Öğretmene aşı yok…
İşçiye, emekçiye aşı yok…
Madende yeraltında çalışanlara aşı yok…
Toplu taşıma yapan sürücülere aşı yok…
Ama milyarlar kazanan, altında limuzin olan, villarda oturan futbolculara aşı önceliği var…
İyi güzel de…
Spor yapan sadece futbolcular mı…
Avrupa ve dünya şampiyonalarına katılan milli sporcularamıza aşı yapılmazken futbolculara yapılması hiç de hoş değil…
Evine ekmek parası götürmek için çalışan, sokak ve caddelerin temizliğini yapan belediye işçilerine aşı önceliği tanınmazken, her alanda olduğu gibi parasal gücü olan futbolcuların diğer sporculardan ayrı tutulması insan sağlığına verilen değerin bir göstergesi…
Paran varsa yaşarsın..
Paran yoksa ölürsün…
Futbolcular özellikle Süper Lig’de oynayan bir futbolcu 1 milyon dolardan ve eurodan aşağıya imza atmıyor…
Corona virüsü sanki bu futbolcuları hedef alıyor da, diğer sporcuları almıyor…
Neymiş bu corona virüsü…
Parası olan aşı yaptırıyor…
Parası olmayan kaderiyle baş başa bırakılıp, sırasını bekliyor…
Covid bazı partilerin kongrelerine uğramadığı gibi, amatör sporculara da uğramyor…
Devlet her vatandaşa eşit davranmalıdır…
Aşı yapılacaksa kritik yerlerde çalışan emekçiler öncelikli olmalıdır…
Haftada bir maça çıkan ve en düşüğü bir milyon dolar ve euronun üzerinde yıllık transfer ücreti alan futbolculara öncelik tanınıp güreşte, halterde, basktette, voleybolda, yüzmede tanınmıyorsa devletin spor ve sporcuya bakış açısının göstergesidir…
Sporda varsa yoksa futbol…
Yazılı ve görsel medya da futbolu hep gündemde tutuyor…
Halterde, güreşte, boksta veya başka bir branşta şampiyon olup altın madalya kazanan bir sporcunun hangi şartlarda şampiyon olduğunu gündeme getirmekten kaçıyorlar…
İşin kolayını yapıyorlar…
Türkiye’de aşı yapılacaksa, futbolculardan daha öncelikli sporcular ve yaşam mücadelesi veren işçiler emekçiler olmalıdır…
Parası olan güçlüdür ya…
Futbolcular da paralı olduğu için böyle bir istek gelmiştir ve kabul görmüştür…
Futbolcuları covide karşı aşılayan zihniyet, spora da ayrıcalığın aşısını yapmıştır…
Bu ayrımcılığın nedeni de sporcuların birlikte seslerini yükseltilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bugün sporcuların bir sendikası olsaydı, futbolculara bu ayrıcalık olmazdı…
Bu sendika konusuna gelecek yazımda değineceğim…
Her alanda ötekileştirme, ayrıştırma sporda da oldu…
Yaşasın futbol ve futbolcular…
Aşılar sizi bekliyor…
Yazar Hakkında:
Ali Erdoğan kimdir
1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.
Bir yanıt yazın