Neoçakal düzeni

Hafta sonu bir haber bir de röportaj yayımlandı.
Birincisi Evrensel Gazetesi’nde Özer Akdemir’in haberiydi. Kazdağları bölgesinde, Halilağa köylülerine şunu söylüyordu Cengiz: “Ya topraklarınızı güzellikle bana satın ya da kamulaştırırız. Yani zorla alırız.” O bölgede açmak istediği altın-bakır madeni için topraklarını satmayan köylülere söylüyordu bunu.

İkincisi Odatv’de Nurzen Amuran’ın Maden Mühendisleri Odası Başkanı Ayhan Yüksel’le yaptığı röportaj. Ayhan Yüksel’in çok çarpıcı tespitleri var: 20 yıldır bu ülkede en acımasız şekilde uygulanan neoliberal sistemle birlikte özelleştirme, taşeronlaştırma, esnekleştirme, kuralsızlaştırma ve son olarak da denetimsizleştirmenin hayata geçirildiğini anlatıyor. Özelleştirilmeyen bir şey kalmadı, taşeronlaşma devlet-özel sektör her yerde, çalışma yaşamında kuralsızlık kural oldu. Ve son olarak devletin denetim kurumları bir bir ya kapatıldı ya da etkisiz hale getirildi.

Peki sonuç…

Sonuç ortada: Neoçakal düzeni.

Bir Sedat Peker konuşuyor bir Alaattin Çakıcı. Evlatları da son günlerde boy göstermeye başladı. Birisi çıkıyor bir siyasi parti genel başkanını alenen tehdit ediyor. Diğeri çıkıyor bir siyasi partinin genel başkan yardımcısını sokak ortasında linç ettiriyor. Diğeri çıkıyor günler süren video dizileriyle bakanlarla olan ilişkilerini ifşa ediyor. Millet artık dizileri, filmleri bıraktı yeraltı dünyasının açıklamalarını izliyor.

Bu ülkeyi yönetenler, bu milletin hizmetinde olması gerekenler de konuşmalarıyla, açıklamalarıyla neoçakal düzeniyle tam bir uyum içinde. Her açıklama bir tehdit, her konuşma bir hakaret. İçişleri Bakanı, polisi-jandarmayı yöneten vatandaş ağzını her açtığında birilerini tehdit ediyor.

Neoçakal düzeninde adına iş insanı denilen kişiler çıkıp bu ülkenin köylülerini alenen tehdit ediyor: ‘Topraklarınızı ya güzellikle bırakın ya da zorla alırız’ diyebiliyor.

İşte bugün Rize-İkizdere’de yaşanan da budur, Kazdağlarında yaşanan da. Fatsa’da yaşanan da budur, Boğalı-Sakarat yaylalarında yaşanan da. Erzincan İliç-Kemaliye’de yaşanan da budur, Sandras Dağı’nda yaşanan da.

Kural yok, kanun yok, neoçakal düzeni var. Mahkeme kararları yok, hukuk yok, neoçakal düzeni var.
Mahkeme beğenilmeyen bir karar mı verdi, istenilen karar çıkarılana kadar devam edersin. Neoçakal düzeninde köylü yok, çiftçi yok. Çalışanlar köleden farksız. Varsa yoksa neoliberal düzenin kartelleri, onların yerli ortakları ve onlara hizmet edenler var. Bugün Türkiye’nin düzeni budur.

Bu düzende mühendise, hukukçuya, düşünen ve yaratan insana yer yok. Onlara düşen hakaret ve aşağılanma.

Bu düzende cemaat ilişkilerine, mafyaozi tarzı yapılara ihtiyaç var.

Bugün köylülerimiz, çiftçilerimiz bir kurtuluş savaşı veriyor. Köylerimiz işgal ediliyor, yağmalanıyor; üreticilerimiz kan ağlıyor, herkes seyrediyor. Günlük polemiklerin, ucuz siyasi atışmaların arasında kaynayıp gidiyor. Millet köyünü, ormanlarını, dağlarını-bağlarını, su kaynaklarını korumak için canla başla mücadele veriyor. Gün geçmiyor ki Türkiye’nin bir bölgesinden çığlıklar yükseliyor.

Bu milletin bir köyü kalmıştı. Çok sıkıştığında sığındığı, onu ayakta tutan, destek olan. Her şeye rağmen bu milleti ayakta tutan köylerimiz, ormanlarımız, dağlarımız vardı. Bunlar saldırı altında. Bunlar şimdi işgal ediliyor. Hem de hiçbir sınır tanımadan. Kendi çıkardıkları en ağır yasalara bile uymaya gerek duymuyorlar. Anayasayı, yasaları alenen çiğniyorlar. Yalanlar söyleniyor. Alenen kanuna karşı hile yapılıyor.

Bu ülkede acilen kanunların ve bilimin egemen olduğu bir düzeni oluşturmak zorundayız.

Çok geç olmadan.

Yazar Hakkında
İbrahim Gündüz kimdir:

18 Aralık 1965 yılında Ünye’de doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Gazeteciliğe 1987 yılında stajyer olarak girdiği Güneş gazetesinde başladı. Gece muhabiri, belediye muhabiri, siyasi parti muhabiri, diplomasi muhabiri ve parlamento muhabiri olarak görev yaptı. Kanal D Parlamento Muhabiri olarak çalışırken, artık kendisi için bir çalışma ortamı kalmadığını düşünerek 2018 yılında görevinden ayrıldı. Türkiye’deki vahşi, kimyasal, yıkıcı ve talancı madenciliği anlatan “Altın Ölüm” kitabını yazdı. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Yeşilyurt Gündüz’le evli, Aşkın ve Barış adında iki çocuk babasıdır.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir