme bölümünde kahraman(lar)ımızın iniş çıkışları ve yükselişleri, sonra bir düşüş, finalde ise yeniden zirve…

    Filme geçmeden önce, “Bandırma Füze Kulübü”nün 1957 yılında gerçekten kurulduğunu, ilerleyen yıllarda amatör roketler yaptıklarını, hatta bu kategoride düzenlenen bir yarışmada ABD ve Almanya’dan sonra dünya üçüncüsü olduklarını belirtelim. 1960’lı yıllarda Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği (HUZAD) adını alan bu oluşum hala faaliyetlerini sürdürüyor.

    Film, 1946’da İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde açılıyor. Henüz birer çocuk olan Umut ve Leyla ile tanışıyoruz. Sonra on yıl kadar atlıyoruz ve gençlerin lise dönemindeyiz. Umut’un babası ölmüştür. Leyla’nın babası da Bandırma’nın önemli yerel gazetelerinden birisinin patronudur ve ABD’lilerle iş birliği halindedir. Tam o sırada 1957’de Sovyetler Birliği, Sputnik mekiğini uzaya fırlatır. Dünyayı sarsan bu dalga, Umut ve yakın arkadaşı Hasan’ı da heyecanlandırır. Bir başka arkadaşları Mustafa ile öğretmenleri Kemal’in de desteğiyle kendi roketlerini yapmak için harekete geçerler. Leyla ile Hasan’ın sevgilisi Zehra da bu ekibe katılır.

    .

    Yaptıkları küçük denemeler duyulmaya başlanınca, tabii ki “başımıza icat çıkarmayın” diyen eşraf ve siyaset erbabı gençlerin hevesini kaçırmaya çalışır. Ama o sırada belli ki “rahatsız bir genç subay” duruma el atar ve gençlere destek olur. “Bandırma Füze Kulübü kurulur” böylece. Gençlerin çabaları dikkat çektikçe destekleri de büyür. En nihayetinde bu çabalar NASA tarafından da görülür ve ikisi çalışmak üzere davet alır. Öte yandan da Umut ile Leyla’nı imkansız aşkını takip ederiz.

    “Bandırma Füze Kulübü”, memleketin parlak zihinlerinin akın akın başka ülkelere gittiği bir dönemde, meseleyi bir kez daha gündeme taşıyor aslında. Bu ülkenin gençlerine eğitim ve olanaklar sunulduğunda bunun hakkını verdiğinin, köstek olunmazsa var olan durumdan çok daha ileri bir noktada olmanın hiç de olarak dışı olmadığının kanıtı gibi aslında Bandırmalı gençlerin o dönemki hevesleri.

    .

    Ne var ki, bu hikâye de hem gereksiz ayrıntılarla boğulup seyirci istismar ediliyor hem de gerçeklerinden saptırılıp, bağlamından kopartılıp umut verici değil, gaz verici hale geliyor. Öncelikle, memleket sinemasının dönem filmlerindeki klasik hastalıklarının burada da devam ettiğini belirterek başlayalım. Türkiye’deki her dönem filmi için her yer Beyoğlu’dur. Tiril tiril kıyafetler, şapkalar, kolalı gömlekler, gıcır gıcır ayakkabılarıyla Pera’ya eğlenmeye gider gibidir halk. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ertesinde Bandırma’da da durum böyle. Bütün elbiseler terziden, Sümerbank’tan o sabah alınmış gibi giydirilmiş herkes. Yırtık, yamalı, kirli tek bir elbise görmek olanaksız. Bandırma sokakları, aynı dönemdeki İstiklal’den farklı değil. Arabalar, muhtemelen koleksiyonerlerden kiralandığı için bakımlı ve cilaları göz kamaştırıyor. Yani hayli steril bir laboratuvar ortamında kuruluyor memleket bir kez daha. Hal böyle olunca bunun içinde kurulan her hikâye de biraz yapay kalıyor maalesef. Hakkını yemeyelim. Türkiye’de dönem filmlerindeki en büyük sıkıntı prodüksiyon maliyeti. Çünkü 20 yıl öncesinin sokaklarını bile bulmak imkansız olduğu için birçok set yeniden kuruluyor ya da dijital olarak yaratılıyor. Mustafa Uslu filmlerinde bu bakımdan gerekli özenin ve kaynağın aktarıldığı her zaman gözleniyor. Ancak, yalnızca burada değil temel olarak memlekette dönem filmlerinde kostümler her gün bayram havasında gibi oluyor nedense.

    İkinci olarak Umut ve Leyla’nın aşkı derinlik kazanamıyor maalesef. Daha doğrusu hikâyede bir ağırlık kazanamıyor. Kavuşamayan aşıklar, Mustafa’nın hastalığı gibi seyircinin bam teline dokunmaya, onu hislendirmeye yönelik kurgular meselenin özünü biraz kaydırıyor kanımca. Bir de karikatür bir CIA karakteri ekleniyor üstüne. O kadar karikatür ki ABD’ye gönderdiği zarfın üstüne CIA’in açık adını ve adresini yazıyor! Buna bir de finalde hayali ve zorlama olduğu her halinden anlaşılan bölüm de eklenince film, heyecan ve umut yaratmaktan çok gaz verme misyonu üstleniyor sanki.

    “Bandırma Füze Kulübü”, hisli bir hikaye değil. Hatta bütün engellemelere rağmen başarıya ulaşmış bir hikâye. Amatör bir ruhla, liseli gençlerin uzay merakında hareketle çıktıkları yolda kat ettikleri mesafe hiç de azımsanmayacak bir şey. Bu bile başlı başına yeterliyken, hikâyeyi bağlamından kopartıp zorlama bir final inşa etmek biraz “Türk’ün Türk’e propagandası” olmuş kanımca.

  • İş cinayetleri ve Muhammed’in oyun saati

    İş cinayetleri ve Muhammed’in oyun saati

    Evrensel Gazetesi’nden Mesut Bavlav, Antep‘te 13 yaşında, 3 yıldır konfeksiyon atelyesinde, haftalık 250 liraya çalışan Muhammed‘in hikayesini haberleştirdi. “İşte sömürünün ortasında, çürümüş bisikletiyle iş kazaları bildirisi dağıtan Muhammed’in hikayesi…” diyerek… İşte o haber…

    İşçi durağının hareketlenmesine dakikalar var. Seyyar çaycılar çaylarının demlenmesini, gökyüzü ise çamurunu akıtmayı bekliyor. Bartın’da yaşanan madenci katliamının üzerinden geçen üçüncü günün akşamı. Emek Partisi Antep İl Örgütünün geçen hafta iş cinayetlerine karşı başlattığı kampanyanın standı kurulu durağın içinde, parkın girişinde. Yavaş yavaş hareketlenmeler; standın ne için kurulduğunu anlamaya çalışan meraklı bakışlar. Yaşına göre küçük olduğu anlaşılan bir bisikletin üstünde etrafta dolaşan çocuk. Herkesten daha meraklı, yüzünde standa yaklaşıp ne olduğunu öğrenme heyecanı.

    “Ben de dağıtayım abi” deyip bildirileri alıyor eline, bisikletle hızlı hızlı etrafta biriken kalabalığın arasında bir görünüp bir kayboluyor. Sonra tekrar hızlı hızlı gelip “Şurada üç kişi imza atmak istiyor” deyip tekrardan bildirileri alıp kayboluyor. Defalarca gelip imza atmak isteyenlerin olduğu bölgeyi gösterip yeniden aldığı işin sorumluluğunu yerine getirme heyecanıyla uzaklaşıyor.

    Çay ocağında bir çay molası vermeye ikna ediyorum adını öğrendiğim 13 yaşındaki Muhammed’i.

    – Bizim ne için imza topladığımızı biliyor musun? Bildiriyi verince ne diyorsun insanlara?

    – Diyim ki daha fazla kardeşimiz ölmesin diye imza topliyik.

    Saat 22.30. Gece vardiyasına giden işçiler, çaycılar dışında dışarıda kimseyi görmek zor. “Ne arıyor bu çocuk bu saatte dışarıda?” diye düşünmemin ardından tanımak ve anlamak için sorularımı ardı ardına soruyorum. Konuşmasından tam bir Antep çocuğu olduğunu düşündüğüm Muhammed aslında Suriyeliymiş. Üç yaşından beri Antep’te olunca ‘geliyik, gidiyik, yapiyik’ler eksik olmuyor. Okul falan yok, 3 yıldır konfeksiyon atölyesinde çalışıyor. 100 kişiye yakın insanın çalıştığı atölyede kendisi dışında iki küçük kardeşi de çalışıyor. Biri 10 diğeri 12 yaşında. Babası haftalık 850 liraya markette çalışıyor. Toplam altı kardeşler, evde okul yüzü gören yok. Haftanın altı günü, günde 12 eğer temizlik olursa 12 buçuk saatlik çalışma saati altında süren yaşam. Muhammed haftalık 250 lira, diğer iki kardeşten biri daha 250 lira, 10 yaşındaki ise 100 lira haftalık alıyor. Eve haftalık getirdikleri para 600 lira. Çocuk emeğinin amansız sömürüsünün ortasında havadan yağan çamur ve Muhammed’in dört bir yanı çürümüş bisikleti.

    Ve saat 22.45.

    İri gözleri çay bardağının tepesinde. Durak kalabalıklaşıyor; standa uğrayanlar, imza atanlar, bildiri okuyanlar.

    -Az veriyler abi, burdan çıkacam, GATEM’e gidecem, orda 500 veriylermiş haftalık. Şimdiki çalıştığım yerin sahibi çok zengin ha. Bir tane BMW’si var, bir tane de doblo arabası var, evi de var. Bir tane makinesi var, 650 milyar.

    Öğlen yemeğinde de eve geliyor kardeşleriyle. Yemek yok, yol parası yok; küfür var, hakaret var, dayak var.

    – Öğlen yemeğinde eve gidik. Cimri, cimri abi. Haftalığı 250 veren adamdan ne bekliyin? Döviyler bir de, ensemize çok vuriyler. Küfür eden, bağıran da çok. Bana vuriyler makinede oturan büyükler. Ama acıyom gidip ustaya söylemim. Günah diyim.

    Elinde çizikler, yaralar var.

    -Hızlı hızlı yap diyi ustalar, yapınca da böyle oli.

    Saat 23.00.

    Muhammed’in çalışma saatini 12 saat sananlarımız yanıldı, benim gibi. İş çıkışı yemek yemeden gidilen bir de tatlıcı var. İki bazen üç saatlik bir mesai daha. 15-20 liraya.

    -Onla da ekmek alim, eve gidim.

    Saat 23.15.

    Gökyüzü çamurunu kesti, işçiler servisine bindi, çay ocakları ocağın altını söndürdü ve Muhammed’in oyun saati bitti.

  • SGK, 2021 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerini açıkladı. Açıklamaya göre 2021 yılında iş kazaları sonucu 1.394 meslek hastalıkları sonucu 35 sigortalı hayatını kaybetti

    SGK, 2021 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerini açıkladı. Açıklamaya göre 2021 yılında iş kazaları sonucu 1.394 meslek hastalıkları sonucu 35 sigortalı hayatını kaybetti

    SGK, 2021 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerini açıkladı. Açıklamaya göre 2021 yılında iş kazaları sonucu 1.394 meslek hastalıkları sonucu 35 sigortalı hayatını kaybetti

    Bedri TEKİN

    Makina Mühendisi

    A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), aralarında iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerinin de bulunduğu 2021 yılı istatistiklerini 2022 yılı Eylül ayında açıkladı.

    Ülkemizde nelerin iş kazası, nelerin meslek hastalığı sayıldığı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yer almaktadır.

    5510 sayılı Kanununda kabaca; Kanunun 4a ve 4b maddesinde belirtilen kişilerin geçirdikleri kazalar iş kazası, sözü edilen maddelerde belirtilen kişilerin yaptıkları işe bağlı olarak tekrarlanan nedenlerden kaynaklanan hastalıkları da meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir. SGK 2021 yılında 4a ve 4b kapsamındaki sigortalılar için iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerini ayrı, ayrı açıkladı.

    Kanunun 4a maddesi gereğince sigortalı sayılanlar; Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlardır. Kanunun 4b maddesi gereğince sigortalı sayılanlar; Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardır. 5510 sayılı Kanunda “kamu çalışanı” olarak sınıflandırılanların geçirdiği kazalar iş kazası olarak sınıflandırılmamaktadır. Kanunun 4. Maddesi c bendi gereğince;

    “4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,” da sigortalı sayılmaktadır, Ancak 5510 sayılı kanunda bu statüde çalışanların geçirdiği kazalar iş kazası olarak değerlendirilmemektedir. 2021 yılı SGK istatistiklerine göre 4.a statüsünde 16.169.679, 4b statüsünde 3.024.877, 4c statüsünde 3.167.862 olmak üzere toplam 22.382.468 sigortalı bulunmakta idi.

    SGK İSTATİSTİKLERİNE GÖRE 2021 YILINDA İŞ KAZASI SAYISI 2020 YILINA GÖRE %33,

    İŞ KAZALARI SONUCU ÖLÜM % 11 ORANINDA ARTTI.

    SGK 2020 yılı istatistiklerinde 384.262’ü 4a statüsünde, 343’ü 4b statüsünde çalışanların geçirdiği kazalar olmak üzere toplam 384.605 iş kazası meydana geldiği belirtilmişti. SGK 2021 yılı istatistiklerinde 511.084’ü 4a statüsünde, 555’i 4b statüsünde çalışanların geçirdiği kazalar olmak üzere toplam 511.639 iş kazası meydana geldiği bilgisi yer almaktadır. SGK istatistiklerine göre 2021 yılında meydana gelen iş kazası sayısı 2020 yılına göre %33 oranında artmıştır.

    SGK, 2021 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerine göre 2021 yılında iş kazaları sonucu 1.394 sigortalı hayatını kaybetti, hayatını kaybedenlerin 1382’si, 4a kapsamında, 12’si 4b kapsamında çalışanlar, SGK istatistiklerine göre, 2021 yılında meslek hastalığı sonucu hayatını kaybeden 35 emekçinin tamamı 4a statüsünde çalışanlar. SGK, 2020 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerine hayatını kaybettiği belirtilenlerden 1.231’i 4a, 9’u 4b kapsamında idi. SGK istatistiklerine göre 2021 yılında meydana gelen iş kazası sonucu ölüm, 2020 yılına göre %11 oranında artmıştır.

    2021 yılında iş kazası sayısında, meslek hastalığı sayısında, iş kazası sonucu ölüm sayısında artış görülürken, yıllardır SGK istatistiklerinde meslek hastalığı sonucu ölüm tespit edilmemişken, 2020 yılı istatistiğinde 5, 2021 yılında 35 sigortalının meslek hastalığı sonucu hayatını kaybettiği bilgisi yer almaktadır.

    Erkek Kadın Toplam
    2020 Yılı İş Kazası Sayısı (4a) 314.897 69.365 384.362
    2020 Yılı İş Kazası Sayısı (4b) 329 14 343
    2021 Yılı İş Kazası Sayısı (4a) 417.078 94.006 511.084
    2021 Yılı İş Kazası Sayısı (4b) 531 24 555
    2020 Yılı İş Kazası Sonucu Ölüm (4a) 1.197 34 1.231
    2020 Yılı İş Kazası Sonucu Ölüm (4b) 9 – 9
    2021 Yılı İş Kazası Sonucu Ölüm (4a) 1.350 32 1.382
    2021 Yılı İş Kazası Sonucu Ölüm (4b) 12 – 12

    Tablo 1: SGK İstatistiklerine göre 2020 ve 2021 yıllarında yılarında iş kazası geçiren ve iş kazası sonucu ölen sigortalıların sayısı ve cinsiyete göre dağılım

    SGK İstatistiklerine göre 2021 yılında 4a statüsündeki erkek sigortalı sayısı 11.046.133, kadın sigortalı sayısı 5.123.146 idi, buna göre 2021 yılında 4a statüsünde çalışan her 100 erkek sigortalıdan 3,77 si iş kazası geçirirken, her 100 kadın sigortalıdan 1,83’ü iş kazası geçirdi. SGK istatistiklerinde sektörlerde çalışan sayısının cinsiyete göre dağılımı yer almadığından bu farkın kaynağına ilişkin değerlendirme yapmamız mümkün olmamıştır.

    2021 yılında 4a statüsünde çalışan SGK’lı sayısı 16.169.679 idi, Buna göre her 100.000 işçiden 8,54’ü iş kazası sonucu hayatını kaybetti.

    AB’de toplam istihdam edilen kişi sayısına göre en az işçi ölümü oran açısında Hollanda’da yaşanıyor. Bu ülkede her 100 bin çalışan başına yaşanan ölüm oranı yüzde 0.60. Bu oran Romanya’da 4.33, Lüksemburg’da 4,22, Bulgaristan’da 3.14, Fransa’da 2,74, Almanya’da 0,78. Bu rakamlar göstermektedir ki; 100.00 işçide ölüm oranı, Hollanda’nın 14 katı, Romanya’nın 2 katı, Fransa’nın 3,111 katı.

    İSİG MECLİSİ İŞ CİNAYETLERİ RAPORUNDA

    2021 YILINDA EN AZ 2.170 EMEKÇİNİN İŞ CİNAYETLERİNDE HAYATINI KAYBETTİĞİ AÇIKLANMIŞTI

    İSİG Meclisince 2022 yılı Ocak ayında açıklanan 2021 yılı “ İş Cinayetleri Raporu”nda 2.170 emekçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği açıklanmıştı. İSİG meclisi raporuna göre 2021 yılında hayatını kaybedenlerin sayısı SGK tarafından açıklanandan 776 kişi daha fazla.

    İSİG Meclisi açıklamalarında iş cinayetleri sonucu hayatını kaybedenler, isim, isim açıklanmakta, yıl içerisindeki açıklamalarda da işyeri, yaş, memleket bilgileri ile açıklanmakta, bu nedenle İS;G Meclisi açıklamalarını tartışmak anlamsız,

    İSİG Meclisi işkolları sınıflaması ile SGK işkolları sınıflaması farklı olmakla birlikte tarım ve orman işlerinde yoğun iş kazalarının yaşandığı bilinen bir gerçekliktir. SGK 2021 yılı istatistiklerine göre Ormancılık ile endüstriyel ve yakacak odun üretimi işlerinde 19 SGK’ lının hayatını kaybettiği bilgisi yer alırken İSİG Meclisi Raporuna göre; 2021 yılında

    Tarım, Orman işkolunda 318 emekçi (161 çiftçi ve 157 işçi) hayatını kaybetti. Tarım, orman sektörü işçi sağlığı güvenliği alanının en sorunlu alanlarındandır.

    İSİG Meclisi raporlarında, çiftçilerin, yasal ya da yasal olmayan yollarla istihdam edilsin T.C. vatandaşı olmayan diğer çalışanları geçirdikleri kazaların da iş cinayetleri raporlarında yer aldığını belirtmekte yarar var. İSİG Meclisi Raporunda bu duruma, “

    2021 yılında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına baktığımızda 1864 ücretli (işçi ve memur) ve 306 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 86’sını ücretliler yüzde 14’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor…” şeklinde açıklama da yapılmaktadır.

    İSİG Meclisi iş cinayetleri raporu ile SGK istatistikleri karşılaştırmasını başka bir yazıda değerlendirmek daha uygun olacaktır. Ben, şimdilik SGK istatistik yıllığına değineceğim.

    SGK İSTATİSTİĞİNE GÖRE 2021 YILINDA

    35 SİGORTALI MESLEK HASTALIĞI SONUCU HAYATINI KAYBETTİ

    Yıllardır SGK istatistiklerinde meslek hastalığı sonucu ölüm tespit edilmemişken, 2020 yılı istatistiğinde 5 sigortalının meslek hastalığı sonucu hayatını kaybettiği açıklanmıştı. 2021 yılı istatistiklerinde 35 sigortalının meslek hastalığı sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Bunun yanında İSİG Meclisi raporunda

    Covid-19 nedeniyle 625 işçinin hayatını kaybettiği belirtilirken, SGK 2021 yılı istatistiklerinde İnsan sağlığı hizmetlerinde çalışmakta olan 26 sigortalının meslek hastalığı sonucu hayatını kaybettiği belirtilmektedir.

    2021 yılında Mart ayı başında okullarda yüz yüze eğitim başlamıştı. 12 Nisan 2021 tarihli gazetelerde yüzyüze eğitim başladıktan sonraki 45 gün içerisinde 26 öğretmen hayatını kaybettiği haberleri yer almıştı.

    İsigmeclisi.org de 12 Eylül 2021 tarihinde yayımlanan “

     

    Covid-19 Bir İşçi Sınıfı Hastalığıdır…

     

    Salgının on sekizinci ayında en az 1209 işçi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti” başlıklı yazıda, 12 Eylül 2021 tarihine kadar covid-19 hastalığı nedeniyle 1209 işçinin hayatını kaybettiği bilgisi yer almaktaydı. SGK istatistiklerinden anladığımız kadarı ile 26 işçi covid-19 nedeni ile hayatını kaybetmiş, her ne kadar covid-19 gündemdeki yerini epeyce kaybetmiş olsa da, covid-19 dan işçi ölümlerinin iş kazası olarak sayılması gerektiğini düşünmekteyim.

     

    Ülkemizde tanı konulan her 10 akciğer kanserinin, her 10 KOAH’in, her 10 astımın en az en az 1’inin sebebi kişinin yaptığı işiyle ilgilidir yani meslekidir! Sadece bu 3’ünü toplasak yılda en az 50-60 bin meslek hastalığı eder.

    SGK istatistiklerine göre, 2021 yılında 4.a statüsünde 1297, 4b statüsünde 2 olmak üzere toplam 1.299 SGK’lı da meslek hastalığı tespit edildi. 2020 yılında yılında 4.a statüsünde 908, 4b statüsünde 1 olmak üzere toplam 909 SGK’lı da meslek hastalığı tespit edilmişti. 2020 yılına göre tespit edilen meslek hastalığı sayısı %43 oranında artmış olsa da ülkemizde meslek hastalığı ve meslek hastalığı sonucu ölümlerin tespit edilmediği gerçeği sürmektedir.

    Erkek Kadın Toplam
    2020 (4a)

    Meslek hastalığı sayısı

    724 184 908
    2021 (4a)

    Meslek hastalığı sayısı

    933 274 1.207
    2020 (4b)

    Meslek hastalığı sayısı

    1 1
    2021 (4b)

    Meslek hastalığı sayısı

    2 2

    2020 (4a)

    Meslek hastalığı sonucu ölüm

    5

    5

    2020 (4b) Meslek hastalığı sonucu ölüm

    ….

    ……

    —–

    2021 (4a)

    Meslek hastalığı sonucu ölüm

    31

    4

    35

    2021 (4b)

    Meslek hastalığı sonucu ölüm

    ——-

    ——

    ——

     

    Tablo 2:

    SGK istatistiklerine göre 2020 ve 2021 yıllarında tespit edilen meslek hastalığı sayısı ve meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı

    2020 yılında İstanbul’da 256, Kocaeli’nde 92, İzmir’de 43, Konya’da 10, Ankara’da 31, Balıkesir’de 3, Zonguldak’ta 32, Yalova’da 13,Artvin’de 6, Eskişehir’de 9, Kütahya’da 15, Manisa’da 18, K. Maraş’ta 8, Sakarya’da 36, Tekirdağ’da 18, Osmaniye’de 10 meslek hastalığı tespit edilmiş, 35 ilde hiç meslek hastalığı tespiti yapılmamıştır.

    2021 yılında İstanbul’da 352, Kocaeli’nde 249, İzmir’de 56, Konya’da 13, Ankara’da 31, Balıkesir’de 5, Zonguldak’ta 28, Yalova’da 23 meslek hastalığı tespit edilirken, Karabük’te 3 meslek hastalığı tespit edilmiş, 19 ilde 1’er meslek hastalığı tespit edilirken 27 ilde ise hiç meslek hastalığı tespit edilmemiştir.

    1. yılında tespit edilen meslek hastalıklarından 557’si (Tespit edilen meslek hastalığı sayısının %46,14 ‘ü) Meslek Hastalıkları Listesinde yer almayan hastalık olarak belirtilmiştir. 169’û (Tespit edilen meslek hastalığı sayısının %14’ü) “ Sigortalılığı sona erdikten sonra meslek hastalığı teşhisi konulan sigortalı”dır. 124’u (Tespit edilen meslek hastalığı sayısının %10,24’ü ) “ Pnömokonyoz, diğer silisyum içeren tozlara bağlı” olarak tanımlanan Solunum sistemi hastalığıdır. yılında tespit edilen kömür işçisi pönomokonyozu sayısı 18’dir. 146’sı (Tespit edilen meslek hastalığı sayısının %12’si) Kas İskelet Sistemi Hastalığıdır. (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kayıp Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde Kas İskelet Sistemi Hastalıkları diye bir gruplandırma bulunmamaktadır)

    İş Kazası Sonucu En Çok Ölüm İnşaat Sektöründe

    2020 yılına göre 2021 yılında inşaat sektöründe meydana gelen iş kazası %125 oranında artarken,

