Etiket: #spor

  • Gençlik ve Spor Bakanlığı fasılı

    Gençlik ve Spor Bakanlığı…

    Adı üzerinde…

    Gençliğe spor yaptırmak..

    Bunun için araç ve gereç sağlamakla sorumlu…

    Bakanlığın internet sitesinde…

    Misyon ve vizyon şöyle tanımlanmakta…

    Misyon:

    “Ülkemiz gençliğini ve sporunu günümüz gerekleriyle uyumlu, geleceğin meydan okumalarına karşı hazırlıklı, yerli değerlere duyarlı, dünya kültürünü reddetmeyen, yenilikçi ve rekabetçi bir düzeye ulaştırmak; sportif olarak, Türkiye’nin uluslararası alanda başarılı ve nitelikli temsil edilmesini sağlamak.”

    Vizyon:

    “Yerelden evrensele değişimin ve gelişimin öncüsü bir gençliğin Bakanlığı olmak….!

    Misyon vizyon söylemi güzel…

    Gençlik tam olarak spor yapıyor mu…

    Tesisler yeterli mi…

    Yetecek kadar antrenör ve eğitici var mı…

    Bunlara kafa yorulması gerekirken, en iyisi bir fasıl yapalım diyorlar…

    Gençliğe krediler yetersiz…

    Burs alıp, ödeyemedikleri için hacizler geliyor….

    İşsizlik had safhada…

    Geleceklerini yurt dışında arıyorlar…

    Gençlik ve Spor Bakanlığı ne yapıyor…

    Şov yapıyor…

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Merkezi personelinin Üsküdar Belediyesi’ne ait Valide Sultan Gemisinde, İstanbul Boğazı’nda fasıllı organizasyon düzenledi….

    Görüntülerde maskeye, mesafeye uyulmadığı da net…

    Temizlik nedir bilinmiyor…

    Cumhurbaşkanı her konuşmasında Covid ile ilgili olarak…

    Temizlik…

    Maske…

    Mesafe…

    Açıklamasında bulunuyor…

    Sporun yapıldığı statlarda, salonlarda TMM pankartıyla yer alıyor…

    Ama …

    Gençlik ve Spor Bakanlığı ne yapıyor…

    Bu kuralları hiçe sayıp, gemide fasıl organize ediyor…

    İyi güzel…

    Gençlerin de eğlenmek hakkı…

    İstanbul ve Boğazı görmeyen kaç genç oraya davet edildi…

    O gençlerin listesinin çıkarılması halinde kimlerin katıldığı, hangi amaçla düzenlendiği ortaya çıkar…

    Çıkarılmalıdır da…

    Ne diyelim…

    Gençliğin…

    İşsizliği…

    Eğitim ve öğretimi…

    Geleceği…

    Kredi ve burs borcu…

    Yurt sorunu…

    Umurlarında değil…

    Öyle ise…

    Boğazda teknede…

    Fasıl yapanlar yapsın…

    Ama siz…

    Fasıl ile gençliğin sorunlarını unutturmaya çalışıyorsunuz…

    Gençlik fasıl değil, gerçek sorunlarına çözüm bekliyor…

    Yazar Hakkında:

    Ali Erdoğan kimdir

    1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.

  • Spor yazarı gazeteci değil mi? Susmamalı

    Gazetecilik zor zanaattır…

    Habercilik birinci görevidir…

    Her konuda kamuoyunu doğru ve gerçekleri yazarak bilgilendirir.

    Gazeteci özgür haraket etmiyorsa gerçekleri kamuoyundan gizler. İşte o zaman gazetecilik yapmıyor demektir.

    Bir olayı tüm yönleriyle araştırıp yazmak başka, kendisine gelen istihbaratı kişi, kurum ve kuruluşa zarar verir diyerek ötelemek başka.

    Yazarken bir çok kaynağa ulaşarak yazmaya özen gösteriyorum…

    Yoksa başkası gibi hele şu kriz bitsin yazarız düşüncesine kapılmadım.

    Çünkü gazetecilik olaylara refleks göstermek ve haber beklemez kuralıyla hareket etmektir.

    Bir olay var ise enine boyuna araştırıp haber veya yorumlarıma yer veririm.

