Engelli çocuklar, onların bakım ve sorumluluğu, haklarının korunması, sosyalleşmesi gibi birçok sorunla karşı karşıyalar. Hayatın her alanında zorluklarla mücadele eden engelli çocuklarının temel bakım ve ihtiyaçlarını karşılayansa genellikle anneleri oluyor. Toplumsal yaşam ve ekonomik krizin engelli insanların yaşamı üzerindeki etkilerini genç yaşta anne olmuş iki kadından dinleyeceğiz.
Merve Büyüktaş
“Farkında mısınız? Engelli insanlara hep kadınlar, neredeyse hep anneler bakıyor” diyor konuşurken Fatma Aslanbaş. Kendisi 50 yaşlarında, 32 yaşında bir oğlu var ve birlikte yaşıyorlar. Oğlunun tüm bakım ve sorumluluğu annenin üzerinde. Diğer yanda ise ismini vermek istemeyen bir başka anne var, 16 yaşındaki çocuğu için çalışmak zorunda olan… Evde çocuğuna bakacak bir büyük var neyse ki, “yoksa geçinemeyiz” diyen bu genç kadın ve Fatma Aslanbaş ile birlikte ekonomik krizin etkilerini, devlet desteklerini ve uygulamalarını, genel sorunları, engelli hak ve taleplerini konuştuk.
DEVLET YASALARLA HAK TANIYOR AMA UYGULAMADA BU HAKLAR YOK!
Fatma Aslanbaş, devletin engellilere haklar tanıdığını ancak bu hakların uygulamada karşılık bulmadığını söylüyor ve devam ediyor: “Oğlumla birlikte 2005’ten beri birlikte yaşıyoruz. Umut küçükken çalışıyordum ve ailem ona bakabiliyordu fakat yaşı ilerledikçe başkasına emanet edemiyorsunuz. Şimdi çalışmıyorum. Umut’un maaşı ve evde bakım parasıyla geçinmeye çalışıyoruz. Her şey yasalarda güzel ama uygulamada yok. Hakkımızı savunacak bir kurum yok.”
Fatma Aslanbaş oğlu Umut Aslanbaş ile
‘ENGELLİ TAŞIMA HİZMETİ RANDEVU İLE ÇALIŞIYOR’
“Engelliler için devlet tarafından verilen ambulans hizmeti randevu ile çalışıyor. Acil bir durumda aradığınızda randevu soruyorlar.” diyor Aslanbaş ve ekliyor: “Önden randevu alırsanız da şöyle bir durumla karşılaşıyorsunuz. Örneğin araca üç engelli alındı ve hastaneye götürüldü. Hepsinin işi bitene kadar beklemek zorundasınız. Bu çocukların bezlerinin değişmesi, karınlarının doyurulması, tuvalet gibi ihtiyaçları var.” Uygulamanın ihtiyacı karşılayacak nitelikte hizmet sağlamadığını belirten Aslanbaş, PCR testi ve aşı hizmetinin de evde verilmediğini söylüyor. Anne Aslanbaş, “Evde aşı ve test hizmeti almak istedik fakat her seferinde hastaneye yönlendirildik. Oysa bu hizmetlerin evlerde verildiği söyleniyordu, biz yararlanamadık.” diyor.
‘HER ENGELLİNİN KENDİNE YETEBİLECEK BİR MAAŞI OLMALI’
Engelli maaşlarının eskiden bir yasa ile emekli sandığına bağlı olduğunu, sonradan vakfa bağlandığını hatırlatıyor Aslanbaş. “Bu yasa varken engellinin gelirlerine bakılıyordu. Şimdi ise engellinin yaşadığı hanenin gelirine bakılıyor” diyor Aslanbaş ve devam ediyor: “Ben ailemle ya da kardeşlerimle kalabilirim. O evdeki insanlar çalışıyor diye maaş alınamaması durumu söz konusu olmamalı. Devlet, sigortalı bir işe girildiğinde verdiği yardımları kesmemeli. Bugün sigortalı çalışmak çok para kazandırmıyor zaten. Memurlar da bu yardımları alamıyor. Kim olduğu, nerede yaşadığı önemli değil, her engellinin kendine yetebilecek bir maaşı olmalı. Biz aldığımız maaş ve yardımla geçinemediğimiz gibi borç almak zorunda kalıyoruz sürekli.”
Aslanbaş, “Haneye giren ücret, hanede yaşayan kişi sayısına bölündüğünde eğer asgari ücretin üçte birini geçiyorsa aldığınız maaşı kesiyorlar” diyor. Aslanbaş, “Bizim evimize şuan 2 bin 800 lira giriyor. Evde bakım ücreti ve oğlumun engelli maaşı, olması gereken sınırı 50- 60 lira geçtiği için ücretin birinin kesilmesi tehlikesini yaşıyoruz. Zaten bu parayla geçinmek yeterince zor, her yıl evinize gelip kontrol ediliyorsunuz, denetleniyorsunuz. Bir de gelirinizin kesilme durumuyla karşı karşıya kalıyorsunuz” diyor.
Fatma -Umut Aslanbaş: anne oğul sürekli beraberler
‘TUVALET KAĞIDINI HESAPLAYARAK ALIYORUZ’
Fatma Aslanbaş kış aylarının geldiğini ve doğalgaz faturasının kabaracağını belirterek şöyle diyor: “Doğalgaz masrafı artacağından elektrikten kesmeye çalışıyorum. Televizyon açtığımızda odanın ışığını kapatıyoruz. Oğlum karanlıkta kalmayı sevmiyor. Ona durumu anlatmaya çalışıyorum. Tuvalet kağıdını bile hesaplayıp alıyoruz. Kimse bunları düşünerek yaşamamalı. Sosyal devlet anlayışı bunu gerektirir.”
ASLANBAŞ: ‘HASTALANMA LÜKSÜMÜZ YOK’
“Çalışan annelerin durumları zor, benim gibi evladına bakmak zorunda olan annelerin de…” diyor Anne Aslanbaş ve ekliyor: “Çok zor durumda kalsanız bile çocuğunuza bakacak biri yok. Ben dört kez ameliyat oldum ve hep son raddeye gelinceye kadar erteledim. Çünkü ben olmadan ona bakacak biri yok. Bu, annenin de sağlık hakkına ulaşmasını engelliyor. Basit bir üşütmeyle hastalanma lüksümüz bile yok. Çünkü biz hastalanırsak, onlara bakacak kimsemiz olmuyor.”
“Sadece bu da değil, yakınınızın cenazesine de gidemiyorsunuz” diyor Aslanbaş ve ekliyor: “Kötü bir şey olmasına da gerek yok aslında. Bunalıp bir dışarı çıkmak bile lüks bizim için, bir çay içmek, sohbet etmek bile. Devlet özel ihtiyaçlı çocuklara bakıcı ablalar sağlasa keşke. Çocuklarımızı bırakabileceğimiz, güvenli yerler olsa. Aklımız kalmadan rahatça dışarı çıkıp, ihtiyaçlarımızı karşılayabilsek.”
‘BİR ENGELLİ MARKETE YALNIZ GİDEBİLMELİ’
Engelli bireylerin yalnız da yaşayabileceği, bu yüzden ihtiyaçlarını karşılayabileceği ortamların yaratılmasının önemli olduğu söylüyor Aslanbaş: “Mesela marketlerin girişinden kapısına, reyonlara ulaşımdan, mesafe darlığına birçok düzenlemeye ihtiyacı var. Ben oğlumla gittiğimde ‘yardımcı olalım’ diyor insanlar ama bu kadar olağan bir işi yaparken bile yardım almak zorunda kalınmamalı.”
Engellilerin, sinema, tiyatro konser gibi etkinliklere de katılamadığını söyleyen Aslanbaş, bu faaliyetlerin herkes için eşit, ulaşılabilir olması gerektiğini ekliyor sözlerine.
Aslanbaş, “Bir kurum, işyeri, avm yapılırken en başta engelli bireyler de düşünülerek tasarlanmalı. Engellilere yönelik hastaneler de yapılmalı, sinema ve parklar da…” diyor.