    Hayatını kaybedenlerin sayısı, %10 oranında arttı

    inşaat sektöründe çalışan her 100 işçiden 3’ü iş kazası geçirdi,

    Her 100.000 işçiden 23’ü iş kazası sonucu hayatını kaybetti

    Yıllardır olduğu gibi, 2021 yılında da iş kazası sonucu ölüm en çok inşaat işlerinde yaşandı. SGK istatistiklerine göre 2021 yılında bina inşaatlarında meydana gelen 32.131 iş kazasında 213, bina dışı yapı (Karayolu, Demiryolu, Havaalanı vb.) inşaatında yaşanan 18.318 kazada 106, özel inşaat faaliyetlerinde(yıkım, tesisat, havalandırma vb. ) meydana gelen 7.658 kazada, 66 işçi olmak üzere toplam 58.107 sigortalının geçirdiği iş kazasında 385 işçi (2021 yılında İş kazası sonucu hayatını kaybeden 4a statüsündekilerin %27.35’i) hayatını kaybetti. (2019 ve 2020 yıllarında ölümlü iş kazalarının %28’ inin inşaat işyerlerinde meydana gelmişti.) (SGK istatistiklerine göre, 2020 yılında inşaat sektöründe 1.587.666 SGK’ lı çalışan varken 2021 yılında bu sayı 1.630.678 oldu. SGK istatistikleri inşaat sektöründe çalışan her 100 işçiden 3’ünün iş kazası geçirdiğini, her 100.000 işçiden 23’ünün iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini göstermektedir. Tüm sigortalı sayısına göre her 100 işçiden 3,1 ‘i iş kazası geçirdi, bu oran inşaat iş kolunda kaza geçiren SGK’lı sayısının tüm sektörler ortalamasından daha fazla olmadığını göstermektedir. Ancak kaza sonucu ölüm oranı inşaat sektöründe diğer sektörlere göre çok fazladır, 2021 yılında 4a statüsünde çalışanlardan 100.000 işçiden 8,5’u iş kazası sonucu hayatını kaybederken bu inşaat sektöründe 23’tür.

    Yıl İnşaat sektöründeki Sigortalı Sayısı İnşaat sektöründeki İş kazası sayısı İnşaat sektöründe meydana gelen iş kazaları sonucu ölüm sayısı İnşaat sektöründeki kaza sayısının tüm sektörler içindeki kaza sayısına oranı (%) İnşaat sektöründeki ölüm sayısının tüm sektörler içindeki ölüm sayısına oranı (%)

    İnşaat sektöründeki çalışan her 100 kişiden iş kazası geçiren sayısı

    İnşaat sektöründeki çalışan her 100.000 kişiden iş kazası sonucu hayatını kaybeden sayısı

    2018

    1.601.469

    77.157

    591

    17.90

    37.09

    4,82

    36,90

    2019

    1.294.788

    47.701

    323

    11.30

    28.00

    3,68

    24,94

    2020

    1.587.666

    43.904

    347

    11,43

    27.98

    2,76

    21,85

    2021

    1.630.678

    58.107

    385

    11,36

    27,85

    3,56

    23,67

     

    Tablo 3: İnşaat sektöründeki iş kazası verilerinin (4a) 2018, 2019,2020, 2021 yılları karşılaştırması

    İNŞAAT İŞLERİNDEN TAN SONRA EN ÇOK ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI KARA TAŞIMACILIĞI

    VE BORU TAŞIMACILIĞI İŞLERİNDE

    2021 yılı SGK istatistiklerinde iş kazası sonucu hayatını kaybeden 1.382 sigortalının 220’sinin ( İş kazası sonucu hayatını kaybedenlerin %15.84’ü) “Kara taşımacılığı ve boru hattı taşımacılığı” sektöründe çalıştığı bilgisi yer almaktadır.

    İSİG Meclisinin 2019 yılı “İş Cinayetleri Raporu’nda” yer alan bilgilere göre 2019 yılında Tarım, Orman işkolunda 442, İnşaat, Yol işkolunda 336, taşımacılık işkolunda 234 işçİ iiş kazaları sonucu hayatını kaybetmiştir. 2020 yılında ise İnşaat, Yol işkolunda 355, taşımacılık işkolunda 248, Tarım, Orman işkolunda 442 işçi iş kazaları sonucu hayatını kaybetmiştir. 2021 yılı iş cinayetleri raporuna göre

    Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 345 emekçi; Tarım, Orman işkolunda 318 emekçi (161 çiftçi ve 157 işçi); İnşaat, Yol işkolunda 335 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 229 işçi; Taşımacılık işkolunda 186 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 113 işçi; Metal işkolunda 102 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

     

    İŞ KAZASI SONUCU ÖLÜM EN ÇOK İSTANBUL’DA MEYDANA GELDİ

     

    2021 YILINDA İSTANBUL’DA MEYDANA GELEN İŞ KAZALARI SONUCU 220 SİGORTALI HAYATINI KAYBETTİ

    2021 yılında en çok iş kazası (4a kapsamında) ( 116.570) İstanbul’da meydana geldiği gibi, İş kazası sonucu ölüm en çok İstanbul’da meydana geldi. İstanbul’da 2020 yılında 93.465 iş kazası meydana gelmişti. 2019 yılında 199 sigortalının hayatını kaybettiği İstanbul’da 2020 yılında meydana gelen iş kazaları sonucu 188 sigortalı hayatını kaybetti. İstanbul’da 2019 yılındaki sigortalı sayısı 4.130.578iken, 2020 yılında 4.248.775 , 2021 yılında 4..485.393 olduğu görülmektedir. İstanbul’da sigortalı sayısı 2020 yılına göre %4,68 oranında artarken kaza sayısı %24,72, kaza sonucu ölüm %17 oranında arttı.

    2021 yılında Ankara’ da meydana gelen iş kazalarında 4a statüsünde çalışan 111 işçi hayatını kaybetti. 2020 yılında, Ankara’da 103, 2019 yılında 88, İzmir’de 2021 yılında 68, 2020 yılında 95, 2019 yılında 55, Bursa’da 2021 yılında 62, 2020 yılında 49, 2019 yılında 48, Antalya’da 2021 yılında 49, 2020 yılında 36, 2019 yılında 47, Kocaeli’nde 2021 yılında 47, 2020 yılında 44, 2019 yılında 41, Adana’da 2021 yılında 37, 2020 yılında 36, 2019 yılında 31, Konya’da 2021 yılında 39, 2020 yılında 24, 2019 yılında 36 kişi hayatını kaybederken, 2021 yılında Hakkari ve Kars’ta hiç ölümlü iş kazası meydana gelmedi.

    İSİG Meclisi raporunda 2021 yılında İstanbul’da 260, İzmir’de 102; Kocaeli’nde 99, Bursa’da 73, Antalya’da 72, Ankara’da 66, Şanlıurfa’da 57 (SGK istatistiklerinde 7), Gaziantep’te 56, Samsun’da 56, Mersin’de 55, Konya’da 51, Adana’da 50, , Manisa’da 49, Tekirdağ’da 49, Muğla’da 44, , Zonguldak’ta 44, kişinin iş cinayetleri sonucu hayatını kaybettiği belirtilmektedir.

     

    İŞ KAZASI GEÇİRENLERİN YAŞI

    yılında iş kazası geçirenlerin 375’i 14, 614’u 15, 1.453’ü 16, 3.252’si 17 yaşında olmak üzere, toplam 5.114’ü 18 yaşın altındadır. İş kazası geçirenlerden832’si de 65 ve daha üzeri yaştadır.

    İş kazası sonucu ölenlerin 31’i 65 yaş ve üzeri, 5’i de 18 yaşın altındadır.

    İŞ KAZASI SIKLIK HIZI VE İŞ KAZASI AĞIRLIK HIZI ARTTI

    Her 1.000. 000 çalışma saatinde meydana gelen iş kazası sayısı, “iş kazası sıklık hızı” olarak ifade edilmektedir. 2019 yılında olan iş kazası sıklık hızı 10.76, 2020 yılında 10,85 iken 2021 yılında 12,27 olarak gerçekleşmiştir.

    İş kazası sıklık hızının hesaplanmasında başka bir yöntem de her 100 çalışana karşılık gelen iş kazası sayısıdır. Bu hesaplamaya göre 2019 yılında iş kazası sıklık hızı 2.42, 2020 yılında 2,44 iken 2021 yılında 2,76 olarak gerçekleşmiştir.

    İş kazalarına ilişkin başka bir kavram da, “iş kazası ağırlık hızı” kavramıdır. İş kazası ağırlık hızının belirlenmesinde de 2 yöntem bulunmaktadır. 1. Yöntemde, bir takvim yılında çalışılan her

    1.000.000 saate meydana gelen iş kazası sonucu kaç iş gününün kaybedildiğini gösterir. 2019 yılında iş kazası ağırlık hızı 548, 2020 yılında 568 iken 2021 yılında 532 olarak gerçekleşmiştir. İkinci yöntemde çalışılan 100 iş saatinde iş kazası nedeniyle kaybolan iş saatini bulmak için kullanılır. 2019 yılında çalışılan 100 iş saatinde iş kazası nedeniyle 0.438 iş saati 2020 yılında 0.455 iş saati kaybedilmiş iken, s2021 yılında 0,426 saat kaybedilmiştir.

    Tablo 4 : Yıllara Göre İş Kazası Sayısı, iş kazası sıklık ve ağırlık oranları

    İŞYERİ BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE İŞ KAZASI SAYILARI

    SGK İstatistiklerine göre 2021 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybeden 1.382 sigortalıdan 798’i toplamda 10.690.971 işçinin istihdam edildiği 50’nin altında çalışanı olan işyerlerinde 4a statüsünde çalışıyordu. Dolayısı ile 2021 yılında 4a statüsünde çalışanlardan, 100.000 işçiden 8,5’u iş kazası sonucu hayatını kaybederken 50’nin altında çalışanı olan işyerlerinde 100.000 çalışandan 7,47’si iş kazası sonucu hayatını kaybetti.

    SGK İstatistiklerine göre 2021 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybeden 1.382 sigortalıdan 584’ü toplamda 5.478.708 işçinin istihdam edildiği 50 ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde 4a statüsünde çalışıyordu. Dolayısı ile 2021 yılında 4a statüsünde çalışanlardan, 100.000 işçiden 8,5’u iş kazası sonucu hayatını kaybederken 50’nin üzerinde çalışanı olan işyerlerinde 100.000 çalışandan 10,66’sı iş kazası sonucu hayatını kaybetti. Bu sonuçlar yıllardır, iş kazalarında hayatını kaybedenlerin çoğunluğunun 50’nin altında çalışanı olan işyerlerinde çalışmaktadır tespiti dışında bir sonucu gösteriyor.

    2021 yılında 50’nin altında çalışanı olan işyerlerinde toplam 131.138 iş kazası meydana geldi. Her 100 çalışandan 1.22’si iş kazası geçirirken 50 ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde ise 379.976 iş kazası meydana geldi dolayısı ile 50 ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde her 100 çalışandan 6,93’ü iş kazası geçirmiştir. Çok ilginç bir sonuç.

    SGK İstatistiklerine göre 2020 yılında 50’nin altında çalışan olan işyerlerinde 4a statüsünde 8.618.871 sigortalı çalışıyordu. İş kazası sonucu hayatını kaybeden 1231 sigortalıdan 704’ü de bu işyerlerinde çalışıyordu. Dolayısı ile 50’nin altında çalışanı olan işyerlerinde 100.000 çalışandan 8.17’si 2020 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybetmiştir.

    SGK İstatistiklerine göre 2020 yılında 50 ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde 4a statüsünde 7.390.580 sigortalı çalışıyordu iş kazası sonucu hayatını kaybeden 1231 sigortalıdan 527’si de bu işyerlerinde çalışıyordu. Dolayısı ile 50 ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde 100.000 çalışandan 7.13’ü 2020 yılında iş kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. 2020 yılında 50’nin altında çalışanı olan işyerlerinde her 100 çalışandan 1.15’i iş kazası geçirirken 50 ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde her 100 çalışandan 3.85’i iş kazası geçirmiştir.

    İşyerinde Çalışan Sayısı

    Toplam Çalışan Sayısı

    (4a)

    İş Kazası Sayısı

    İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı

    2021 yılında

    100.000 Çalışana (4a) Karşılık Gelen

    İş Kazası Sonucu ölüm

    1- 3

    2.165.131

    9.940

    133

    6,14

    4- 9

    2.605.931

    23.828

    177

    6,80

    10-19

    1.927.697

    33.726 (10-20 Çalışan)

    238 (10-20 Çalışan)

    12,34

    20- 49

    2.451.039

    63.654 (21-49 Çalışan)

    250 (21-49 çalışan)

    10,50

    50- 99

    1.540.973

    56.648

    161

    10,45

    100- 249

    1.993.399

    106.928

    188

    9,43

    250-499

    1.288.923

    61.775

    105

    8,14

    500-749

    632.430

    750-999

    400.563

    500-999

    65.716

    81

    1.000 ve üzeri

    1.163.393

    78.861

    49

    4,21

     

    Tablo 5:İşyeri büyüklüklerine göre 2021 yılında iş kazası geçirenler ve kaza sonucu hayatını kaybedenlerin dağılımı

    İşyerinde Çalışan Sayısı Toplam Çalışan Sayısı

    (4a)

    İş Kazası Sayısı İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı 2020 yılında 100.000 Çalışana (4a) Karşılık Gelen Ölüm 2019 yılında 100.000 Çalışana Karşılık Gelen Ölüm
    1. 3
    2.028.051 7.514 95 4.68 6.38
    4- 9 2.439.471 19.052 193 7.90 6.90
    10- 19 1.830.570 25.576 172 9.40 9.62
    20- 49 2.320.779 47.499 244 10.50 9.04
    50- 99 1.439.496 43.140 151 10.50 9.77
    100-199 1.414.308 55.435 148 10.46 9.01
    200-249 440,751 20.644 27 6.12 7.42
    250-499 1.246.328 61.775 73 5.85 7.02
    500-999 2.216.377 45.921 56 2.52 6.72
    1.000 ve üzeri 1.073.630 57.706 72 6.70 7.49

    Tablo 6: İşyeri büyüklüklerine göre 2020 yılında iş kazası geçirenler ve kaza sonucu hayatını kaybedenlerin dağılımı (4a)

    İŞ KAZASI GEÇİRENLER VE İŞ KAZASI SONUCU ÖLENLER

    SON ÇALIŞTIKLARI İŞYERİNDE NE KADAR SÜREDEN BERİ ÇALIŞIYORLARDI

    Kaza geçirilen

    Kaza geçirdikleri işyerinde çalışma süresi

    İş Kazası sayısı İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı İş kazası sayısının Toplam İş Kazası Sayısına Oranı (%) Ölüm Sayısının Toplam Ölüm Sayısına Oranı (%)
    1 Gün 2.721 23 0,53 1,66
    2-7 Gün 14.802 82 2,9 5,93
    8-30 Gün 47.760 155 9,34 11,26
    1 aydan fazla – 3 ay dahil 78.699 208 15.40 15,05
    3 aydan fazla- 1 yıl dahil 137.160 316 26,84 22,86
    1 yıldan fazla-2yıl dahil 70.562 157 13,80 11,36
    2 yıldan fazla- 5 yıl dahil 97.191 222 19,01 16,06
    5 yıldan fazla – 10 yıl dahil 40.342 86 7,89 6,22
    10 yıldan fazla 15.541 51 3,04 3,69
    Bilinmeyen 6.396 82 1,24 5,93

    Tablo 7: 2021 yılı İş kazası geçirenlerin son işyerinde çalışma süreleri (4a)

    Kaza geçirilen işyerinde çalışma süresi İş Kazası sayısı İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı İş kazası sayısının Toplam İş Kazası Sayısına Oranı (%) Ölüm Sayısının Toplam Ölüm Sayısına Oranı (%)
    1 Gün 1.943 27 0.46 2.20
    2-7 Gün 10.543 63 2.50 5.12
    8-30 Gün 33.510 144 7.93 11.70
    1 aydan fazla – 3 ay dahil 55.821 178 13.21 14.46
    3 aydan fazla- 1 yıl dahil 99.562 280 23.56 22.75
    1 yıldan fazla-2yıl dahil 61.473 153 14.55 12.43
    2 yıldan fazla- 5 yıl dahil 74.923 177 17.73 14.38
    5 yıldan fazla – 10 yıl dahil 31.481 84 7.45 6.83
    10 yıldan fazla 12.034 42 2.85 3.40
    Bilinmeyen 4.972 83 1.18 6.74

     

    Tablo 8: 2020 yılı İş kazası geçirenlerin son işyerinde çalışma süreleri (4a)

    SGK istatistiklerine göre iş kazaları sonucu hayatını kaybedenlerin %19’unun son çalıştıkları işyerinde en fazla 1 aydır, %56’76’sının 1 yıldır çalışmakta olduklarını gösteriyor, bu noktanın üzerinde durulması gerekiyor.

    2020 yılında İş Kazası sonucu hayatını kaybedenlerin %19’u kaza geçirdikleri işyerinde bir ay veya daha az süredir, %61’i bir yıl veya daha az süredir, çalışıyorlardı.

     

    İŞ KAZASI GEÇİRENLER İLE İŞ KAZASI SONUCU ÖLENLERİN YARALANMASINA, ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN OLAY

    İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Yaralanmasına – ölümüne Sebep Olan Olay İş Kazası Sayısı Toplam iş kazası içindeki oranı (%) İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı Toplam ölümler içindeki Oranı (%)
    Bilgi Yok 21.421 4,91 175 12.66
    Elektrik akımı, ısı, tehlikeli maddelerle temas 10.384 2,03 63 4,56
    Boğulma, gömülme, sarılma 480 0.094 24 1,74
    Sabit bir nesneye yatay veya düşey darbe (kazazede hareket halindeyken) 55.172 10.80 141 10,20
    Hareket halindeki bir nesnenin çarpması, çarpışma 43.833 8,57 200 14,41
    Sivri, uçlu, sert veya kaba bir Materyal Araç ile temas 81.164 16,3 20 1,44
    Kısılmak, ezilmek, vb. 48.448 9,48 110 7,93
    Fiziksel veya ruhsal baskı 9.099 1,78 10 0.72
    Isırılma, tekme 3.668 0,72 0 0
    Bu sınıflandırmada listelenmemiş Yaralanmaya sebep olan hareket (olay) 237.435 46,46 639 46,07
    Toplam-Total 511.084 100 1.382 100

    Tablo 9: 2021 yılında İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Yaralanmasına – ölümüne Sebep Olan Olay (4a)

    SGK istatistiği diyor ki; 2021 yılında meydana gelen iş kazaları nedeni ile meydana gelen ölümlerin %46’sına sebep olan olay hakkında ya bilgim yok, ya da sınıflandırmamda yer almıyor, burada söze gerek var mı?

    İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Yaralanmasına – ölümüne Sebep Olan Olay İş Kazası Sayısı Toplam iş kazası içindeki oranı (%) İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı Toplam ölümler içindeki Oranı (%)
    Bilgi Yok 16.849 4.38 156 12.67
    Elektrik akımı, ısı, tehlikeli maddelerle temas 7.478 1.94 50 4.06
    Boğulma, gömülme, sarılma 373 0.09 24 1.95
    Sabit bir nesneye yatay veya düşey darbe (kazazede hareket halindeyken) 38.649 10.05 129 10.48
    Hareket halindeki bir nesnenin çarpması, çarpışma 31.416 8.61 200 15.25
    Sivri, uçlu, sert veya kaba bir Materyal Araç ile temas 63.123 16.43 14 1.14
    Kısılmak, ezilmek, vb. 37.030 9.64 86 6.99
    Fiziksel veya ruhsal baskı 5.642 1.47 11 0.89
    Isırılma, tekme 3.028 0.79 0 0
    Bu sınıflandırmada listelenmemiş Yaralanmaya sebep olan hareket (olay) 181.034 47.11 561 45.57
    Toplam-Total 384.262 100 1.231 100

    Tablo 10: 2020 yılında İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Yaralanmasına – ölümüne Sebep Olan Olay (4a)

    SGK istatistiği diyor ki; 2020 yılında meydana gelen iş kazaları nedeni ile meydana gelen ölümlerin %58,24’ü ne sebep olan olay hakkında ya bilgim yok, ya da sınıflandırmamda yer almıyor,

    İŞ KAZASI GEÇİRENLER İLE İŞ KAZASI SONUCU ÖLENLERİN

    KAZA ANINDA YÜRÜTMEKTE OLDUĞU GENEL FAALİYET

    İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Kaza Anında Yürütmekte Olduğu Genel Faaliyet İş Kazası Sayısı Toplam iş kazası içindeki oranı (%) İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı Toplam ölümler içindeki Oranı (%)
    Bilgi Yok 17.372 3,40 113 8,17
    Üretim, imalat, işleme, depolama – Tüm türler 223.084 43,65 235 17,00
    Kazı, İnşaat, Onarım, Yıkım 38.246 7,48 249 18,01
    Tarımla ilgili meslek türü, ormancılık, bahçecilik, balık çiftçiliği, canlı hayvanlarla çalışma 3.723 0,73 24 1,73
    İşletmelere ve/veya kamuya sunulan hizmet; zihinsel faaliyet 17.707 3,46 43 3,11
    10, 20, 30 ve 40 altında kodlanmış işlerle ilgili görevler 6.827 1.33 31 2,43
    Hareket, spor, sanatsal faaliyet 14.688 2.87 62 4,48
    Sınıflandırmada listelenmemiş kaza anında kazazedenin yaptığı faaliyet 189.307 37,04 625 45,22
    Toplam-Total 511.084 100 1.384 100

    Tablo 11: 2021 yılında İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Kaza Anında Yürütmekte Olduğu Genel Faaliyet (4a)

    İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Kaza Anında Yürütmekte Olduğu Genel Faaliyet İş Kazası Sayısı Toplam iş kazası içindeki oranı (%) İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı Toplam ölümler içindeki Oranı (%)
    Bilgi Yok 14.746 3.84 94 7.64
    Üretim, imalat, işleme, depolama – Tüm türler 161.773 42.10 195 15.85
    Kazı, İnşaat, Onarım, Yıkım 29.025 7.55 232 18.85
    Tarımla ilgili meslek türü, ormancılık, bahçecilik, balık çiftçiliği, canlı hayvanlarla çalışma 2.554 0.66 30 2.44
    İşletmelere ve/veya kamuya sunulan hizmet; zihinsel faaliyet 13.449 3.50 37 3.00
    10, 20, 30 ve 40 altında kodlanmış işlerle ilgili görevler 5.430 1.41 14 2.44
    Hareket, spor, sanatsal faaliyet 10.683 2.78 75 6.09
    Sınıflandırmada listelenmemiş kaza anında kazazedenin yaptığı faaliyet 146.602 38.15 554 45
    Toplam-Total 384.262 100 1.231 100

    Tablo 12: 2020 yılında İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerin Kaza Anında Yürütmekte Olduğu Genel Faaliyet (4a)

    SGK diyor ki; 2021 yılında İş Kazası Geçirenler ile İş Kazası Sonucu Ölenlerden %45’22 sinin Kaza Anında Yürütmekte Olduğu Genel Faaliyeti ya bilmiyorum ya da sınıflandırmamda listelemediğim başlıklarda yer alıyor,

    peki bu istatistik bize nasıl yol gösterecek.

    İŞ KAZASI SONUCU ÖLENLERİN OLAYI NORMAL SEYRİNDEN SAPTIRAN VE KAZAYA SEBEBİYET VEREN OLAYA (SAPMA) GÖRE DAĞILIMI

    İş Kazası Sonucu Ölenlerin Olayı Normal Seyrinden Saptıran ve

    Kazaya Sebebiyet Veren Olaya (Sapma) Göre Dağılımı

    İş Kazası Sayısı İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı
    Elektrik sorunları, patlama, yangın nedeniyle sapma 4.396 66
    Taşma, devrilme, sızma, buharlaşma, emisyon sapması 18.639 63
    Maddi Aracın kırılma, patlama, ayrılma, kayma, düşme, çökmesi 35.763 118
    Bir makinenin, taşıma aracının veya işleme ekipmanının, elle

    kullanılan alet, nesne, hayvanın denetimden çıkması (tam veya kısmi)

    71.591 141
    Kayma veya tökezleme – düşme, kişilerin düşme 74.472 221
    Fiziki baskı olmadan beden hareketi (genellikle dış bir yaralanmaya

    yol açan)

    45.078 26
    Fiziki baskıyla veya fiziki baskı altında beden hareketi (genellikle dış bir yaralanmaya yol açan) 23.666 7
    Şok, korku, vahşet, saldırganlık, tehdit, bulunma 4.227 15
    Bu sınıflandırmada listelenmemiş başka Sapma 133.252 725
    Toplam-Total 511.084 1.382

    Tablo13: 2021 yılı İş Kazası Sonucu Ölenlerin Olayı Normal Seyrinden Saptıran ve Kazaya Sebebiyet Veren Olaya (Sapma) Göre Dağılımı(4a)

    SGK istatistikleri diyor ki; 2021 yılında İş Kazası Sonucu Ölenlerin %52,46’sının ölümüne neden olan “Olayı Normal Seyrinden Saptıran ve Kazaya Sebebiyet Veren Olay (Sapma) sınıflandırmamızda yer almıyor.

    İş Kazası Sonucu Ölenlerin Olayı Normal Seyrinden Saptıran ve

    Kazaya Sebebiyet Veren Olaya (Sapma) Göre Dağılımı

    İş Kazası Sayısı İş Kazası Sonucu Ölüm Sayısı
    Elektrik sorunları, patlama, yangın nedeniyle sapma 3.509 60
    Taşma, devrilme, sızma, buharlaşma, emisyon sapması 14.433 61
    Maddi Aracın kırılma, patlama, ayrılma, kayma, düşme, çökmesi 28.165 94
    Bir makinenin, taşıma aracının veya işleme ekipmanının, elle

    kullanılan alet, nesne, hayvanın denetimden çıkması (tam veya kısmi)

    54.217 139
    Kayma veya tökezleme – düşme, kişilerin düşme 53.948 215

    Fiziki baskı olmadan beden hareketi (genellikle dış bir yaralanmaya

    yol açan)

    32.683 20
    Fiziki baskıyla veya fiziki baskı altında beden hareketi (genellikle dış bir yaralanmaya yol açan) 16.698 14
    Şok, korku, vahşet, saldırganlık, tehdit, bulunma 3.410 21
    Bu sınıflandırmada listelenmemiş başka Sapma 177.199 607
    Toplam-Total 384.262 1.231

    Tablo 14: 2020 yılı İş Kazası Sonucu Ölenlerin Olayı Normal Seyrinden Saptıran ve Kazaya Sebebiyet Veren Olaya (Sapma) Göre Dağılımı(4a)