Yazar: Ali Erdoğan

  • TFF, hakemlerin direnişini kırdı, bugünler de GEÇÇEK

    Kişileri ve kurumları suçlarken…

    Gerekçeler ortaya konulmalı…

    Sudan bahaneler üretilmemeli…

    12 Süper lig hakemine, sezon sonuna kadar maç verilmeyeceği açıklanmasının Türk hakemliğine vurulmuş bir darbe olduğunu daha önce belirtmiştim…

    Bu hakemlerin suçu ne?

    Şike olayına mı karıştılar?

    Bahis mi oynadılar?

    Ne yaptılar?

    Bir yetkili çıkıp delikanlıca açıklasın…

    Ne yazık ki…

    Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemciler Derneği Başkanı Abdurrahman Arıcı da bir açıklama yapmıyor…

    Hakemler gruplara ayrılmış…

    Başkan Gaziantep’te hakemlerle eğlenceli bir yemek düzenliyor…

    Gelsin kebaplar…

    Gelsin künefe ve baklavalar…

    Hakemlerin sorunları umurunda değil…

    Gaziantep Belediye Başkanıyla boy boy fotoğraf yayınlanmak…

    Hakemlere sahip çıkmak değildir…

    Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemciler Derneği’nin…

    7 bin hakem, 3 bin gözlemci üyesi var…

    Bunlardan yüzde on para akıyor derneğe…

    10 bin kişilik bir sivil toplum kuruluşu…

    Nedense ses çıkaramıyor…

    Hakemler, dernek ne açıklama yapacak diye…

    İnternet sitesine girmek istiyor…

    O da ne…

    Site kapalı…

    Yeniden düzenlenecek…

    Anonsu konulmuş…

    Cüneyt Çakır, Ali Palabıyık, Fırat Aydınus, Abdülkadir Bitigen ve diğer 8 hakeme maç verilmeyeceği kararı alınıyor…

    Mete Kalkavan dışında tepki gösterip hakemliği bırakan, arkadaşlarına sahip çıkan yok…

    Gözler Halil Umut Meler ve Arda Kardeşler ’e çevrildi…

    Bu iki FİFA kokartlı hakem maç almayacaklarını açıkladılar…

    Olay tüm maçlara yansır düşüncesiyle…

    Ligler bir hafta kaydırıldı…

    Hakemler maçlarda tepki göstereceklerdi…

    Bunun önünü kestiler…

    Meler ve Kardeşler ile TFF Başkanı görüşüp bu iki ismi ikna etti…

    Ne sözü verildi kesin bilinmiyor…

    TFF Başkanı Nihat Özdemir şu sözü vermiştir…

    Halil sen Cüneyt’in yerine bir numara olacaksın…

    Sen Arda Ali’nin yerine iki numara olacaksın…

    Başka ne sözü verebilirler ki…

    Böylece hakemlerin direnişi de Halil Umut Meler ve Arda Kardeşler ile kırılmış oldu…

    Dik duramadılar…

    Yalandan tepki gösterip, eylemden kaçan bu iki isim…

    Yarın TFF ve MHK değiştiği zaman ne gibi yalanlar uyduracaklar…

    Hal böyle olunca da…

    Hiçbir hakem tepki gösterme cesaretinde bulunamadı…

    Emekçiler meydanlarda hak ararken…

    Kendilerine destek vermeyenlere haykırıyorlardı…

    SUSMA…

    SUSTUKÇA…

    SIRA …

    SANA DA GELECEK…

    Ve şu gerçek ki…

    Bu günler de GEÇÇEK…

  • Mart karı yağdı, TFF ve MHK küremeye çalışıyor

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde…

    Kadınlar savaş değil, barış isterken…

    Şiddete karşı çıkarken…

    Yedikleri coplar ve göz yaşartıcı gaza rağmen…

    Barışı…

    Sevgiyi…

    Her platformda dile getirdiler…

    İşte kadınların savaşa karşı çıktığı gün…

    Futbolda savaş ilan edildi…

    Merkez Hakem Kurulu 12 hakeme sezon sonuna kadar maç vermeyeceğini açıkladı…

    Nereden çıktı bu karar…

    Ligin bitimine 10 hafta kalmışken…

    Mete Kalkavan kararı protesto edip hakemliği bıraktı…

    FİFA kokartlı Halil Umut Meler ve Arda Kardeşler görev kabul etmediler..

    Bakalım hafta neler gösterecek…

    Şu bir gerçek ki…

    Ortalık toz-duman…

    Böyle bir operasyon kararını MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu 4 başlıkta özetledi…

    Performansı yetersiz olanlar…

    Kendini kurumun ve kurulun üzerinde görenler…

    Basınla ve siyasetle işini halletmeye çalışanlar…

    Ve Gündoğdu’ya göre de bu hakemleri yaklaşık 2 aydır takip ediyorlarmış…

    Kimin performansı yetersiz?

    Bir örnek yeterli…

    Cüneyt Çakır’ın mı?

    Cüneyt Çakır kim?

    Üç Avrupa Şampiyonasında görev aldı…

    İki Dünya Kupası maçlarında görev yaptı…

    21 Kasım -18 Aralık 2022’de Katar’da yapılacak Dünya Kupasına gidecekti…

    Dünya Kupasında üçüncü kez görev yapacak tek hakem olacaktı…

    Demek ki FİFA yeterli buluyor, bizim MHK yetersiz…

    Cüneyt Çakır, Avrupa Şampiyonlar Ligi, finali de dahil milli maçlar, Avrupa ligi maçları olmak üzere 200’ün üzerinde maçta görev yaptı…

    Cüneyt Çakır da fazla olmuş…

    Baktığınızda çok yetersizmiş…

    Komik bunlar…

    Komik bir açıklama da…

    Bu hakemler kendilerini kurum ve kurulun üzerinde görüyorlarmış…

    Sizin kariyeriniz bunların altında eziliyorsa…

    Görev vermeyeceğiniz hakemlerin günahı ne…

    Basın ve siyasetle işlerini hallediyorlarmış…

    Burada durmak lazım…

    Siyaseti önce kendinde arayacaksın Gündoğdu…

    Seni siyaseti oraya getirmedi mi?

    Güldürme bari…

    Gündoğdu’nun açıklamasında, Trabzonspor’un şampiyonluğuna garanti gözüyle bakıp, böyle bir kararın alınmasında etken olduğunu dile getirmesi gülünç…

    Şimdi ligin sonunda neler olacak neler…

    Küme düşen, şampiyonluğu kaçıran takımlar…

    Bu, görev verilmeyecek hakemlerin yönettiği maçlar hakkında Tahkim Kurulu’na gidenler…

    İşte o zaman ayıkla pirincin taşını…

    Hakem camiası fokur fokur kaynarken…

    12, 13, 14 mart tarihleri arasında oynanacak Spor-Toto 1.lig, 2. Ve 3.lig ile Bölgesel Amatör Küme, Kadınlar ligi elverişsiz hava şartları nedeniyle bir hafta kaydırıldı…

    Süper Lig oynanacak…

    Kar nedeniyle okulların tatil edildiği, insanların mümkünse dışarı çıkmamasının istendiği İstanbul’da üç süper lig maçı oynanacak..

    Maçların kaydırılma nedeni…

    Hakemlerin müsabakaları iki-üç dakika geç başlatacağı duyumunun alınması…

    Yoksa hava şartları bahane…

    Mart karı zaten 8 Mart’ta hakemlerin üzerine yağdı…

    Şimdi ise…

    Mart karı TFF ve MHK’nın üzerine yağdı…

    Bu kar nasıl eriyecek…

    Erimesi baharı bulur…

    Kar ve fırtına devam edecek…

    Çünkü TFF’nin bulunduğu Riva ve MHK’nın görev yaptığı Beylerbeyi ofislerinde gelişmeler onu gösteriyor…

    Türk futbolu alev almışken…

    Yangın yerine dönmüşken…

    Her yerde konuşan…

    Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu sessiz…

    En azından TFF’de Başkanvekili olan, kendi kurumundaki Gençlik ve Spor Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Baykan’ın…

    Susması hayra alamet değil…

    Bilgi de almış olabilir…

    Yoksa talimat alamadı mı?

    Hafta içi talimat alır, TFF ve MHK üyelerini, Kulüpler Birliği Vakfını toplantıya çağırır…

    Haydi hayırlısı…

    Bu lig biter veya bitmez…

    Sonu mahkemelik olur…

    Benden söylemesi…

    Bakarsınız ki…

    Küme düşme de kalkar…

  • 8 Mart Kadınlar Günü ve kadın sporcular

    8 Mart…

    Dünya Kadınlar Günü…

    Uluslararası Sosyalist Kadınlar toplantısı Almanya Sosyal Demokrat Partisi liderlerinden Clara Zetkin’in 8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikasındaki yangında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü önerisi kabul edildi ve günümüzde kutlanmaya devam ediyor…

    Ne yazık ki günümüzde…

    Kadına şiddet devam ediyor…

    İstanbul Sözleşmesi kaldırılıyor…

    Kadınlar her alanda direniş gösteriyor ve haykırışlarını sürdürüyor…

    Bazı gerici ve çağdışı çevreler kadınların spor yapmalarına karşı çıkıyor…

    Güreş…

    Hentbol…

    Voleybol…

    Basketbol…

    Yüzme…

    Atletizm…

    Gibi branşlarda mayo giyen kadın sporcularımızı yerden yere vuruyorlar…

    Onlar istiyorlar ki kadınlar hiçbir alanda söz sahibi olmasın…

    Spor evrenseldir…

    Kurallarına uymak zorundasın…

    Sporda cinsiyet farkı gözetilemez…

    Çağdaş kıyafetlerle yarışmalara katılmalarına elbette rahatsız olan çevre tepki gösterecektir…

    Hatta bu sporların yasaklanmasına kadar gidecek cahilce, görüş bile ileri sürdüler…

    Spor hayatın önemli bir parçasıdır…

    Toplumlar üzerinde de büyük etkisi vardır…

    Sporun bütün boyutlarıyla ele alındığında gerek ulusalar, gerekse uluslararası toplumsal alanda birleştirici ve bütünleştirici bir etkisi vardır…

    Sporcular, özellikle kadın sporcular büyük rol modeldir…

    Onların başarısı ve söylemleri büyük kitleleri etkiler…

    Bu nedenle…

    Emperyalist güçler silah tüccarlarına hizmet etmek için her dönemde soğuk savaş rüzgarları estirir…

    Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı…

    ABD ve NATO’nun tepkileri…

    Bir soğuk savaş rüzgarının estirilmesinden başka bir şey değildir…

    Üçüncü Dünya Savaşı hiçbir zaman çıkmaz…

    Emperyalist güçler ve silah tüccarlarının işine gelmez…

    Yine de soğuk savaşta…

    Satılan silahlarla…

    Masum insanlar…

    Kadınlar…

    Çocuklar öldürülüyor…

    Ukraynalı bir anneninsığınakta doğum yaptığını düşünün…

    Bu anne yarın çocuğuna nasıl doğduğunu anlattığında…

    Savaşın nelere yol açtığını öğrenecek…

    İşte bu nedenle…

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde…

    Sporcular da…

    Savaşa haykırışlarını dile getirmeli…

    Etkinliklere katılıp, “Savaş değil, barış istiyoruz” sloganlarını atmalı…

    Çünkü…

    İnsanlığın savaşa değil…

    Barışa ihtiyacı var…

    Bu barış güvercinlerini de uçuracak kadın ve kadın sporcular olmalıdır…

    Bu barış güvercinleri…

    Havada uçuşup halklara sevgiyi, kardeşliği götürsün…

    Ormanlar üzerinde uçuşup…

    Ağaçlara, kuşlara barışı fısıldasın…

    Hep birlikte…

    8 Mart Kadınlar Gününde…

    Haydi kadın sporcular…

    Sahalarda ve alanlarda olun…

    Barış Türküleri söyleyin…

  • Emperyalizmin yüzü ve spor

    Emperyalizm yine yüzünü gösterdi…

    İki süper güç ABD ve Rusya yine karşı karşıya geldi…

    Soğuk savaş rüzgarları esmeye başladı…

    Silah tüccarlarının iştahı kabardı..

    Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi kabul edilemez…

    Dünyanın savaşa değil, barışa ihtiyacı var…

    Rusya’nın Ukrayna’nın NATO ülkesi olacağını, bu da kendi güvenliğini tehlikeyi sokacağını bahane edip saldırması, buna karşın NATO’nun askeri yanıt vermemesi de düşündürücüdür… Yıllar öncesinde şöyle haykırmıştık…

    Ne Amerika…

    Ne Rusya…

    Bağımsız Türkiye…

    Suçlu bu sloganı haykıranlar oldu…

    Çok bedel ödendi…

    Gelinen nokta bu…

    Şu bir gerçek ki Üçüncü Dünya Savaşı çıkmaz…

    Soğuk savaş rüzgarları estirilir…

    Silahlar satılır…

    Bu silahlara hedef olan masum insanlar ölür…

    Soğuk savaşın spora etkisi mutlaka olacaktır…

    İki süper gücün yarış içerisinde olduğu ve propaganda aracı olarak kullandığı alanlardan biri de spor…

    Her branşta birbirlerine üstünlük kurmak için kıyasıya yarış içerisinde oldular…

    Özellikle olimpiyatlarda sporcularını özel teşvikle hazırladılar…

    Zaman zaman da olimpiyat felsefesine ters düştüler…

    Olimpiyat oyunlarına politika karıştı…

    1952 Helsinki Olimpiyatları’na davet edilen Rusya diğer Doğu Bloğu ülkeleriyle ayrı bir olimpiyat köyü kurdu…

    Batıdan gelen sporcularla aynı yerde kalmadılar…

    Böylece soğuk savaş ilk kez Helsinki olimpiyatlarına yansımış oldu….

    Şimdi…

    UEFA, 28 Mayıs 2022 tarihinde Petersburg’da oynanacak finali alıp, Paris’te oynanmasına karar verdi…

    Rusya’ya olan bir tepkiydi…

    Bir tepki de Euroleague’den geldi…

    Rusya’da oynaması planlanan tüm karşılaşmaların geçici olarak Rusya dışında oynanmasını kararlaştırdı…

    Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) de harekete geçti…

    Uluslararası federasyonlara çağrı yaparak…

    Rusya ve Belarus’taki spor organizasyonlarının iptal edilmesini istedi…

    Şimdi gözler uluslararası federasyonlarda…

    Nasıl bir tepki gösterip, karar alacakları önümüzdeki günlerde netlik kazanacak…

    Sporda dil, din, renk, cinsiyet ayrımı yoktur…

    Spor sevgi, kardeşlik, barıştır…

    Ne yazık ki…

    Kardeşliğe, sevgiye, barışa…

    Silah tüccarlarının çıkarı için masum insanlara kadın-erkek, çocuk, yaşlı demeden bombalar füzeler, kurşunlar atılıyor, sıkılıyor…

    Savaşa hayır…

    Barışa evet…

    Bu sloganı hep birlikte haykıralım…

    Dünya halkları savaş değil, barış istiyor…

    Sporda savaş rüzgarı değil madalyalar, rekor rüzgarları esmeli…

    Bunun içinde barıştan, sevgiden yana olan sporcular da savaşa hayır seslerini yükseltmeli…

  • Murat Sancak kimi kastetti?

    Murat Sancak…

    İş insanı…

    Adana Demir Spor Kulübü Başkanı…

    İktidara yakın birisi

    Süper Lig’in 25.haftasında Adana’da oynanan ve 1-1 biten Beşiktaş maçı sonrası yaptığı açıklama ile TFF’de, hakemler ve bazı teknik direktörleri arasında hala FETÖ’cüler olduğunu, bunların temizlenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’e “Buradan Nihat Özdemir başkanıma sesleniyorum. Hakemlerin içerisindeki FETÖ’cüleri temizle Başkanım. Bunlar hep FETÖ’cülerin eseridir. Her kurumda, emniyette, askeriyede, her yerde FETÖ’cüler varken hakemlerin içerisinde mi yok?” çağrısında bulunmuştu…

    Sancak bu sözlerle kimi ima etmişti…

    Bir bildiği var ki böyle bir iddiada bulundu…

    Hedef hakemler olduğuna göre…

    Akıllara Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu geldi…

    Gündoğdu kim…

    Asker kökenli…

    Emekli albay,,,

    TFF Başkanı Nihat Özdemir ile arasındaki bağlantı biliniyor…

    Kara Harp Okulu mezunu olan Gündoğdu, Genelkurmay Başkanlığı’nda şube müdürlüğü görevinde bulunmuştu…

    Bu göreve, FETÖ darbe girişimi sanığı ve şu anda cezaevinde bulunan Korgeneral Metin İyidil tarafından atanmış…

    İyidil kim?

    TFF Başkanı Nihat Özdemir’in kayınbiraderi olduğunu herkes biliyor…

    Murat Sancak, “Türk futbolundan FETÖ’yü temizleyin. Federasyonda MHK’da, kulüplerde, teknik direktörler arasında bile FETÖ var” diyorsa…

    Mutlaka araştırılmalı…

    Murat Sancak bu iddiasını belgelerle kanıtlamalı…

    Savcılık da olay ey koymalıdır…

    Yoksu bu sözleri iddia eden Adana Demirspor Kulübü Başkanı Murt Sancak’a Profesyonel Disiplin Kurulu tarafından 3 ay hak mahrumiyeti verilmesi bu sözlerinin üstünü kapatamaz…

    Kapatmamalıdır da…

    Geçmişte 1.ligin isim hakkı Bank Asya’ya verilmişti…

    Bir soruşturma açıldı mı?

    Gariban vatandaş ucuz kredi ile ev almak için Bank Asya’dan para çekti diye FETÖ’cülükle suçlandı…

    Kimi cezaevinde, kimi mahkemelerde…

    Peki…

    O dönemdeki TFF isim hakkı verdiği Bank Asya’ya hiç mi hesap açtırmadılar…

    Çalışanların…

    Hakemlerin…

    Gözlemcilerin…

    Temsilcilerin…

    Ve TFF’nin diğer kurullarında görev yapanlar…

    Banka Asya’da hesap açtırmadılar mı?

    Kredi aldılar mı?

    Ne gibi soruşturma yapıldı belirsiz…

    Bu nedenle Murat Sancak’ın açıklamaları dikkate alınmalı, geniş bir soruşturma açılmalı…

    Yoksa Türk futbolunda kirli eller devam eder…

    Temiz eller operasyonu mutlaka yapılmalıdır…

  • Muhalefet sporda da hesap sormalı

    Türk sporunda neler oluyor…

    Kimsenin umurunda değil…

    Federasyonlara aktarılan paralar nereye gidiyor…

    Her federasyon borç batağında…

    Federasyonların ofislerine bakıyorsunuz…

    Öyle lüks yerlerde ki

    Kira ödüyorlar…

    Geçmiş yıllara baktığımızda…

    Federasyonlar Ulus’ta Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün binasında veya Zafer Çarşısı’ndaki ek binada görev yaparlardı…

    Ofisler yeterliydi…

    Şimdi tam bir savurganlık içerisinde federasyonlar…

    Devletin malı deniz…

    Yemeyen domuz misali…

    En lüks yerlerde federasyonlar faaliyetlerini sürdürüyor…

    Hani tasarruf vardı ya…

    Bir federasyonun aylık masrafı 20 binin üzerinde…

    66 federasyon olduğuna göre…

    Aylık kira masrafını siz düşünün…

    Şunu da belirteyim…

    Federasyon Başkanları fahri görev yapıyor…

    Nasıl bir fahri görev anlamış değilim…

    Yinelemekte fayda var…

    Federasyon başkanları, birinci ve ikinci derece yakınlarının mal varlığı belgelenmeli…

    Görev yaptıkları süre içerisinde nasıl bir fahri görev yaptıkları ortaya çıkmalı…

    Çıkar mı?

    Çıkacağını düşünmüyorum…

    En basit bir örnek…

    Hentbol’de yaşanan iki olay…

    Milli takım Güney Kıbrıs Rum kesimine gidiyor…

    Milli takımdan bir sporcunun kovid nedeniyle Türkiye’ye uçuşuna izin verilmiyor…

    Milli takım kafilesi bu sporcuyu orada bırakıp dönüyor…

    En azından bir kişinin yanında bırakılması gerekirdi…

    Sporcumuz sonradan getiriliyor…

    Hentbol’de ikinci vaka ise…

    Belçika ile yapılacak Avrupa Şampiyonası eleme maçları öncesi yaşandı…

    Belçika Federasyonu, Hentbol Federasyonu’na PCR testinin olması şartını koyuyor…

    Ancak federasyon unutuyor…

    Hava alanından geri dönüyor…

    Maç günü test yapılıyor ve Belçika’ya uçuluyor…

    Milli takım 10 fark ile yenilip dönüyor.

