Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala ile ilgili kararını verdi, dosyanın AİHM’e gönderilmesini istedi. Kapıdaki bir dizi yaptırım için, şimdi gözler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2020 yılının Mart ayında Osman Kavala ile ilgili kararını vermiş, Kavala’nın tutukluluğu için hak ihlali değerlendirmesi yapmıştı. Türkiye, Kavala’yı tahliye etmiş, ama başka bir dosyadan yeniden tutuklama kararı vermişti.
Türkiye, kendisini bu yönde savunuyor ve AİHM kararını yerine getirdiğini öne sürüyor.
Avrupa Konseyi’nin dünkü kararı ile hukuki durumun, gerçekte bu olup olmadığına AİHM karar verecek. Konsey, Türkiye’nin AİHM incelemesine gönderilmesine karar verdi.
AİHM şimdi tamamen teknik bir inceleme yapacak, ya “Evet tahliye ile benim kararım yerine getirilmiştir” diyecek;
Ya da “Türkiye yargıyı dolandı, benim kararımı yerine getirmedi” diyecek.
Açıkçası AİHM’in Kavala dosyasında Türkiye’yi, 18. Maddeden ihlal etmesi nedeniyle, ikinci olasılığın daha yüksek olduğu düşünülüyor. Zira AİHM, Kavala kararında, Türkiye’yi 18. Maddeden ihlal etmiş ve tutukluluğun siyasi olduğu değerlendirmesini yapmıştı. Bu ihlal çok önemli bir tespit.
AİHM’in ilk kararı çok açık bir karar. AİHM’in, ihlalin net olduğuna ilişkin bir karar vereceği ve ihlal sürecinin başlatılacağını isteyeceği düşünülüyor.
Neden?
Osman Kavala, 2017’de 15 Temmuz darbe girişimini desteklediği ve Gezi olayları nedeniyle tutuklandı. Hakkında hazırlanan iddianamede ise sadece Gezi olayları yer alırken; 15 Temmuz iddialarına yer verilmedi. 15 Temmuz dosyasından tahliye edildi. Daha sonra Gezi olaylarından da tahliye edilen Kavala hakkında, tahliye edildiği gün 15 Temmuz dosyası yeniden raftan indirildi ve darbe girişimini desteklemekten yeniden tutuklandı.
AİHM, 2017’deki dava sürecinden Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararı aldığı 2 Şubat 2022’ye kadar geçen süreyi ele alacak ve Türkiye hakkında bir karar verecek.
Eğer AİHM, beklendiği gibi Türkiye’nin ihlal sürecini devam ettirdiğine karar verirse bu kez ne olacak?
Türkiye Kavala’yı tahliye etmek zorunda kalacak. Ama mahkumiyet kararı 18. Maddeden alındığından, tahliye yeterli olmayacak. Çünkü AİHM, Kavala kararında ihlalin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını istemişti. Bu, tahliyenin yanı sıra Kavala’nın beraat ettirilmesi anlamına da geliyor.
Tüm bunlar gerçekleşse bile Türkiye, olası yaptırımlardan kurtulamayabilir.
Eğer AİHM, ihlal var derse,
Türkiye hakkında, bir dizi yaptırım kararı alınabilir.
En hafifi Rusya için uygulanan yaptırım. Konsey, Rusya’nın, Kırım ilhakından dolayı oy hakkını dondurmuştu.
Türkiye için alınabilecek ilk önlemlerden biri, temsil hak ve yetkilerinin askıya alınması olacak.
En ağır yaptırım ise geçmişte Yunanistan için düşünülen ihraç kararı!
Albaylar cuntasında Yunanistan ihracın kıyısına gelmiş, ama bu konu tartışılırken kendisi Konsey’den ayrılmıştı. Cunta düşünce Yunanistan geri dönebildi.
Türkiye bu yaptırımlar dizisini göze alabilir mi?
Geçmişte Azerbaycan bu yaptırımları göze alamamıştı.
Azerbaycan Türkiye’de yaşanan benzer bir olayla karşı karşıya kalmış; muhalif yazar Madarov’u tutuklamıştı. AİHM, yine 18. Maddeden ihlal kararı vermişti. Azerbaycan, AİHM kararını uygulamadı, yaptırım süreci başlatıldı. Bu süreç tam 14 ay sürdü.
Azerbaycan ilk örnekti. Bu konuda ilk ilkeler ve standartlar da Azerbaycan sürecinde belirlendi. Dolayısıyla Türkiye için sürecin daha kısa süreceği düşünülüyor.
Mesela, 2022!
Türkiye bu yıl, yaptırımlar dizisi ile karşı karşıya kalabilir.
Azerbaycan, Konsey yaptırımlarını göze alamamış, muhalif yazarı AİHM kararları uyarınca tahliye etmiş hatta hakkındaki davayı da düşürmüştü.
Türkiye de bu yıl içinde aynı adımı atabilir.
Ama bitmedi;
Türkiye’nin önünde iki önemli dosya daha var.
En önemlisi Selahattin Demirtaş davası. AİHM yine 18. Maddeden ihlal kararı getirmişti.
Diğeri ise AİHM’in önceki gün HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin dava. AİHM, bu davada hak ihlali kararı verdi.
Bu kararla birlikte Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen sürmekte olan Kobane davasındaki tüm yargısal işlemler işlevsiz hale geldi. Bu davanın da düşmesi gerekecek. Bu davanın düşmesi, Anayasa Mahkemesi’ndeki HDP kapatma davasını dahi etkileyecek.
Siyasi iktidar, bugüne kadar “Ben yaptım, oldu bitti” mantığıyla ülkeyi mayınlı bir alana sürükledi. Bugün sırtına büyük yükler yüklendi. Bir yandan dışarıda yaptırımlarla karşı karşıya kalırken, diğer yandan siyasi iktidarını üzerine kurduğu cezalandırma sistemi de çökmek üzere.
AKP kendi bindiği dalı kesiyor,
Haberi var mı?
Bir yanıt yazın