Kübra KIRIMLI / Cengiz Anıl BÖLÜKBAŞ
Mevsimlik tarım işçiliği dosyamıza işçilerle görüşmemizden notlarla devam ediyoruz. İlk iki bölümde “Mevsimlik Tarımda Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi” projesine değinmiştik hatırlayacaksınız. Gezdiğimiz kamp alanlarında çok sayıda çocuk işçi ile bir araya geldik. Bu çocuklar tıpkı yetişkinler gibi aynı koşullarda ve uzun çalışma saatlerinde ter döküyorlardı. ( https://www.medyaport.net/isci-sendika/mevsimlik-tarim-iscileri-dosyasi-2-findik-ureticisi-kurt-h37064.html)
Bu yazımızda çocuk işçi Habib Akkoyun ile Batmanlı genç bir kadın işçi ile yapmış olduğumuz görüşmemizden notları aktarıyoruz.
İŞÇİLİK ÇOCUKLARI ÇOCUKLUĞUNDAN ALIKOYUYOR
Türkiye, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf ülkelerden biri. Türkiye, 18 yaşına kadar her bireyi çocuk olarak tanımlasa da İş Kanunu’nda bulunan 15 yaş sınırı (14 yaşını doldurmuş) ile 18 yaşından küçük çocukların çalışmasına izin veriyor.
720 BİN ÇOCUK İŞÇİNİN YÜZDE 30,8’İ TARIMDA ÇALIŞIYOR
“Çocuk işçiliği” çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler tanımlanır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in Çocuk İşgücü Anketi 2019 sonuçlarına göre, Türkiye’de 5-17 yaş arasında 720 bin çocuk çalışıyor. Dünyadaki eğilimden farklı olarak, Türkiye’deki çocuk işçilerin büyük çoğunluğunu (yüzde 79,7 ) 15-17 yaş grubu oluşturuyor. Bunu sırasıyla (Yüzde 15,9) 12-14 yaş grubu ve (Yüzde 4,4) 5-11 yaş grubu takip ediyor.
Ekonomik faaliyette yer alan çocukların yüzde 30,8’i tarımda, yüzde 23,7’si sanayide ve yüzde 45,5’i hizmet sektöründe yer aldı. 5-14 yaş grubunda çalışan çocukların yüzde 64,1 ile tarım sektöründe, 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise yüzde 51’i hizmet sektöründe yer aldı.

ÇOCUKLAR 4 SEBEPLE ÇALIŞIYOR
Türkiye’de çocukların çalışma nedenleri 4 grupta toplanmış. TÜİK’in belirlediği bu verilere göre; çocuk işçilerin
-Yüzde 35,9’u hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak
– Yüzde 34,4’ü iş öğrenmek, meslek sahibi olmak
– Yüzde 23,2’si hane halkı gelirine katkıda bulunmak
– Yüzde 6,4’ü kendi ihtiyaçlarını karşılamak sebebiyle çalışıyorlar.
TÜRKİYE ILO’YA 2023’E KADAR TAAHHÜT VERDİ
Türkiye, taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri kapsamında hazırladığı Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programında 2017-2023 yılları arasında üç öncelikli alan belirlemiş ve 2023’e kadar bu alanlarda çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik taahhüt vermiştir.
Bunlar;
-Sokakta Çalışma,
-Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışma,
-Tarımda Aile İşleri Dışında, Ücret Karşılığı Gezici ve Geçici Tarım İşlerinde Çalışma

‘EVİMİZE DÖNÜNCE UTANDIK’
Yukarıdaki hatırlatmalardan sonra görüşmemizden notlara geçebiliriz. Ordu’nun Ulubey İlçesi’nde bir araya geldiğimiz 2 farklı kamp yerinde, farklı illerden gelen işçiler oldu. Bunlardan birinde Diyarbakır’dan gelen mevsimlik tarım işçileri kalıyordu. Sayıları oldukça kalabalık olan (tahmini 500’ü bulan) bu grup ile görüşme sağlayamadık. İşçilerin “çavuş” diye adlandırdıkları 40 yaşlarındaki bir erkek ile öncesinde görüşüp, görüşme yapmak istediğimizi söyledik. İsmini öğrenemediğimiz çavuş, “Daha önceki yıllarda da gazeteciler geldi. Söylemediğimiz şeyleri yazıp çizdiler. Haberler de bizi öyle anlattılar ki, biz evlerimize dönünce utandık. Çevreden komşular, tanıdıklar o haberleri görünce ‘O şartlarda çalışıyorsanız gitmeyin, kendinizi niye rezil ediyorsunuz’ dediler. Bizden kimse konuşmayacak. Gelin, oturuyorsanız çay için, yemek yiyin. Ama bizi ne çekin ne de bizden biriyle konuşun” dedi.
Bu görüşme üzerine ne bir görüntü ne de bir görüşme gerçekleştirebildik. Bu haklı isyan bizi de ziyadesiyle üzdü, kendilerine teşekkür ederek bu kamp alanına 100 metre uzaklıkta bulunan Urfa’dan gelen işçilerin konakladığı alana gittik. Bu kamp alanı Diyarbakır’dan gelen işçilerin konakladığı alana göre oldukça kötü koşuldaydı. Diyarbakır’dan gelen işçilerin kamp kurduğu alana da yağış düşmüş, ancak çadırlar su altında değildi. Urfalı işçilerin kaldığı alan ise çamura hapsolmuştu desek ne yalan ne de eksik kalır. Esneyen, adım attıkça batan bir toprağın üzerinde çocuk işçilerle görüştük.

‘BEN DOĞARKEN AİLEM PANCAR TOPLUYORDU’
15 yaşındaki Habib Akkoyun annesinin kendisini tarlada doğurduğunu ifade ederek söze başlıyor. “Ben burada, bu çadırlarda doğdum. Konya’daydık. Ben çadırda doğarken ailem pancar topluyordu tarlada. Tarlada büyüdüm yani. Ne söyleyeyim. Halimizi görüyorsunuz. 2 gün durmadan yağmur yağdı. Devlete başvurduk, polisi aradık, çakıl taşı istedik. Getirin dedik. Getirmediler. Perişan haldeyiz”.
Urfa’ya gidince çobanlık, tarlalara girince de iş yaptığını ifade eden Habib, okula gidemediğine dertleniyor: “3 yıl okula gidebildim. Türkçeyi televizyondan öğrendim. Küçücük bir televizyonumuz vardı o öğretti bana Türkçeyi. Mecbur çalışıyoruz. Ben çalışmasam aç kalırız. Ben çalışmasam abilerim dahi evlenemez. Buradaki çocukları görünce kendi çocukluğumu hatırlıyorum. Üzülüyorum. Keşke okuyabilseler. Benim gibi, bizim gibi olmasalar” diye anlatıyor.
‘TUVALET YOK, IŞIĞIMIZ YOK’
Hiçbir hayalinin olmadığını ifade eden Habib, “Ne hayali, hiçbir hayalim yok. Dün karanlıkta uyuduk. Yağmur yağdı ışığımız kesildi. Çocuklar karanlıktan korktu. Ağladılar” diyor. Habib’in kaldığı kampta koşullar zaten apaçıktı, yine de koşullarının nasıl olduğunu sorduk, o da anlattı: “15 gündür buradayız. Tuvalet yok, banyo yok. Biraz ötede bir çeşme var, kovalarla su getiriyoruz. Suyu ısıtıp banyo yapabiliyoruz. Toprağı kazdık, tuvalet yaptık. Dün çok yağmur yağdı, 10 kez üstümü değiştirdim. Şu an bir kuru kıyafetim yok.”

‘KİTAP PARAM İÇİN GELDİM BURAYA, ZORMUŞ’
Fındık hasatı yaparken Ordu Delikkaya Köyü’nde yan yana geldiğimiz, adını söylemeyen ama tüm dertlerini, heyecanını bir çırpıda anlatıveren genç işçi kadın anlatıyor: “Batman’dan geldim. İlk işim. İlk kez bir işte çalışıyorum. Lise 12’nci sınıfta okuyorum. Okul kitaplarına param yetmedi. Aileme söyledim, gidip çalışacağım dedim, ilkin razı olmadılar. Sonra geldim. Bir daha gelmem. Çok zormuş. Ben hiç böyle hayal etmemiştim. Ben aslında buraya tatil yapmaya gelmek isterdim” diyor.
‘İLK İŞİMDE İŞ KAZASI GEÇİRDİM, PARAMI KESTİLER’
İlk işinde yaşadığı iş kazasını da anlatan genç işçi şunları anlatıyor: “Burada arazi hep yamaç, yokuş. Geçen gün yağmur yağdı ayağım kaydı. Tırnağım çıktı. Romatizmam da var. Doktora gittim. Yarım gün çalışıp benimle birlikte doktora gelen arkadaşımın da parasını kestiler.”
‘NE HALİNİZ VARSA GÖRÜN DEDİLER’
Fındık dallarını indirirken zorlandığını belirten genç işçi, “ Dalda fındık bırakınca kızıyorlar. Dalları indirmek beden gücü istiyor. Oldukça zorlanıyorum. Dün yağmur yağınca uzunca bir naylonu dalların üstüne attık. Nem, yağmur ve ısı birleşince fındığın yapraklarını yakıyor, zarar veriyormuş, bilmiyorduk. Bahçe sahibi kızdı bize ‘Ne haliniz varsa görün’ dedi. Çok sinirlendim. Üzüldüm” diyor.
‘REGL OLUNCA DA TARLADAYIZ, MECBURUZ’
Regl dönemlerinde çalışmanın da zorluklarını konuştuğumuz genç işçi “Adet olduğumuzda çalışmak zor oluyor. Ama mecburuz. Ekip olarak tarlaya girmek zorundayız. Ben adet oldum, gelmiyorum desem de olmuyor. Söz verdiğimiz günde tarlaları bitirmemiz gerekiyor. O yüzden ne kadar sancı çeksek de çalışmak zorunda kalıyoruz” diyor.
(Yarın: Üniversiteli mevsimlik işçiler anlatıyor)