    Ne yapılıyor…

    Bu federasyonlar hakkında…

    Hiçbir şey…

    Gençlik ve Spor Bakanlığı

    Soruşturma yapamıyor…

    Çünkü kendi seçtikleri federasyon başkanları…

    Güçleri yetmez…

    Federasyon başkanlarının arkasında siyasi güçler yer alıyor…

    Böyle olunca da…

    Federasyon başkanlarından hesap sorulur mu?

    Soramazlar efendim…

    Soramazlar…

    İktidar soramadığına göre…

    Muhalefet sporu ihmal etmemeli.

    Hesap sormalı.

    Öyle yolsuzluklar var ki…

    Muhalefet bir de…

    Yolsuzluklara spor penceresinden bakmalı…

  • Testi pozitif çıkan sporcular açıklanmalı

    Kovid…

    Hayatımızdan çıkmıyor…

    Yaşantımızı alt üst etti…

    Nereye bakarsanız kovid…

    Yeterli önlem alınıyor mu?

    Bence hayır…

    Rakamlar gerçekçi mi?

    Hayır…

    Vaka sayısı artıyor…

    Yine de gizliyorlar…

    Sporda da kovid 19 vakaları nedense gizleniyor…

    Takımlarda kovid testi pozitif olanların sayısı rakamsal olarak veriliyor…

    Bu yeterli değil…

    Futbolda…

    Süper lig…

    1.Lig…

    2. ve 3.lig maçları iddiaa da ve Spor Toto’da yer alıyor…

    Basketbol öyle…

    Voleybol…

    Hentbol…

    İddiaa da yer alan federasyonların müsabakaları…

    Ne yazık ki…

    Kovid konusunda gerçekçi bir açıklama yapılmıyor…

    İddiaa ve Spor Toto oynayanlar…

    Çünkü ona göre…

    Hayal kuruyorlar ve kupon dolduruyorlar…

    Hangi futbolcunun veya sporcunun…

    Kovid olduğunu ismen bilmek zorunda…

    Ona göre kuponlarını işaretliyorlar…

    O zaman…

    İştirakçileri mağdur etmemek için…

    Başta Futbol Federasyonu olmak üzere…

    Voleybol.

    Basketbol…

    Hentbol…

    Federasyonları ve kulüpler kovid testi pozitif çıkan futbolcu ile sporcularının isimlerini açıklamalıdır…

    Çünkü…

    Sonucu etkileyecek futbolcu ve sporcuya göre…

    İddiaa ve Spor Toto oynayanlar kimin kovid olduğunu bilmelidir…

    Hatta Merkez Hakem Kurulu da hangi hakemin kovid testinin pozitif olduğunu ismen açıklamalı…

    Neden korkuyorlar…

    Burada mağdur olan iştirakçiler…

    Maç günü hangi futbolcunun, hangi sporcunun veya hakemin kovid testini pozitif olduğu listeler açıklandığında belli oluyor…

    Bu nedenle…

    Futbolcu ve sporcuların kovid olduğu isim ve takım olarak açıklanmalı…

    Kulüpler de …

    Hangi futbolcunun veya sporcunun kovid testinin pozitif olduğunu kamuoyu ile isim isim paylaşmalı…

  • Saray’da entrika, fener söndü, kartal uçamıyor, taka battı mı?

    Endişe duyuyorum…

    Sanatta…

    Siyasette…

    Sporda…

    Başarısızlıkları…

    Başarıları…

    Kelimeleri seçip, kelimeleri kullanıp, sözcüklere dökmek, yazmak kolay değil…

    Yine de yılmadan yazmamız gerekir…

    Suskunluk çözüm değildir…

    Saray’da entrikalar var dediğimizde…

    Beştepe’yi kimse kastetmesin…

    Galatarasay’dan söz ediyoruz…

    Yönetim arasında iç çekişmeler…

    Fatih Terim’in gönderilmesi…

    Takımın küme düşme hattına doğru gitmesi

    Tribünden yönetim aleyhine istifa sesleri…

    Saray’dakileri sallıyor…

    Fenerbahçe söndü dediğimizde…

    Ampullerin sönmesi bahanesiyle…

    AKP’yi hedef alıyoruz…

    Öyle yorumlanır…

    Ancak bugünkü Fenerbahçe’nin ligdeki puan durumu ve ortaya koyduğu futbol ışık saçmıyor…

    Bu nedenle Fener söndü kelimelerini yazılarımızda dile getiriyoruz…

    Kartal yaralı…

    Kartalın kanadı kırık…

    Kartal uçamıyor…

    Çarşı her şeye karşı…

    Kelimelerini kullandığımız zaman…

    Beşiktaş’tan söz etmiş oluruz…

    Fırtına esti…

    Horon alayı…

    Taka battı…

    Lider Trabzonspor için kullanılan sözcükler…

    Bu kelimeler de sakıncalı değil mi…

    Ancak…

    Bu kelimeler Saray’ın aleyhine de yorumlanırsa şaşırmamak lazım…

    Kartal uçamıyor dediğimizde…

    Ekonomimizin çıkmazda olduğunu mu dile getiriyoruz…

    Yoksa uçaklarımızı mı eleştiriyoruz…

    Sahi ne yazalım…

    Sporda gelinen nokta belli…

    Seçimler yapıldı…

    Yine aynı kişiler başkan seçildi…

    Parasızlıktan yakınıyorlar…

    Bir yandan da paraların federasyonlara aktığı söyleniyor…

    Yoksa bu paralar federasyonlar üzerinden başka bir yerlere mi aktarılıyor…

    Yine de Gençlik ve Spor Bakanı…

    Çıkıp Vakıfbank Voleybol takımının İtalyan antrenörü Glovanni Guidetti ile röportaj yapıyor…

    İtalyan pizzası bile yapıyorlar…

    Afiyetle yiyorlar…

    Bunu yerken…

    O kadar insan evine ekmeği zor götürüyor…

    Et nedir bilmiyor…

    Yumurta yemiyor…

    Peynir kahvaltı masasında yok…

    Ama karışık pizza yapıp yiyorlar…

    Bu röportaj için ne kadar para harcandı bilemiyorum…

    Saray’da entrika…

    Fener söndü…

    Kartal uçamıyor…

    Taka battı…

    Başka kelimelerle çoğaltabiliriz…

    Şimdilik bu kadar…

  • İmparatorun Saray’dan gidişi

    Kulüplerde başarısızlığın faturasını başkan ve yönetim, teknik direktöre keser..

    Çünkü…

    Transfer ettikleri futbolcuları gönderemiyorlar, gönderdikleri takdirde büyük oranlarda para ödemek zorunda kalıyorlar…

    Bu nedenle, en kolayı daha az bir tazminat ile faturayı teknik direktöre kesiyorlar…

    Galatasaray da  böyle bir yol izledi.

    Burak Elmas başkanlık seçimine girdiği zaman, teknik direktör Fatih Terim ile yola devam edeceğini belirtip, sarayda koltuğa oturdu…

    Ancak işler iyi gitmeyince…

    Çeşitli arayışlar içerisine girdi…

    Sonunda İspanyol Domenec Torrent’i göreve getirdiler…

    Terim’in gönderilmesinden önce iki aya yakın görüştükleri ortaya çıktı…

    Yani imparatorun Saray’daki ipi çekilmişti…

    Giresunspor yenilgisi de bahane oldu…

    Saray’daki 4. Terim dönemi bitmiş oldu…

    Terim futbolculuk döneminde Süper Lig şampiyonluğu yaşamadı…

    3 Türkiye Kupası…

    1 Türkiye Süper Kupası kazandı…

    Teknik Direktörlük kariyerinde…

    Galatasaray’da…

    8 Süper Lig…

    3 Türkiye Kupası…

    5 Süper Kupa…

    Ve hiç bir Türk teknik adamının kazanamadığı UEFA Kupasını Saray’ın müzesine koydu…

    Teknik Direktörlük görevinde kazandığı başarılar nedeniyle imparator lakabını aldı…

    Ne yazık ki…

    İmparator kendisini yönetimin üzerinde görmeye başladı…

    Çünkü imparatordu…

    Transferde yaptığı harcamalarda kulübü ekonomik sıkıntıya düşürdü…

    Başkan Burak Elmas ve yönetim baktı ki imparator Saray’a zarar veriyor..

    Ekonomik çıkmaz içine girdiler…

    6 dakika süren görüşme sonunda imparatoru Saray’dan gönderdiler…

    Saray’da imparator olmak demek ki kolay değil…

    Her imparator sonunu kendisi hazırlar…

    Terim’in sonu da öyle oldu…

    Öyle ise…

    Kimse kendisini imparator olarak görmesin…

    İmparatorların sonu acı olur…

    Yazar Hakkında:

    Ali Erdoğan: 1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.

  • Süper Kupayı Katar Emiri verseydi!

    Beşiktaş ile Antalyaspor Süper Kupa finali, Katar’da Ahmed Bin Ali Stadında oynandı…

    Penaltılarla rakibini yenen Beşiktaş kupayı müzesine götürdü…

    Ne yazık ki…

    Katar sevdası nedeniyle binlerce Beşiktaş ve Antalya taraftarı takımlarını statta değil televizyon başında izlemek zorunda kaldı…

    Katar aşkı ağır basmıştı…

    Futbol Federasyonu 3 milyon, Beşiktaş 1 milyon, Antalyaspor ise 500 bin Avro kazandı…

    Her şey para olarak görüldü…

    Maçı 2 bine yakın Türk izledi…

    Ekonomik sıkıntıda olan hangi Beşiktaş ve Antalyaspor taraftarı Katar’a gider…

    Biletler Türk parası olarak 200 liradan satılmış…

    Yaklaşık 15 Avro…

    Davetli olarak da 1500 kişinin gittiği düşünüldüğünde…

    3500-4000 bin kişi Süper Kupa finalini izledi…

    Süper Kupayı cazip hale getirmek ve tanıtmak güzel bir şey…

    Bu tür final maçlarının, Türklerin yoğun olduğu ülkelerde ve o ülkede Türklerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde yapılması  daha mantıklı geliyor…

    2006, 2007, 2008 yıllarında yapılan Süper Kupa finalleri Almanya’da oynandı…

    Statlar doldu…

    Sonra vaz geçildi…

    Dedik ya…

    Para aşkı, final Katar’da yapıldı…

    TFF’nin, bu kararı kendi hür iradeleriyle aldığını sanmıyorum…

    Talimatla karar verdiklerini düşünüyorum..…

    Pandemi döneminde finalin yurt dışında yapılması bile sakıncalı…

    Para için sakınca olur mu?…

    Davet edilenler arasında…

    Mutlaka iş insanları vardı…

    Bu iş insanları Katar’da iş görüşmesi yapma fırsatını bulmuşlardır…

    Çünkü onların dünyasında…

    Ne Beşiktaş, ne de Antalyaspor var…

    Onlar sadece parayı düşünüyorlar…

    Bu nedenle…

    Beşiktaş ve Antalyaspor taraftarı maça gelememiş, maç izlemekten alıkonulmuş umurlarında değil…

    Yeter ki paralar gelsin…

    Süper Kupayı kazanan Beşiktaş’ı ve finali kaybeden Antalyaspor’u kutlarım…

    Bakalım…

    Gelecek sene Süper Kupa finali nerede oynanacak…

    Bu kez Birleşik Arap Emirlikleri veya Suudi Arabistan’da oynanırsa şaşırmayalım…

    Unutuyordum…

    Süper Kupayı Beşiktaş’a Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu verdi..

    TFF büyük bir yanlış yaptı…

    Süper Kupayı Beşiktaş’a, Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Thanisaydı yerine  Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu verdi…

    Acaba Katar emiri vermiş olsaydı daha iyi olmaz mıydı?…

    Adamın ayağına kadar gidiyorsunuz…

    Bir kupa vermesini çok görüyorsunuz…

    Hatırlatmak istedim…