Tekleyen bir ‘tekno-komedi’

Gençliğimizde ilk filmlerini izleyip hayran kaldığımız kimi yönetmenlerin kariyerlerinin seyrine tanıklık etmek üzücü olabiliyor kimi zaman. Hele de bir dönem üst üste çarpıcı işlere imza atmış olanlar için sonrasında ağızlarıyla kuş tutsalar hep geçmişle karşılaştırma bahtsızlığı da söz konusu olabiliyor. Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet de bu isimlerden birisi kanımca.

Marc Caro ile birlikte çektikleri “Şarküteri” (1991) ve “Kayıp Çocuklar Şehri” (1995) ile muhteşem bir giriş yapan Jeunet, serinin zayıf yapımlarından “Yaratık Diriliş” (1997) ile Hollywood’ta şansını denemiş, ardından tekrar memleketine dönüp birçoklarına göre başyapıtı sayılan “Amelie”yi (2001) çekmişti. Sonrası yönetmen için pek iyi geçmedi açıkçası. “Kayıp Nişanlı” (2004) ancak geçer not alabildi, sonraki on yılda çektiği “Micmacs” ve “Kahraman Çocuk”, Fransa dışında pek rağbet görmedi. Ama bu filmlerin hemen hepsinde kendisine özgü atmosferini inşa etmeyi ve seyirciyi büyülü dünyalara götürmeye başardı.

Geçen hafta itibariyle Netflix’te gösterilmeye başlanan “BigBug” da içerik olarak hayli zayıf ama estetik olarak şenlikli bir yapım. Zaten sıkıntı da şenlikli olması için tasarlanan yapımın hikayesinin bu düzeye çıkamaması. “Kayıp Çocuklar Şehri”nden bugüne birçok kez birlikte çalıştığı senarist Guillaume Laurant ile senaryoyu oluşturan Jeunet, yakın gelecekte geçecek bir ‘renkli distopya’ anlatısına girişiyor. Her şeyin teknolojiyle halledildiği, evde ve kamusal alandaki işleri robotların yaptığı bir gelecek evreninde geçiyor hikaye.

Büyük bir şehrin, orta/ üst sınıflarının yaşadığı zengin banliyölerinden birisinde, bir süre önce kocasından boşanmış olan Alice’in evindeyiz. Alice, yeni flörtü Max ve oğluyla vakit geçirmektedir. Ev hizmetleri Monique adlı bir robot tarafından yapılmaktadır. Derken eski kocası, kızı ve sevgilisi de eve gelir. Bir de üstüne komşuları Françoise de onlara katılır. Aslında herkes işini halledip gidecektir fakat dışarıda oluşan bir tehlike evde bulunan robotların güvenlik sistemini harekete geçirmeleri ve kapıları kilitlemelerine neden olur. Evde sıkışıp kalan bu insanlar için evdeki teknolojik varlıklar birer tehdide dönüşmeye başlar. Çünkü kendilerini insan hissetmeye çabalarlar. Üstelik dışarıda da makineler kontrolü ile almaya başlamıştır. Şiddete başvurmaktadırlar.

“BigBug”, Jean-Pierre Jeunet’in geniş renk paletiyle inşa ettiği, fütüristtik bir görsel dünya kurmakta oldukça mahir. Daha ilk dakikalardan itibaren, bir yanıyla ‘teknofobi’yle dalga geçen, insan-makine arasındaki ilişkiye dair sorular sorduracak bir yapım olacağı iddiasına taşıyor film. Öte yandan kadın/erkek ilişkilerine dair Fransız usulü bir gayri ciddilikle komedi üretileceğini de anlıyoruz. Sorun, her ikisini yaparken orijinalliği yakalayamaması, geçmişin klişelerini tekrara düşmekten kurtulamaması.

Birbiriyle bir türlü sevişemeyen çiftten, şapşal köpeklere, insan olmaya çalışan makinelerden ‘robocop’ göndermeli güvenlik güçlerine kadar her şey defalarca yapılmış şeylerin resmi geçidine dönüşüyor. Bunların komedisini yapma çabası ise kakofoniye dönüşüyor maalesef. Jean-Pierre Jeunet filmleri için (özellikle ilk dönem) olumlu anlamda kullanabileceğimiz ‘curcuna’ tanımlaması burada olumsuz bir değer kazanıyor. Filmde hikayenin vasatlığının, görsel tasarımı anlamsız kıldığı anlar da hayli fazla. Böyle bir ismin “Netflix yönetmeni”ne dönüşmüş olması da üzülmemiz gereken bir diğer nokta. Gerçi Netflix yönetmenleri diye bir kategori oluşsa oldukça açıklayıcı bir tanımlama olur bizim için. Hollywood’taki birçok isim için kullanabileceğimiz “memur yönetmen” kalıbı gibi örneğin.

Neyse biz filme dönelim tekrar. Bu tür yapımların örtük ya da açık bir politik alt metni olur genelde. Ya açgözlü bir şirket, ya bir sınıf olarak burjuvalar, ya siyasal bir sistem ya da bir grup siyasetçi kötü gidişatın sorumlusu olarak gösterilir. “BigBug”ta, evlerin tepelerinde dönüp duran reklam ekranı ve televizyonda güvenlik paranoyasını görüyoruz ama hikayenin çok tali unsurları olarak kaldıkları için bulanıklaşıyor bu alan.

En nihayetinde, bütün bu teknolojik gelişmelerin, onun üzerine inşa edilen güvenlik sistemlerinin ve buna bağlı ortaya çıkan endişelerle kafa bulmaya niyetlenen ama beceremeyen bir yapım “BigBug”.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir