Kübra KÖKLÜ
Öğretmen atamalarının yetersiz olması nedeniyle intihar eden ve başka bir iş yaparken iş kazasında yaşamını yitiren öğretmenler sıklıkla gündeme geliyor. Ekonominin gün geçtikçe kötüye gitmesiyle beraber atama bekleyen öğretmenler de hiç istemeseler de başka iş kollarına yöneldi. Büyük hayallerle öğrencileriyle buluşmayı bekleyen öğretmenler, bir gün dahi olsa hayallerini gerçekleştiremeden iş kazalarında yaşamlarını yitirdiler. Atama bekleyen bazı öğretmenler ise iktidarın yanlış politikaları nedeniyle de intihara sürüklendi. Mersin’in Tarsus ilçesinde yaşayan ve atanamadığı için seyyar satıcılık yapan 32 yaşındaki Coğrafya Öğretmeni İsmail Karahan girdiği bunalım sonucu hayatına son verdi. Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde yaşayan 28 yaşındaki atanamayan yüksek lisanslı öğretmen Mustafa Kaya ise tabancayla intihar etti. Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde yaşayan ve ataması yapılmayan 23 yaşındaki Beden Eğitimi öğretmeni Fedai Altun da mezarlıkta elektrik trafosu boyarken yaşamını yitirdi. İsmail, Mustafa ve Fedai hayallerini gerçekleştiremeden aramızdan ayrıldı. Devlet okullarında görev yapmayı bekleyen 15 bin öğretmenin ataması 31 Ocak tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle gerçekleştirilirken, 500 bin 41 öğretmenin ataması henüz yapılmadı. 15 bin öğretmenin atamasıyla beraber ücretli öğretmenler işsiz kaldı. Atamalar belli olsa da ücretli öğretmenlere okulun açılmasına bir gün kala işsiz kaldıkları bilgisi verildi.
‘ATAMA İŞSİZ BIRAKTI, ATAMASI DA YAPILMADI’

Ücretli öğretmen iken, atamalar ile işsiz kaldı, ataması da yapılmadı
Bu yıl işsiz kalan ancak bir sonraki dönem yeniden ücretli öğretmenlik yapmak isteyen ve önlerine bir engel çıkmaması için isimlerini vermek istemeyen 2 ücretli öğretmen ile karşılaştıkları sorunlar hakkında konuştuk. Ataması yapılan öğretmenler için mutlu olduğunu söyleyen Edebiyat Bölümü mezunu 25 yaşındaki ücretli öğretmen, atamaların sıklıkla yapılması gerektiğinin altını çizdi. Ara tatil sonrası okulların açılmasına bir gün kala okul yönetimi tarafından telefon ile aranarak işsiz kaldığını öğrenen ücretli öğretmen, “Ataması yapılan öğretmenlerin emeklerinin karşılığını almasına çok sevindim. Okuldaki dolabımı toplarken çok üzüldüm. Öğrencilerimle vedalaşamadım. Psikolojim bozuldu. İş bulamadım. Ücretli öğretmenliği atanana kadar yapıyordum. Garanti bir iş ya da maaşı iyi bir iş değil. Ücretli öğretmenlik; atama geldiğinde işten atıldığın, nöbet tuttuğunda parasını alamadığın bir meslek. İdari kısımda ise kadrolu öğretmenler kadar saygı gösterilmiyor” diye dert yandı.
ÜCRETLİ ÖĞRETMENİN MÜDAHALE HAKKI DA YOK!
Aileleri tarafından okula gönderilmeyen öğrencilerin yok yazılmasına izin verilmediğini ve okul yönetiminin polise bildirmediğini belirterek, “Sınıfımda Afrika’dan gelen bir öğrenci vardı. Yaşından dolayı direkt 4. sınıftan başlatmışlardı. Ancak hiç Türkçe bilmiyordu. Ben de İngilizce bilmiyordum. Ve yönetmelik o çocuğu bir üst sınıfa geçirdi. Yine aynı şekilde dönem ortasında sınıfa Diyarbakır’dan bir öğrenci geldi. O da hiç okula gitmemiş ve aile para cezasını ödememek için çocuğunu okula getirmiş. Ancak yaşı nedeniyle o da 4. sınıftan başladı. Birkaç gün çocuk okula geldi. Sonra aile tekrardan çocuğu devam zorunluluğu ‘yok’ diyerek okuldan aldı” diye anlattı.
Ücretli öğretmen olmanın zorluklarını, hiçbir haklarının olmadığını da ücretli öğretmen şöyle anlattı: “Ücretli öğretmen olmak yani güvencesiz bir şekilde çalışırken bu gibi olaylara şahit olmak ve bir şey yapamamak çok kötü. Çocuklar korunmuyor. Gerekli önlemler alınmıyor. Yönetim devamsızlık yapan öğrenciyi ‘yok’ yazmamıza izin vermiyor. Kim bilir çocuk nerede? Belki de yaşamıyor ama okulda ‘var’ gözüküyor. Ücretli öğretmenin hiçbir hakkı yok. Veliler ücretli öğretmen olduğunuzu öğrendiğinde hemen yönetime şikâyet ediyor ve işinizden oluyorsunuz. Genellikle veliler ücretli öğretmen istemiyor.”
‘ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİN YANINDA İKİNCİ SINIF VATANDAŞ GİBİYİZ’
2016 yılında İngilizce öğretmenliğinden mezun olan ve yıllardır atama bekleyen 28 yaşındaki ücretli öğretmen ise “Ataması yapılan öğretmenler adına çok sevindim. Ama diğer tarafta ara tatilde sürekli yerime ‘kim gelecek’ diye düşündüm. Çok zor bir durum. Yarı dönemde ücretli öğretmenlik için kadro bulmak imkânsız. Ancak biri askere gidecek ya da doğum iznine ayrılacak da o şekilde bir kadro bulabilirsiniz” diye anlattı duygularını.
Ücretli öğretmenlik maaşının asgari ücretinin çok altında olduğunu dikkat çeken ücretli öğretmen, “Bizler tarla işçileri gibiyiz. Okulların tatil edildiği günler ve resmi günlerin parası maaşımızdan kesiliyor. Okulda çalışırken koronavirüse yakalandım. Ve o günlerin parası da maaşımdan kesildi. Haftada bir ya da iki kez nöbet tutuyoruz. Nöbet tutmayı sorun etmiyorum. Ancak kadrolu öğretmen nöbet tuttuğunda parasını alıyor. Ama ben alamıyorum. Kendimi kadrolu öğretmenlerin yanında ikinci sınıf vatandaş olarak görüyorum. Bunun nedeni de devletin bana sunduğu koşullar. Ücretli öğretmen olduğunuzu veliler öğrendiğinde de büyük sorunlar çıkmaya başlıyor. ‘Öğretmen bir şey bilmiyor’ diye şikâyette bulunuyorlar. Kadrolu öğretmenlere İlçe Milli Eğitim ve Bakanlık tarafından geziler ve yemekler düzenleniyor, Buralara da ücretli öğretmenler davet edilmiyor” ifadelerini kullandı.

‘ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK DERİN BİR SÖMÜRÜ ALANI’
Eğitim-Sen İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Özer Tuncer ise atama bekleyen de yaklaşık 550 bin öğretmenin bulunduğuna dikkat çekerek, bunun çok büyük bir sayı olduğunu, bunun da iktidarın politikalarından kaynaklandığını söyledi. “İktidar politikalarını daha sağlıklı, planlı ve programlı yapsaydı atama bekleyen öğretmenler sıkıntı yaşamazdı” diyen Tuncer, atama bekleyen öğretmenlerin bir an önce atanmasını istedi.
Ataması yapılmayan öğretmenlerin bu süreçte kendilerine başka bir iş, istihdam alanı oluşturmak zorunda kaldıklarına da dikkat çeken Tuncer, “Ve bu arkadaşlarımızı sonra bu işlerde kaybediyoruz. İş kazalarında öldüklerini duyuyoruz. Atama beklerken iş bulamayıp umudunu kaybeden, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan öğretmenler ise intihar ediyor. Atama bekleyen bu kadar öğretmen arkadaşımız varken okullarda insanlık dışı, aşırı sömürüye açık olan ücretli öğretmenlik uygulaması devam ediyor. Bu, çok büyük bir çelişki” dedi.
550 bin öğretmen atama beklerken kuralsız, güvencesiz ve anayasaya aykırı bir şekilde çalıştırılan öğretmenlerin bulunduğunu yineleyen Tuncer, “Ben de İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyorum. Yan sınıfımdaki öğretmen ücretli öğretmen ve ben atandığım için onunla aynı ücreti almıyoruz. Ücretli öğretmenlerin ellerine 2 bin 500 TL gibi para geçiyor. Ücretli öğretmenlik, derin bir sömürü alanı. Atama bekleyen bütün öğretmen arkadaşlarımızın ataması yapılsın. Atama yapıldıktan sonra da ücretli öğretmenlik ortadan kaldırılsın” diye konuştu.
