CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hafta sonunda yayınladığı videoda dile getirdiği ‘helalleşme’ sürecinin detaylarını açıkladı.
Açıklanan detaylara girmeden önce şu vurguyu yapalım. Kılıçdaroğlu’nun dün açıkladığı liste, CHP’nin bizzat sorumlu olduğu olayları içermiyor. Tamamı, farklı iktidarlar döneminde yaşanmış olaylar ve tamamına yakını, kontrgerilla, gladio eli ile sahnelenmiş provokasyonlar. Bu hamle ile Kılıçdaroğlu, kendi partisinin sorumlu olmadığı olaylara ilişkin sorumluluk almayı kabul edip, “helalleşeceğiz” diyor.
Bu hamle ile el yükseltip CHP liderliğinden, Türkiye Liderliğine doğru yola çıkıyor. Zira bu liste, ancak devletin helalleşebileceği bir liste. Tek başına bir siyasi parti bu listeyi sahiplenemez. Böylece Kılıçdaroğlu, devlet adına bu helalleşmeyi üstleniyor. Cumhurbaşkanlığı hedefinde olan bir isim için anlaşılabilir bir durum bu. Diğer yandan, şunu da kabul etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin böyle bir anlayışa ve dile ihtiyacı var. Yaşadığımız ayrışma ve buna neden olan ‘ötekileştirme’ dili nedeni ile çok yorgun bir Türkiye var karşımızda.
Ancak meselenin başka bir tarafı var. Listeyi incelediğimizde ağırlık merkezinin, muhafazakar ve kimlik siyaseti mağdurlarının ön planda olduğunu görüyoruz. Türkiye’de yaralı olan tek kesim bunlar mı? Örneğin; 28 Şubat mağdurları ile hesaplaşılırken, 28 Şubat’a giden süreçte oruç tutmadığı için katledilenler ne olacak? Ya da Turan Dursun, Bahriye Üçok ile helalleşilecek mi?
Diyarbakır Cezaevi ile helalleşilirken, Mamak Cezaevi ya da Ankara Emniyet Müdürlüğü bodrum katı (DAL diye bilinir) kenarda mı duracak? Yassıada ile helalleşilirken, Kore’ye giden ve dönemeyenler ne olacak? Maraş ile helalleşilirken, 1 Mayıs 1977 kenarda mı kalacak? Roboski ile helalleşilirken, faili meçhuller ne olacak?
Örnekler çoğaltılabilir.
Eğer helalleşmenin ana başlığı ‘yaraları sağaltmak’sa o zaman yara ayrımı yapılmamalı. Yaraları sağaltalım derken yeni yaralar açılmamalı.
Açıklanan detaylara girmeden önce şu vurguyu yapalım. Kılıçdaroğlu’nun dün açıkladığı liste, CHP’nin bizzat sorumlu olduğu olayları içermiyor. Tamamı, farklı iktidarlar döneminde yaşanmış olaylar ve tamamına yakını, kontrgerilla, gladio eli ile sahnelenmiş provokasyonlar. Bu hamle ile Kılıçdaroğlu, kendi partisinin sorumlu olmadığı olaylara ilişkin sorumluluk almayı kabul edip, “helalleşeceğiz” diyor.
Bu hamle ile el yükseltip CHP liderliğinden, Türkiye Liderliğine doğru yola çıkıyor. Zira bu liste, ancak devletin helalleşebileceği bir liste. Tek başına bir siyasi parti bu listeyi sahiplenemez. Böylece Kılıçdaroğlu, devlet adına bu helalleşmeyi üstleniyor. Cumhurbaşkanlığı hedefinde olan bir isim için anlaşılabilir bir durum bu. Diğer yandan, şunu da kabul etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin böyle bir anlayışa ve dile ihtiyacı var. Yaşadığımız ayrışma ve buna neden olan ‘ötekileştirme’ dili nedeni ile çok yorgun bir Türkiye var karşımızda.
Ancak meselenin başka bir tarafı var. Listeyi incelediğimizde ağırlık merkezinin, muhafazakar ve kimlik siyaseti mağdurlarının ön planda olduğunu görüyoruz. Türkiye’de yaralı olan tek kesim bunlar mı? Örneğin; 28 Şubat mağdurları ile hesaplaşılırken, 28 Şubat’a giden süreçte oruç tutmadığı için katledilenler ne olacak? Ya da Turan Dursun, Bahriye Üçok ile helalleşilecek mi?
Diyarbakır Cezaevi ile helalleşilirken, Mamak Cezaevi ya da Ankara Emniyet Müdürlüğü bodrum katı (DAL diye bilinir) kenarda mı duracak? Yassıada ile helalleşilirken, Kore’ye giden ve dönemeyenler ne olacak? Maraş ile helalleşilirken, 1 Mayıs 1977 kenarda mı kalacak? Roboski ile helalleşilirken, faili meçhuller ne olacak?
Örnekler çoğaltılabilir.
Eğer helalleşmenin ana başlığı ‘yaraları sağaltmak’sa o zaman yara ayrımı yapılmamalı. Yaraları sağaltalım derken yeni yaralar açılmamalı.
Bir yanıt yazın