    Olaylar karşısında sessiz kalanlar, bir gün kendi seslerinin de kısılmaya çalışıldığını göreceklerdir….

    Yine ben karşı çıkarım…

    Basın hürdür, sansür edilemez diye…

    Günümüzde gerçekleri yazan az sayıda gazete ve yazar var…

    Sporda da öyle…

    Spor kulüplerinin ve federasyonların oluşumunun siyasi tercihler sonucu kurulduğunu dile getiremiyorlar…

    Öyle bir yapı oluşmuş ki…

    Federasyonların başında olanlar hiç değişmiyor…

    Olimpiyatlar sonrası yapılacak seçimlerde yine aynı kişiler aday olacak ve federasyon başkanı seçilecek…

    Başarılı olmuş, olmamış kimsenin umurunda değil…

    Şimdi basın kartları çeşitli bahanelerle iptal edilecek…

    Bir gözdağı…..

    Hangi spor yazarı ve muhabir hak verilmez diye haykıracaktır…

    Bir spor yazarı olarak Gençlik ve Spor Bakanı’nı, bağlı genel müdürlüklerini eleştirme hakkım yok mu…

    Federasyonlarda yaşanan yolsuzluk, taciz iddialarının üzerine gitmeyecek miyim…

    Kendilerine spor yazarları diyen, İstanbul’da kulüpleri çok iyi bildiklerini belirten köşe kapmış kişilere sesleniyorum…

    Emre Belezoğlu’nun Bursa’ya giderken vapurda kavga ettiğini neden yazmıyorsunuz…

    Galatasaray’da Başkan Mustafa Cengiz ile Teknik Direktör Fatih Terim arasında yaşanan olayları neden yazmıyorsunuz…

    Hasan Şaş’ın neden Fatih Terim’in yardımcılığını bıraktığını yazmıyorsunuz…

    Beşiktaş ile oynayacağı maç için bir gün önce Alanyaspor’un Nevzat Demir tesislerinde idman yaptığının etik olmadığını yazamadınız…

    TFF başta olmak üzere MHK, Disiplin, Tahkim Kurullarının neden Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaşlı olarak bilinen kişilerden oluştuğunu yazamıyorsunuz…

    İstanbul’da 29 Mayıs’ta oynanacak olan Şampiyonlar Ligi finalinin alınmasının perde arkasında Türkiye’deki ekonomik ve siyasi uygulamalar ile pandemi sürecindeki başarısızlığımızın yattığını yazamadınız…

    En önemlisi de Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş kulüplerine az dokunan muhabirlerinizin neden görevine son veriliyor, ses çıkarmıyorsunuz…

    Ve şu sloganı unutmayın diyorum…

    Susmayın, sustukça sıra size de gelir…

    Ne demişti…

    Ünlü Halk Ozanı Aşık Mahzuni Şerif 70’li yıllarda yazdığı ve başta Selda Bağcan olmak üzere çeşitli sanatçıların seslendirdiği türküsünde….

    “Aman gazeteci gel bizim köye

    Bizim halları da yaz

    Şehirde ojeli parmakları yazma

    Bir de bizim köyde nasırlanmış elleri

    Yaz gazeteci yaz

    Bankada parası olan kulları yazma

    Onlara aldanıp yolundan azma

    Şehirden asfalt geçen yolları yazma

    Bir de bizim köyden eşşek geçmeyen yolları

    yaz gazeteci.”

    Sana yasa ile hak verilmiş…

    Basın kartları, yazılan haber ve yorumlara göre iptal edilecek..

    Yaz spor yazarı yaz…

    Senin de basın kartı, sürekli basın kartı sahibi olduğunu yaz…

    Spordaki yozlaşmayı yolsuzlukları yaz…

    Yazınız ki karanlıklar aydınlığa çıksın…

    Gelin bu sıra gelmeden hakkımız olan basın kartlarına da sahip çıkalım…

    Basın kartı hakkımız elimizden alındığı takdirde, yarın başka haklarımız da elimizden alınır…

    Öyle ise gerçek gazetecilik yaparak basın kartlarına sahip çıkalım…

    Spor yazarı da korkusuz olmalı, gerçekleri yazmalı…

    İşte o zaman Türk sporunda başarı gelir…

    Yazar Hakkında:

    Ali Erdoğan kimdir

    1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.