Kızılay Sümer1 ve Sümer2 Sokak’ta kafe, lokanta işleten Somalililer, “Burada Somalili istemiyoruz” denilerek bir süredir baskınlarla, tehditlerle çalışamaz hale getirildiler. “Ankara’nın göbeği Somali oldu” diyen Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ amirleri, Somalilileri canından bezdirdi. 9 işyerinden 6’sı kapatmak/devretmek zorunda kalırken, üçü de adlarını değiştirerek yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Bir grup insan hakları savunucusu ile baskınlara uğrayan işyerlerine giderek, gelişmeler hakkında bilgi aldık. Tehdit altında olması nedeniyle ismini açık yazmamızdan endişesini dile getiren Somali Sofrası sahibi, baskı ve tehditleri, neden Avrupa ülkeleri değil de Türkiye’yi tercih ettiklerini Medyaport.net’e anlattı:
Somalili işyeri sahibi Abdullah 19 yaşında iken, 2011 yılında Türkiye’ye öğrenci olarak gelmiş. İktisat, ilahiyat ve işletme olmak üzere üç bölüm okumuş, yüksek lisans yapmış Abdullah. Daha önce de Somalililerin Ankara’da yaşadığını, çoğunun satın aldıkları taşınmazlar üzerinden kaldıkların aktaran Abdullah, Türkiye genelinde 28-30 bin, Ankara’da ise 7 bin civarında bir nüfusun olduğunu söyledi. 6 bin üniversite öğrencisinden sadece 500’ünün burslu okuduğunu özellikle vurgulayan Abdullah, diğerlerinin kendi imkanları ile ve okullara oldukça yüksek miktarlarda paralar yatırarak okuduklarını ifade etti.

MÜSLÜMAN BİR ÜLKEDE YAŞAMAK İÇİN GELMİŞLER
Türkiye’de yaşayan Somalililerin yüzde 60-80’inin Batı ülkelerinden geldiğini belirten Abdullah, “Müslüman bir ülkede, geleneklerimizi baskı görmeden yaşayalım” diye Türkiye’yi tercih ettiklerini de söyledi. Somali nüfusunun 200-300 kadarının Suriye savaşından sonra Türkiye’ye geldikleri bilgisini de veren Abdullah, karakol baskınlarını da şöyle anlattı:
“Sizi burada istemiyoruz diye lokantaları bastılar. Müşterileri, herkesi çıkardılar. Amirleri polislere ‘her gün gideceksiniz, ceza yazacaksınız’ talimatı verdi. Şu an işlerimiz tamamen bitmiş durumda. Hayatımız boyunca ödeyemeyeceğimiz kadar cezalar yazdılar. ‘Kaçak işçi çalıştırıyorsunuz’ dediler ama bir tane bile bulamadılar. Buralarda çalıştığını söyledikleri kişileri tanımıyoruz bile. Baskınların, cezaların ardı kesilmiyor, sürekli sürekli geliyorlar. Hatta öyle yapıyorlar ki, gelip omuz atan, taciz eden siviller var, istiyorlar ki biz karşılık verelim de baskına gerekçe çıksın.”

Kafi Sofra Anadolu Sofra oldu
‘BAŞKENTİN GÖBEĞİNDE SOMALİLİ İSTEMİYORUZ’
“Başkentin göbeğinde Somalili istemiyoruz, siz çok göze batıyorsunuz, gidin Keçirören’de Altındağ’da açın” diye yapılan baskınlar nedeniyle müşterilerinin kaçtığını, işyerlerini döndüremez duruma geldiklerini de aktaran Abdullah, CİMER, valilik dahil tüm resmi kurumlara, şikayetlerde bulunduğunu, tüm şikayetler için adres olarak kendilerine baskı yapan amirin gösterildiğini aktardı. Abdullah, “Kimi kime şikayet ediyoruz ki. Verdiğimiz dilekçeler dönüp dolaşıp, Çankaya Emniyet Müdürlüğü’ne, o amire geliyor” dedi.
“Bize Keçiören’e gidin diyorlar. Ama aynı yasa beni burada koruyamıyorsa, Keçiören’de nasıl koruyacak?” diye soran Abdullah, işyerinde 20 çalışandan 3 kişi kaldığını, diğer dükkanda da 6 kişi kaldığını söyledi. Dört yıla yakın süredir burada olduklarını, tek bir olay ya da vukuat yaşanmadığını, çevredeki esnafın da ‘biz şikayetçi değiliz’ diye kendilerine sahip çıkıp, dilekçe verdiklerini aktaran Abdullah, “Ne yapacağımızı bilmiyoruz, her yere şikayet ettik, bir sonuç alamadık, artık devletin takdirine kaldık” diye yakındı.

Kişi olarak da dükkanın kapanması durumunda Türkiye’den ayrılmak zorunda kalacağını, iki küçük çocuğu olduğunu da aktaran Abdullah, “19 yaşında geldim, 8 yıldır gitmedim, sıfırdan başladım. O kadar emek verdik ama artık burada yapacak işim yok” dedi hüzünle…
YENEROĞLU’NDAN PAYLAŞIMLAR: ‘MAFYAVARİ BASKILAR’
Öte yandan Somalili işyerlerini ziyaret eden ve baskıları gündeme getiren İYİ Parti Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, twitter hesabından “Bu akşam Kızılay’da Saab Cafe’yi ziyaret ettim. Çankaya ilçe emniyet müdürlüğünün hukuksuz baskılarından bunalan Türkiye’de iki üniversite bitirmiş Somalili Mohamed Bey ile Etiyopya uyruklu Türk vatandaşı Mesaret Hanımefendi ile tanıştım. Yaşadıkları ülkem adına utanç verici” paylaşımı yaptı.
Arka arkaya paylaşımlarla baskılara dikkat çeken Yeneroğlu’nun paylaşımları şöyle:
“İşyerlerine taciz, keyfi aramalar, keyfi gözaltılar, izinli işletmelere kapatma baskısı, restorana girip bağırıp çağırma, müşterileri sindirme, mülk sahiplerine kira kontratını fesh edin baskısı, işletmeye ortak dayatması, zorla işletme adlarının değiştirtilmesi vs vs…”
“Ben Avrupa ülkelerinde ömrümün 25 yılını ırkçılığa, Türk ve İslam düşmanlığına karşı mücadele ile geçirmiş birisiyim.
Bu düzeyde herkesin gözünün önünde gerçekleşen ve emniyet müdürlüğünde birilerinin başını çektiği konsantre bir kurumsal ırkçılık ile çok az karşılaştım.
