Bugün Ankara’da 37 kömürlü termik santralin kapatılma davası var.
Cumhurbaşkanlığına karşı açılan davanın avukatı, Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal.
Termik santrallerin yarattığı hava kirliliği olan yerlerde koronavirüs vakalarının dokuz kat, koronavirüs ölümlerinin 3 kat fazla olduğunu söyleyen Avukat Atal, termik santrallerin ve bağlantılı çalışan kömür madenlerinin ormanları yok ettiğini, tam anlamıyla bir ekokırım yaşandığını belirtiyor.

Avukat İsmail Hakkı Atal
Termik santrallerin bulunduğu bölgelerde kanser vakalarında büyük artışlar yaşandığına dikkat çeken Avukat Atal, TEİAŞ verilerine göre Türkiye’de enerji fazlası bulunduğunu yani termik santrallere ihtiyaç olmadığını söylüyor. Atal’a göre, termik santrallerden elektrik alabilmek için kamuya ait baraj tipi hidroelektrik santrallerinde üretim düşürüldü. Atal, termik santrallerin kapatılmasıyla devletin sağlık harcamalarının da büyük ölçüde azalacağını savunuyor.
Kuzey Avrupa’daki donmuş turbalıklar düşünülenden daha erken çözünmeye başladı. Bu durum iklim krizinin kırılma noktasını erkene çekebilir. Donmuş turbalıklar, donmuş toprağın altında kalan yüzlerce yıllık ağaç ve bitki fosilleri anlamın geliyor. Üzerlerindeki buz tabakası eridiğinde muazzam bir sera gazı salınımı söz konusu olacak. Kuzey’deki buzul bölgenin 2070’lere kadar sabit kalacağı hesaplanıyordu ancak bilim insanlarının son analizleri 2040’larda çözülmeye başlayabileceklerini gösteriyor.
Yani dünyadaki mevcut durum böyle devam ederse 20 yıl sonra sera gazları sınırı geçilmiş olacak.
Yani bugün sera gazlarının artmasında bir numaralı sorumlu olarak gösterilen termik santralleri çalıştıramazsınız…
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, “Yakında Suriyeliler Hatay’da çoğunluk olacak, Hatay’ı kaybedeceğiz” diye açıklama yapmak zorunda kalıyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu da, iktidara geldiklerinde Suriyelileri ülkelerine barışçıl yollarla göndereceklerini söylüyor. Altı ay önce “Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğiz” diye açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’sa bu kez, “Suriyeliler hiçbir yere gitmiyor, bizim misafirimiz” diyor. Bu kadar stratejik ve hayati bir konu siyasi polemik konusu olamaz, olmamalı…
Şimdi konumuzla ne alakası var diyebilirsiniz, dinleyin…
Bu köşelerden yıllardır haykırıyoruz… “Altın Ölüm” ve “Altın Girdap” kitaplarımızda tehlikenin altını ısrarla çiziyoruz ama dinleyen yok.
Elaziğ’da yeni madenler bulunmuş da, milyar milyar dolarlarımız olacak diye zil takıp oynuyorlar. Milletin de oynamasını bekliyorlar. Meralar, yaylalar, su kaynakları, barajlar, buğday-arpa, köyler bunların hiç önemi yok.

Muğla-Milas’da termik santrallerin neden olduğu yıkım
Türkiye’nin aklını başına alması gerekiyor.
Bilimin sesine kulak vermesi geriyor.
Tarımda, madencilikle ilgili çok ciddi kararları alması gerekiyor .
Toplumsal huzurumuz da, geleceğimiz de buna bağlı.
Emperyalistler bir süre sonra bizim ülkemizdeki insanları bize karşı kullanmaya başlayacak.
Türkiye’yi yağma-talan mantığıyla yok eden madencilik projeleri için Türkiye’ye sığınmış milyonları kullanmaya başlayacaklar.
Bakınız Türkiye bir turizm ülkesi.
Turizm ülkesi demek huzur, barış, sakinlik, güzellik, temizlik, sağlık, temiz su, ormanlar, dağlar, güvenilir gıdalar demek…
Turizm ülkesindeki insanlar birbirini yemeye başlarsa sonu felaket olur.
Bu ülkenin her şeye rağmen akan muslukları var. Zeytin bahçeleri, fındık bahçeleri, turizmi, kendi kendine yetecek kadar tarımsal potansiyeli…
Planlı, programlı hareket etmek zorundayız.
Bir güneş ülkesinde bu kadar güneş potansiyeliniz varken, nükleer santrallere, termik santrallere yönelemezsiniz. Doğanızı ekokırıma uğratamazsınız…
Yazar Hakkında
İbrahim Gündüz: 18 Aralık 1965 yılında Ünye’de doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Gazeteciliğe 1987 yılında stajyer olarak girdiği Güneş gazetesinde başladı. Gece muhabiri, belediye muhabiri, siyasi parti muhabiri, diplomasi muhabiri ve parlamento muhabiri olarak görev yaptı. Kanal D Parlamento Muhabiri olarak çalışırken, artık kendisi için bir çalışma ortamı kalmadığını düşünerek 2018 yılında görevinden ayrıldı. Türkiye’deki vahşi, kimyasal, yıkıcı ve talancı madenciliği anlatan “Altın Ölüm” ve “Altın Girdap” kitaplarını yazdı. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Yeşilyurt Gündüz’le evli, Aşkın ve Barış adında iki çocuk babasıdır.
NOT: 20 Mart Pazar günü, saat 13.30-18.00 saatleri arasında, Ankara Kitap Fuarı’nda “ALTIN ÖLÜM” ve “ALTIN GİRDAP” kitaplarımın İMZA GÜNÜ yapılacaktır. Tüm okurlara ve dostlara duyurulur. ATO CONGRESİUM, A-609 Standı.
Bir yanıt yazın