Spor bir toplumun kültüründen ayrı düşünülemez. Toplumsal kültür ise iç ve dış siyaset, ekonomik, kültürel unsurların etkisinde oluşur.
Spor bir anlamda dışa dönük bir yapıya sahiptir. Toplumdaki siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel değişiklikler spora bakış açısını, spor politikasını, spor ekonomisini büyük ölçüde etkiler.
Türk sporunda belli bir sistem yok. Bu olmayınca da belirli ülkelerin sistemlerini ülkemize monte etmeye çalışıyoruz. Ancak bugüne kadar gelinen nokta belli.
Sporda söz sahibi olmuş ülkelerin modellerini Türkiye’ye getirmek için o ülkenin ekonomik, kültür, siyasal yapısını da iyi bilmek, neleri yaptığını irdelemek gerekir.
Tesis, eğitici ve sporcu seçimi bu modellere uygun yapılmalı. Bunun için de sabır gerek. Hemen başarı beklediğiniz zaman hedefe varmak mümkün değildir.
Türkiye’de spora bakış sadece günlük başarılara göre değerlendirilir. O gün madalya alan sporcuları alkışlar, onlarla medyada yer alarak şov yaparız.
Oysa bu başarıların kalıcı olması için alt yapıya önem verilmesi şart. Bir sporcu alt yapıdan gelecek sporcunun kendisini zorlayacağını bilerek çalışır. Yoksa madalya alıp, yan gelip yatmaz.
Tokyo olimpiyatlarına az bir süre kaldı…
Pandemi nedeniyle 10 gün önceden gidilme şartı var. Giden sporcular da Tokyo’da olimpiyat köyü dışına çıkamayacak. Belli bir stres içerisinde yaşayacaklar. Çalışmalarını sürdürecekler.
Tokyo’da başarısız olduk mu bahanesi pandemi olacak. Başarısız federasyon başkanları pandemi bahanesiyle olimpiyat sonrası yapılacak seçimler için “Tokyo’dan ders çıkardık. Daha iyi çalışacağız” mesajı ile o camiayı kandıracak, yeniden göreve talip olacaklar.
Tokyo’da ne kadar madalya alırız bilinmez. Şu bir gerçek ki bugünkü tabloya baktığımızda en fazla 8 madalya alabiliriz.
Bu bile başarı sayılmalıdır…
Madalya alacağımız branşların başında güreş, cimnastik, tekvando geliyor. Atletizmde madalya almak sürpriz olur.
Sporda ne kadar gelişip gelişmediğimiz ortada. 28 olimpik branşta sadece üç-dört branşta madalya beklentisi içerisinde olmamız bunun bir göstergesidir.
Dünyanın en büyük spor organizasyonlarında tesadüflerin dışında kürsüye çıkmamız mümkün değil. Tokyo’da da öyle olacak.
Türk sporunun gelişmesi için radikal kararlar alınmalıdır. Bugünkü gibi yönetilmeye devam edildiği sürece sadece kendi kendimizi kandırmış oluruz.
23 Temmuz -8 Ağustos tarihleri arasında Tokyo’da yapılacak olimpiyat oyunlarında Türk sporunun da röntgeni çekilmiş olacak.
Yine de pandemi bahane edilecek…
Sanki diğer ülkeler pandemi süreci yaşamadı…
Bizde başarısızlığı bahanelerle örtmek bir gelenek haline dönüştü. Bu gelenek değişmelidir.
Yazar Hakkında:
Ali Erdoğan kimdir
1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.
Bir yanıt yazın