Haritanın tam ortası boş gibi… Yok gibi yani… Oysa orada dünyanın ikinci büyük kıtası Afrika duruyor. Dünya nüfusunun aşağı yukarı yüzde 15’ini oluşturan, nüfusu 1.3 milyar dolayına yaklaşan Afrika kıtası.
Sayfadaki rakamlar, bugün itibarıyla dünya çapında her gün yaklaşık 27.19 milyon doz COVID-19 aşısı uygulandığını gösteriyor. Şu ana kadar dünya çapında 7.15 milyar doz COVID-19 aşısı uygulandığını ve dünya nüfusunun yüzde 49,9’unun en az 1 doz COVID-19 aşısı olduğunu, tam doz aşılama oranının ise yüzde 39 olduğunu öğreniyoruz.[2]
Toplamdaki bu rakamların gizlediği büyük eşitsizliği, kıtalar ve gelir grupları arasındaki farkı, yukarıdaki haritadaki boşluk gözlerimizin önüne seriveriyor.
Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın geçtiğimiz aylarda bir basın toplantısında söylediği, “Afrika dışında yapılan aşılara güvenmeye devam edemeyiz çünkü asla gelmezler. Asla zamanında gelmezler ve insanlar ölmeye devam eder”[3] sözleriyle ne demek istediğini anlayabiliyoruz böylece.
Aşağıdaki tablo da ülkelerin gelir düzeyinin bu eşitsizlikle olan ilgisini gösteriyor. 3 Kasım itibarıyla, düşük gelirli ülkelerde yaşayan insanların sadece yüzde 3,9’u tek doz aşıya ulaşabilmiş durumda. Bu tablonun kapitalizmle ilgisi olmadığını kim söyleyebilir?
Hatırlayacaksınız, bağışıklama sürecinin en başında Kanada ihtiyacı olanın yaklaşık 9 misli COVID-19 aşısı stoklamıştı. Benzer eğilim halen sürüyor. Gelişmiş ülkeler ihtiyaçları olanın çok üzerinde aşı stoklamaya devam ediyor. Üretim kuyruğundaki aşıların büyük bölümünün önceden yüksek gelirli ülkelere tahsis edildiği belirtiliyor.
Düşük gelirli ülkelere aşı yardımı yapma iddiasıyla kurulan COVAX’ın ise çok da “iyi niyetli” bir girişim olmadığı aylar öncesinden ortaya çıkmıştı.[4] Daha dün The Statesman’da çıkan bir haberde, COVAX’ın fakir ülkelere eşit olarak aşı dağıtmayı başaramadığı, zengin ülkelerin fazladan getirdiği aşıların çoğunun ise boşa gittiği yazıldı. Burada aktarılan bilgiye göre, zengin ülkeler, COVAX programına güvenen yoksul ülkelere göre kişi başına 16 kat daha fazla COVID-19 aşısı aldılar ve aşı şirketleri de zengin ülkelere ikili anlaşmalar yoluyla aşı satmayı tercih ediyorlar.[5]
İşte tam da bu yüzden COVID-19 aşılarında patent uygulamasının kaldırılması talep edilmişti. Böylece, eşdeğer üretim yapabilecek kapasitesi olan ülkelerde de COVID-19 aşısının üretimi sağlanacak, üretilen miktar artırılabilecek ve aşıya daha hızlı erişim söz konusu olabilecekti. Hâl böyleyken, şu anda COVID-19 aşı tekelini elinde bulunduran şirketlerin gelirleri katlandı ancak ne yazık patentin kaldırılması konusunda yol kat edilemedi.
Geçtiğimiz günlerde British Medical Journal’da (BMJ) yayımlanan bir makalede, dünya çapında aşılama çabalarının doz kıtlığı nedeniyle sınırlandığına ve geciktiğine yer verildi.[6] Salgının yayılma hızı, aşılama oranlarındaki düşüş, kıtalar ve ülkeler arasındaki eşitsizlik, ortadan kaldırılması konusunda halen çok yolumuzun olduğu salgının dünya çapındaki yönetimine ilişkin olarak da “terslikler” olduğunu düşündürüyor. Nihayetinde bütün Afrika’nın “aşı karşıtı” olma ihtimali yok, değil mi?
Tüm dünya çapında aşılama oranlarının hızla ve acilen artırılması, bunun için de aşıya erişimin önündeki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Aksi halde, 6-8 ayda bir aşısız duruma düştüğümüz bu pandemide, bütün bu veriler insanda boşa kürek çekildiği hissini uyandırıyor.
İşte bu yüzden; henüz geç değilken, bir kez daha hatırlatsak mı: Bizim bir patent meselesi vardı!
[1] https://ourworldindata.org/covid-vaccination-global-projections
[2] https://ourworldindata.org/covid-vaccinations
[3] https://www.devex.com/news/new-tech-hub-aims-to-boost-access-to-mrna-covid-19-vaccines-in-africa-100193
[4] https://medyaport.net/2021/06/02/prof-dr-feride-aksu-tanik-asiya-erisim-bir-yasam-hakki-mucadelesidir/
[5] https://www.thestatesman.com/world/international-vax-scheme-covax-failed-poor-countries-1503020748.html
[6] https://www.bmj.com/content/375/bmj.n2375
Bir yanıt yazın