‘EV İÇİNİN DE ENGELLİYE UYGUN HAZIRLANMASI ÖNEMLİ’
“Bir insanı taşıyarak banyo ve tuvalet ihtiyacını karşılamak çok zor. Zaman ilerledikçe taşımak güçleşiyor” diyor Aslanbaş ve devam ediyor: “İnsanlar şaşırabilir ama bu da çok büyük bir ihtiyaç. Maddi imkanı olmayan aileler için devlet özellikle banyo ve tuvaletler konusunda da yardım yapmalı. Engellilere uygun bir dizayn nasıl yapılır yönlendirmeli ve destek olmalı.”
Fatma Aslanbaş oğlu Umut ile
‘ULAŞIM HAKKI ÇOK ÖNEMLİ’
“Bugün otobüsler en azından engelli binişine uygun hale getirildi” diyor Aslanbaş. “Belki binen engelli sayısını arttıracak düzenlemeler yapılabilir. Ben oğlumu özel eğitime götürürken otobüs hizmeti yoktu. Taksi ya da bir tanıdıkla gidebiliyorduk” diyerek devam ediyor: “Param olmadığında okulu arayıp, Umut hasta diyordum. Hiçbir çocuk bunu yaşamamalı. Eğitim hakkı tanıyor devlet ama çocuk o eğitime ulaşmada maddi güçlükler yaşıyor. Her şey birlikte düşünülmeli ve ona göre hareket edilmeli. Araçlar engelli çocukların ayakları görevinde. Engel düzeyine bakılmadan çocuklara bu imkanlar sağlanmalı. Dolmuş ve minibüslerde de engelli binişi kolaylaştırılmalı.”
Şehirlerarası ulaşımda da otobüslerin ve uçakların engellilere uygun olmadığını dile getiriyor Aslanbaş ve ekliyor: “Engelli olarak bilet seçimi yapıyorsun, bir bakıyorsun ortalarda yer veriliyor. Soruyorsun bu daracık koridorda nasıl ilerleyeceğiz, neden en önden rahatça ulaşılabilecek bir koltuk vermiyorsunuz diye, cevap yok. Bazı durumlar göz göre göre yaşanıyor. Basitçe düzelebilir, ama olmuyor.”

‘ENGELLİ ANNELERİNE EMEKLİLİK HAKKI TANINSIN’
Aslanbaş’ın da yönetiminde olduğu Ankara Engelli Çocuk Anneleri ve Gönüllüleri Derneği, engelli bakımını üstlenen kadınların emekli olması için bir imza kampanyası yürütüyor. Aslanbaş bu imza kampanyasına dair şöyle diyor: “Biz bugün hemen emekli olunsun derdinde değiliz. Biz çocuklarımıza bakarken bir güvencemiz olmadan bunu yapıyoruz, en azından emeklilik hakkımız olsun istiyoruz. Devlet sigortalarımızı yatırsın, prim, gün gibi gerekli şartlar yerine getirildiğinde biz de emekli olalım. Devlet böyle bir hak sağlarsa yaşama şansımız olur.” Aslanbaş, partilerle görüşme ve imza toplama çalışmaları yaptıklarını söylüyor ve ekliyor: “İyi gidiyoruz, engelli hakları için yapılması gereken çok şey var, umutluyuz.”
Kampanyaya destek olmak için tıklayınız
‘BİR AYLIK BEZ MASRAFI 400 LİRA’
Sağlık ocağında konuştuğumuz, ancak çalıştığı için ismini vermeyen anne ise yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Benim çocuğum 16 yaşında, yüzde 97 engelli ve hiç bir ihtiyacını karşılayamıyor. Okula gidemiyor. Sadece 1 aylık bez (120 adet) paketi 400 lira. Sağlık ocağına gidip yazdırınca sadece yarısını devlet ödüyor. Bu sadece bez masrafı. Daha birçok masraf ve özel bakım ihtiyacı var.”
‘DEVLET YARDIM EDİYOR GİBİ GÖZÜKÜYOR’
“Devlet yardımda bulunduğunu söylüyor. Engelli çocuklar için birçok destek var gibi gözüküyor ama doğru değil” diyor annemiz ve ekliyor: “Mesela eviniz size aitse devlet ‘o zaman çocuğuna da bakabilirsin’ diyor. Ya da ailede çalışan insan sayısına göre yardım şekli değişiyor. Benim evim var belki ama yeterli değil ki. Devletin ne olursa olsun yardımcı olması gerekiyor.”
ÇALIŞMAZSAM GEÇİNEMEYİZ!
Evde altı kişi yaşadıklarını ve kendisiyle birlikte eşinin de çalıştığını söyleyen bu genç anne, “Neyse ki çocuğuma evde bakacak bir büyük var. Olmasa benim çalışmam mümkün olmazdı. O zaman da geçinemezdik” diyor.
‘ÇOCUĞUMUN SOSYALLEŞME ALANI YOK’
“Genç bir anneyim, çocuğumun koşup oynamasını ben de isterim fakat nasip olmadı” diyor anne ve devam ediyor: “Akülü arabası var, ama yollar bile onu kullanmaya uygun değil. Parkların hiçbirinde sosyalleşebileceği alanlar yok. Pandemiyle birlikte evde kalan ve sıkılan çocukları düşünsün aileler. Benim çocuğum bunu doğduğundan beri yaşıyor. Ölene kadar da yaşasın istemiyorum.”
Sezgin Tanrıkulu
ENGELLİ ÇOCUKLARIN OKUL BIRAKMA ORANI YÜZDE 60
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun 3 Aralık 2021’de yaptığı açıklamaya göre AB ülkelerinde ilkokuldan sonra okulu bırakan engelli oranı yüzde 25. Bu oran İsveç’te yüzde 11 iken, Türkiye’de yüzde 60. AB’de engellilerin yüzde 29,9’u yoksulluk/sosyal dışlanmışlık riski altında, Türkiye’de bu oran yüzde 77,1.
ÖRGÜN EĞİTİM ALAN ENGELLİ ÇOCUK SAYISI 425 BİN 816
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre; 2020 yıl sonu itibarıyla, Türkiye nüfusu 83 milyon 614 bin 362 kişi iken bunun 22 milyon 750 bin 657’sini çocuklar oluşturdu. “2020 yılının Temmuz ayı verilerine göre Ulusal Engelli Veri Tabanında kayıtlı ve hayatta olan engelli sayısı ise 2 milyon 530 bin 376. Engelli ve Yaşlı İstatistik Bülteni Eylül 2021 verilerine göre; örgün eğitim alan engelli çocuk sayısı toplam 425 bin 816. Bu öğrencilerin 319 bin 881’i kaynaştırma sınıflarında, 56 bin 741’i özel eğitim okullarında ve 49 bin 194’ü özel eğitim sınıflarında örgün eğitim alıyor. Toplam rakam 2019-2020 yılında 425 bin 774’tü.
Kaynak: UNICEF
240 MİLYON ENGELLİ ÇOCUK VAR
UNICEF’in 2 Aralık 2021’de paylaştığı bilgilere göre dünya üzerinde 240 milyon engelli çocuk var. UNICEF’in engelli çocukların engelli olmayan çocuklara göre yaşadığı durumları içeren paylaşımı özetle şöyle:
Kaynak: UNICEF
-
- Erken uyarım ve duyarlı bakım alma olasılıkları yüzde 24 daha az.
-
- Temel okuma ve aritmetik becerilerine sahip olma olasılıkları yüzde 42 daha az.
-
- Okula hiç gitmemiş olma olasılıkları yüzde 49 daha fazla.
-
- Aşırı zayıf olma olasılıkları yüzde 25 ve bodur olma olasılıkları yüzde 34 daha yüksek.
-
- Akut solunum yolu enfeksiyonu (ASYE) semptomlarına sahip olma olasılıkları yüzde 53 daha fazla.
-
- Daha mutsuz hissetme olasılıkları yüzde 51 ve daha fazla ayrımcılığa maruz kalma olasılıkları yüzde 41 daha yüksektir.
