Böyle büyük bir ayrımcılığın olduğu yerde aşı tereddüdünü büyütecek komplo teorilerini ortaya salmak çok iyi fikir gerçekten. Biz aşının içinde çip mi var, kısırlık mı yapıyor, DNA’mızı mı çalıyorlar, su mu enjekte ediyorlar falan diye düşünürken, bakıyoruz, aşıyı alan COVID’i geçmiş.
Şakası yapılacak durumda değiliz aslında.
Türkiye’de de basına yansıdı; daha yakınlarda Guardian’da yer alan bir haberde, Rusya bağlantılı olduğu belirtilen İngiltere merkezli bir PR şirketi tarafından, Almanya ve İngiltere’deki youtuber ve influencer’lara Pfizer/Biontech aşısı olanlarda ölüm oranlarının yüksek olduğunu söylemeleri için para teklif ettikleri yazıldı.[3]
Yine, COVID-19 aşılarıyla ilgili söylentiler ve komplo teorilerine ilişkin olarak geçtiğimiz yıl yayımlanan bir araştırmada, söylentilerin yüzde 39’unun aşı çalışmaları, aşıların geliştirilmesi, erişimi ve dağıtımı ile ilgili olduğu ortaya konuldu. Bunların yüzde 76’sının da yanlış bilgilerden kaynaklandığı belirlendi. [4]
En çok dillendirilen komplo teorilerinden biri COVID-19 aşısının bulunma süresinin “çok kısa” olması ile ilgili biliyorsunuz. Bu konuda aklında hâlâ soru işareti bulunanlara, Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından 16 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirilen “Tereddütler, Kaygılar, Karşıtlıklar: Aşı Olma Sorumluluğu” başlıklı webinarda Prof. Dr. Esin Şenol’un sunumunu izlemelerini öneririm.[5]
Tane tane anlatıyor Prof. Dr. Esin Şenol; moleküler genetik alanındaki ilerlemeyi ve koronavirüs aşısı ile ilgili çalışmaların SARS-CoV1 ve MERS salgınları dolayısıyla 2002’ye kadar dayanan öncesi olduğunu hatırlatarak, çok özetle “Aşı çalışmalarında temel kazılmıştı, harcı karılmıştı ve biz evi yaptık sadece” diyor.
Webinarın başlığında vurgulandığı gibi aşı olmak bir sorumluluksa eğer, aşımıza sahip çıkmak da buna dair sanırım.
İlk paragrafta yer alan veriler İlerici Enternasyonal tarafından geçtiğimiz günlerde (18-21 Haziran 2021) gerçekleştirilen Aşı Enternasyonalizmi Zirvesi’nin sonuç bildirgesindendi. Küresel Güney Hükümetleri (Arjantin, Meksika, Bolivya, Küba, Venezuela), dünyanın dört bir yanından siyasi temsilciler, sağlık çalışanları ve 20’den fazla ülkeden aşı üreticileri, aşı ayrımcılığını ve aşıya erişimdeki eşitsizlikleri aşacak alternatifler aradılar. “Açık işbirliği”, “dayanışma fiyatları”, “kapasite paylaşımı” gibi konularda ortaklaşma kararı aldılar ve büyük ilaç tekellerine meydan okumak için özellikle patent korumasını tanımama konusunda “kolektif itaatsizlik” çağrısında bulundular.
Hiçbirimizin 57 yıl beklemek istediğini sanmıyorum! İçinde bulunduğumuz her tür krizden çıkış için “kolektif itaatsizlik” bir başlangıç olabilir. Yine, içinde bulunduğumuz şartlarda kolektif itaatsizlik kolektif sorumluluklarımız kapsamına girebilir. Üzerinde geniş şekilde düşünmek gerek.
[1] https://progressive.international/wire/2021-06-21-progressive-international-hails-the-beginning-of-a-new-international-health-order-as-global-south-states-commit-to-share-covid-19-vaccine-technology-and-production/en
[2] https://medyaport.net/2021/06/18/ilerici-enternasyonalden-asi-enternasyonalizmi-zirvesi-pandemi-hayirseverlikle-degil-dayanismayla-bitecek/?doing_wp_cron=1624042821.7699038982391357421875
[3] https://www.theguardian.com/media/2021/may/25/influencers-say-russia-linked-pr-agency-asked-them-to-disparage-pfizer-vaccine
[4] https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0251605
[5] https://www.youtube.com/watch?v=I0fQ3aRCbpk&t=562s
Bir yanıt yazın