Kal, gitme…

Eğitim almış genç ve yetişkin nüfusun mevcut baskı ve değersizleştirme süreci etkisiyle ülkeden uzaklaşarak, yurt dışına gitme gerçeğine dikkat çekmek istiyorum…

Haklı bir itirazla belirsiz ve karanlık bir geleceğe hızla sürüklenen gençler; bu savrulmayı, işsizliği, adaletsizliği, reddediyorlar…

Adil, eşitlikçi, refah seviyesi yüksek, sosyal demokrat ve bağımsız bir yaşam modeli savunan gençlere tüm mesleklere demek isterim ki, haklısınız. Cebinizde baki kalsın “Haklılığın” Eğer değişmesini istiyorsan, eğer değiştirmek istiyorsan, kal. Korkma birlikte değiştirelim…

Bu ülke; çocukların, sizin, benim senin, bizim…

Doğru, oldukça sağlıksız, hatta anlamsız zamanlardasınız. Evet; sen, siz, doktorlar, avukatlar, üniversite okuyup bir türlü atanamayan gençler, ben ve hepimiz…

Şüphesiz ki; daha adil, eşit, kaygı ve endişeden uzak özgür bir dünyada son derece haklılık dolu yaşam hayaliniz, hayallerimiz var. Ayrıştırıldığınız, ötekileştirildiğiniz, baskı altında, kaygılarla dolu ve hatta darp edilip, öldürüldüğünüz bu coğrafyadan gitmek istiyorsunuz. Ki, bu da haklılığınız da en büyük parçanız…

Zira, karşıya bakıyorsunuz manzara değişmiyor. Durdurulamaz duygular geçidi içinde bocalıyor ve gitmenin çözümün bir parçası olacağını düşünüyorsunuz…

Ama gitme, gitmesi gereken SİSTEM. Kal ve toplumsal hoşgörüsüzlüğe, seçkinlerin tercihiyle şekil verilen ayrımcılığa, tüm baskılara ve sizleri yerinden etme politikaları üretenlere karşı birlikte dövüşelim…

Çünkü bu topraklar, bu hukuksuz sistemi besleyenlerin değil. Senin, benim, bizim…

Sizlere dokunacak sihirli bir değneğim yok, vaatlerde bulunacak bir gücüm de. Ama yanınızda duracak dirençli cümlelerim var…

Sen kal gitme…

Şüphesiz; daha eşitlikçi, insan hak ve hukukunu önceleyen coğrafyalar vardır. Ve fakat yer kürenin, tabiatın içinde kurulu yaşam formunun ve bu sistemin en arızalı parçasının “insan” olduğunu unutma. Nereye ve ne kadar uzağa gidersen git, insanın olduğu yerde hiçbir şey değişmeyecek…

Belki biraz daha yumuşayan zeminlerde bir kaç sorundan azade ve belki bir tutam daha rahat nefes alacaksın ama bu tam bir çözüm getirmeyecek. Çözüm olduğumuz yere gelmedikçe, bir kara parçasından bir başka kara parçasına savrulup duracağız…

Bak, hala burada nefes alıyoruz, kalplerimiz hala atıyor. Doğru, derinde gömülü korku. Ama onu çıkarabilir, ay ışığına asabiliriz, ışık aydınlatır karanlığı. Güneşte yakabiliriz bütün travmaları ve sonra dönülen karanlıktan yeni bir özgürlük ateşi yakabiliriz…

Hayır, hayır sandığının aksine, egemenler çok da özgür değiller. Yaşamları korkuyla dolu, sadece güzel bir kuyu içinde…

Onların istedikleri de bu, biat edecek bir toplulukla kalmak. Korkma, eğer değişmesini istiyorsan ve değiştirmek için kal, halkınla birlikte…

Sen iste ve sadece karanlığı yakmaya devam et. Aynı melodiyle, özgürlüğün ıslığıyla. Nefes al, kapat gözlerini ve sonra aç. Evet, işte kendi yurdundasın. Erimiş tüm karanlık, sen en parlak ışıksın…

Söndür karanlığı. Haykır, açık ve çok açık, tam bağımsız bir ülke hayalim için buradayım. Tüm travmaları yaktım, aydınlık için dövüşebilirim. Çünkü burası benim memleketim…

Sevgili; genç, yetişkin; doktor, avukat, akademisyen, bilim insanı, üniversite okuyup atanamayan, sen, ben, biz…

Eğer değişmesini istiyorsan, eğer değiştirmek istiyorsan kal, gitme…

Karanlık terk etsin bu ülkeyi, sen etme…

Değiştirelim birlikte…

Yazar hakkında:

Safiye Özşener kimdir: 1969 Van’ da doğdu. İlk okulu Adana’da, Orta ve Lise eğitimini Van’da tamamladı. Halen, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci. 1986-1989’da Adana’da Sabah’ta gazeteciliğe başladı. 1989-1990’da yine Adana’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı. 1990-1993’de Ankara, İlçe Belediyesinde Basın Danışmanlığı yaptı. 1993’de Kamu Kurumunda çalıştı. KESK/BES Sendikası İş yeri temsilciliği yaptı. Çeşitli dergi ve interaktif gazetelerde, makale ve köşe yazarı olarak mesleğe devam etti. Aynı zamanda “Şarap Rengi Bir Zaman” adlı şiiri kitabı bulunan Safiye Özşener, bir çocuk annesidir.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir