AİHM Demirtaş Kararında Ne Diyor?

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına yaklaşımı şimdiye kadar hep “Tazminatını ödeyelim ama uygulamalara devam edelim” şeklindeydi. AİHM Büyük Dairesi Selahattin Demirtaş hakkında öyle bir karar verdi ki; Türkiye’nin şimdi son 5 yıla yayılan hukuksuz uygulamalardan dönme gibi zor bir ev ödevi var.

İktidar, Demirtaş kararını uygulamayacağını açık açık ilan etti, her kesimden de tepki aldı. Son olarak CHP Lideri bu hukuksuz tutum için “Tıpış tıpış uygulayacaklar” diye konuştu. AİHM sürecine bakıldığında Türkiye’nin kararı uygulamaması gibi bir durum söz konusu değil. AİHM tarihinde ilk ve tek örnek Azerbaycan’ın bu konudaki aynı tutumu. Azerbaycan Muhalif yazar Mammadov’u AİHM kararına karşın içeride tutmak için inat etmiş, Avrupa Konseyi’nin ısrarlı takibi sonucunda da Mammadov’u tahliye etmek hatta hakkındaki davaları da düşürmek zorunda kalmıştı.

Azerbaycan’ın dahi uygulamak zorunda kaldığı o kararları Türkiye de uygulamak zorunda… Zorunda ama AİHM Büyük Dairesi’nin gerekçeli kararına bakılınca, kararın gereklerini yerine getirmek Demirtaş’ı tahliye etmekle sınırlı değil zira AİHM gerekçeli kararında, Demirtaş’la birlikte tüm muhalefete yönelik uygulamalara dikkat çekiyor ve iktidarın son 5 yıldaki uygulamalarını tartışmalı hale getiriyor.

 

DEMİRTAŞ NİYE İÇERİDE?

Selahattin Demirtaş’ın Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamasının temel noktasını Kobane eylemlerine yönelik HDP MYK’sının attığı sosyal medya mesajları oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da son grup toplantısında o mesajlara dikkat çekmişti. AİHM gerekçeli kararında o mesajları, Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin siyasi faaliyetleri kapsamında değerlendiriyor, ifade özgürlüğü kapsamında ele alıyor. Demirtaş’ın örgüt üyeliği suçlamasından yargılanmasına ilişkin bu delilden başka bir delilin ortada olmadığını belirtiyor ve makul şüphe kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. AİHM’in bu tespitleri kapsamında Demirtaş’ın derhal tahliyesi isteniyor. AİHM o davanın temel delillerini makul şüphe olmaktan çıkarınca, yargılamanın da düşmesi gerekiyor.

Demirtaş hakkındaki yargılamanın düşmesi Türkiye’nin 18. madde ihlalinden mahkumiyetinin de doğal bir sonucu. 18. madde ihlalinin giderilmesi, ihlalin tüm yönleriyle ortadan kaldırılmasını da zorunlu kılıyor, tahliyeyi yeterli bulmuyor davanın da düşmesini istiyor. Azerbaycan’daki Mammadov kararında da aynı durum gündeme gelmişti.

  1. madde ihlaline yönelik tespitler ise Türkiye’nin tüm muhaliflerini yakından ilgilendiriyor. Çünkü AİHM’e göre her ne kadar dava Demirtaş’ın tutuklanması nedeniyle açılmışsa da Demirtaş münferit bir örnek olarak ele alınamaz. 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra AKP’nin MHP’yle ortaklaşarak başlattığı yeni dönemde yaşanan hukuksuzlukların “Belli bir örüntü içinde ilerlediğine” dikkat çekiyor AİHM.

Demirtaş’ın tutuklanabilmesinin önünü açan Anayasa değişikliği de bu kapsamda. Dokunulmazlıkları bir defaya mahsus olarak kaldıran Anayasa değişikliğinin uygulama alanları bunlara bir örnek. Anayasa değişikliğinin kürsü dokunulmazlığını kapsamamasına karşın, milletvekilleri hakkındaki fezlekelerin söylemleri nedeniyle hazırlanmasının kötü niyetli bir uygulama olduğu belirtiliyor. Söz konusu değişikliğin sadece CHP ve HDP milletvekillerine uygulanırken, iktidar partisi milletvekillerine karşı uygulanmamasına dikkat çekiliyor. Bu nedenle değişiklik için “hedef muhalefetti” yorumu yapılıyor.

AİHM’in “belirli bir örüntü” olarak ortaya koydu olaylar zincirinde HDP’li belediyelere kayyım atanması ve HDP’li belediye başkanlarının tutuklanması da var. Ve bu hukuksuz uygulamalar sürerken önce rejimi değiştiren Anayasa referandumu ardından 24 Haziran seçimlerinin gerçekleştiği belirtiliyor.

Seçilmiş milletvekillerinin vekilliklerinin Anayasa’ya aykırı bir şekilde düşürülmesi, belediyelere kayyım atanması, milletvekilleri ve belediye başkanlarının tutuklanması ve tüm bunlar sürerken rejimin değiştirilmesi!

AİHM kararında tüm bu süreçler ele alınarak, hukuksuz bir döneme girildiği tek tek irdeleniyor. Son 5 yıldaki tüm uygulamalar tartışmalı hale geliyor.

İktidarın bu karar karşısında böylesine ayak diremesi ilginç değil.

İlginç olan böylesine ciddi bir karar karşısında, muhalefetin hala suskun kalması….

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir