Etiket: #Türkiye Noterler Birliği

  • Bakalım, Türkiye Noterler Birliği Yasaları Çiğnemeye Devam Edecek mi?

    Merhaba,

    Bu köşede yayımlanan “Türkiye Noterler Birliği, Tüm Dünyaya Meydan Okuyor” başlıklı yazımda, körlerin noterlerde yaptıkları işlemlerin geçerli kabul edilmesi için iki tanık zorunluluğunu dayatan uygulamasından söz ederek, bu tutumun BM Engelli Hakları Sözleşmesi, BM Engelli Hakları Komitesi’nin 1 nolu genel yorumu, BM Engelli Hakları Komitesinin 9 Nisan 2019 günü yayımlanan Türkiye’ye ilişkin Gözlem Sonuç Raporun, Uluslararası Noterler Birliği’nin tavsiye kararları, T.C. Anayasası, Borçlar ve Noterler Birliği Yasaları, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlıklarının görüşleri ve Yargıtay kararları olmak üzere uluslararası ve ulusal belgelerin tamamına aykırı olduğunu söyleyerek TNB’nin bu yasadışı uygulamasında ayak dirediğini belirtmiştim. Sözlerimi “Bakalım, el mi yaman, bey mi yaman” şeklinde bitirmiştim.

    Bu yazıyı kaleme aldığım günlerde Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü inisiyatif alarak sorunun taraflarını bir araya getirdiği bir çalışma gurubu oluşturdu. Çalışma gurubunun ilk toplantısı 7 Kasım 2022 günü Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde yapıldı. Toplantıya, Hukuk İşleri Genel Müdürü Hakan Öztatar ve genel müdür yardımcılarının yanı sıra, Noterler Birliği, Türkiye Körler Federasyonu, Evrensel Görme Engelli Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği Engelli Hakları Komisyonu ve Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Derneği temsilcileri katıldılar.

    Bu toplantıda öncelikle TNB başkan yardımcısı söz alarak, yaklaşımlarının gerekçelerine ilişkin uzun bir sunum yaptı. Türkiye Noterler Birliği yasasının 86 ve 87. Maddelerinin düzenleme şeklindeki noterlik işlemlerinde okuma-yazma imkanına sahip olmayanların iki tanık bulundurmasını zorunlu kıldığını, söz konusu işlemlerde iki tanık bulundurulmaması halinde noterlerin sorumluluk altına gireceklerini belirterek bu maddelerde değişiklik yapılması gerektiğine dikkat çekti. Söz alan sivil toplum temsilcileri, körlerin, okuma-yazma imkanına sahip olmayanlar kapsamında değerlendirilemeyeceklerini, zira körlerin kendilerine SMS veya e-mail yoluyla gönderilen belgeleri rahatlıkla okuyabildiklerini, böylece yapılacak işlemin içeriğine vakıf olabildiklerini, bu nedenle okuma-yazma imkanına sahip olmayanlar kategorisine dahil olmadıklarını söylediler Ayrıca, 86 ve 87. Maddelerin genel, körlerin imzaları için iki tanık bulundurulmasını onların isteğine bırakan 73 ve 75. Maddelerin körlere özgü özel maddeler olduğundan, bu maddelerin 2005 yılında, 86 ve 87. Maddelerden çok sonra yasaya girdiğinden söz ederek, Hukuk Fakültelerinde ilk öğretilen konuların başında priorite ilkesinin yani uygulama bakımından özel hükmün genel hükme önceliğinin öğretildiğini vurguladılar. Bu hususun yargı kararlarıyla pek çok kez teyit edildiğini ifade ettiler.

    Hukuk İşleri Genel Müdürü, iki tanık bulundurulmasının körlerin isteğine bağlı olduğu konusunda tartışmalı bir durumun bulunmadığının, kendi görüşlerinin de bu doğrultuda olduğunun altını özenle çizdi. TNB yetkilileri, durumun anlaşıldığını belirterek konuyu 23 Kasım 2022 tarihinde yapılacak olan TNB Yönetim Kuruluna götüreceklerini, buradan alacakları kararı bir sonraki toplantıda açıklayabileceklerini bildirince, toplantı 9 Aralık gününe ertelenerek sona erdirildi.

    9 Aralık toplantısına yine aynı taraflar katıldı. Ancak bu sefer TNB’yi genel başkan Emine Çağlayan temsil ediyordu. İlk söz verilen TNB başkanı, bizi çok iyi anladıklarını, soruna çözüm odaklı yaklaştıklarını, ancak 23 Kasımda yapmayı düşündükleri Yönetim Kurulu toplantısını, kendisinin korona olması nedeniyle 23 Aralık gününe ertelemek zorunda kaldıklarını açıkladı. Bu açıklama, sivil toplum temsilcilerinde hayal kırıklığı ve kaygı uyandırdı. Ayrıca, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bir çalıştayda, tartışılan konuya temas ederek sorunun çözülmesi için yasa değişikliği yapılmasının gerektiğini söylemesi, Noterler Birliği Yönetim Kurulu’nun bakana ulaşarak onu etkilemiş oldukları yönünde bir kuşku yarattı. Zira, TNB Yönetim Kurulunun bu konuda Danıştay’da sürmekte olan bir davayı lehlerine çevirmek amacıyla 10. Daire başkanı ile görüştüklerini biliyorduk. Bu nedenle TNB, kulis faaliyetleri için zaman kazanmak mı istiyordu? Her şey mümkündü.

    TNB başkanının konuşmasından sonra sivil toplum temsilcileri sırasıyla söz alıp daha önceki sunumlarını bir kez daha yineleyerek bazı kaygılarını ve güvensizlik duygularını dile getirdiler. Bu sırada, Hukuk İşleri Genel Müdür yardımcısının, kendi görüşleri belli olmasına ve bizim görüşlerimizi desteklemesine karşın henüz bakanlığın resmi görüşü olmadığını, bu nedenle Bakanlığın resmi görüşünü oluşturmak amacıyla başta Mevzuat Daire Başkanlığı olmak üzere diğer birimlerden görüş istendiğini söyleyince, kafalar büsbütün karıştı. Acaba Bakanlık daha önceki görüşünde değişiklik yapmak için bir manevra mı yapıyordu?

    Ne var ki, Genel Müdür Yardımcısının bir hamlesi bu kanaatin doğru olmadığını gösterdi. Genel Müdür yardımcısı, görme engelli hukukçulardan birinin kendisine gönderilen bir belgeyi, telefonuyla okumasını rica etti. Bir arkadaşımız TNB’nin verdiği bir metnin fotoğrafını çekerek telefonuyla gayet net ve anlaşılabilir bir biçimde dinletti. Bu uygulama, toplantıda bulunan TNB yöneticilerini ve görme engelli olmayan diğer katılımcıları şaşırtmışa benziyordu. Herkes takdir duygularını ve şaşkınlıklarını dile getirdi. Özellikle Mevzuat Daire başkanı körlerin bu teknolojiyi kullanabildiklerine ilk defa tanık olduğunu belirtti. Toplantının havası büsbütün değişmişti. Ben söz alarak, TNB başkanına bir soru yöneltmek istediğimi söyledim ve şu soruyu sordum: “Adalet Bakanlığı’nın değişik birimlerinden gelen görüşler doğrultusunda oluşacak resmi görüşü, bizi destekler nitelikte olursa, TNB buna uyacak mıdır?” Bu soruyu yanıtlayan TNB başkanı Emine Çağlayan, açık ve net bir biçimde “Evet, dedi; Bakanlığın resmi görüşü söylediğiniz gibi oluşursa, biz de bu görüşe uyar ve iki tanık uygulamasından vaz geçeriz.” Ardından ben toplantı müzakerelerinin tutanak altına alınmasını ve taraflara gönderilmesini önerdim. Bu öneri kabul edildi ve yeni toplantının Adalet Bakanlığı’nın resmi görüşü belirlendikten sonra yapılmasına karar verilerek toplantıya son verildi.

    TNB Yönetim Kurulu, Adalet Bakanlığı’nın resmi görüşü geldikten sonra yasa dışı uygulamasından vaz geçecek mi? Bekleyelim, görelim.

    Dostça kalın.

    Yazar hakkında:

    Turhan İçli Kimdir: 1955 yılında Sivas’ta doğdu. 10 yaşında geçirdiği kaza sonucu kör oldu. ODTÜ Sosyoloji ve A.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Yüksek lisansını A.Ü. Sosyal Hizmet Bölümünde yaptı. 1974’ten beri örgütte engelli hakları mücadelesi içerisinde yer aldı. Altı Nokta Körler Derneği, Türkiye Körler Federasyonu ve Engelliler Konfederasyonu başkanlıkları yaptı. 15 yaşından itibaren sosyalist hareket içerisinde yer aldı. 12 Eylül zindanlarında yattı, işkenceli sorgulardan geçti. İki sosyalist partinin merkez komitesi ve CHP Parti Meclisi Üyesi oldu. Siyaset ve engelli hakları konusunda yüzlerce makalesi, araştırmaları ve 2 kitabı bulunuyor. Halen arabuluculuk ve serbest avukatlık yapıyor.

  • Türkiye Noterler Birliği körlerin imza sorunu hakkında dünyaya meydan okuyor

    Yazıma neden böyle bir başlık attım? Zira, 17 yıldan beri körlerin imzalarının geçerli sayılması için iki tanık uygulaması yasalarla kaldırılmış olmasına, BM Engelli Hakları Sözleşmesinin 12. Maddesinde belirtilen “Kanun Önünde Eşit Tanınma” hükmüne, BM Engelli Hakları Komitesinin, konuyu ayrıntılarıyla açıklayan 1 nolu yorumuna, Uluslar Arası Noterler Birliğinin yol gösterici tavsiyelerine ve nihayet Yargıtay 9, 12 ve 13. Dairelerinin kesin kararlarına karşın Türkiye Noterler Birliği (TNb), körlerin imzalarının geçerli olması için iki tanık uygulamasına ısrarla devam ediyor. Bu hususta, körler alanında faaliyet gösteren örgütlerin tepkileri ve Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın uyarıları da TNB’nin direncini kırmaya yetmedi. TNB, bu uygulamanın sona erdirilmesi için döne döne Türkiye Noterler Birliği Kanunu’nun 86 ve 87. Maddelerinde değişiklik yapılmasının zorunlu olduğunu söylüyor.

    KÖRLERİN İMZA SORUNU ÖNEMLİ MİDİR?

    Evet, son derece önemlidir. Zira, imza kişiliğin dışavurumudur. Dünyada ne kadar insan yaşıyorsa, o kadar farklı imza bulunmaktadır. Birey olarak insan, varlığını ve iç dünyasını imzası aracılığı ile ortaya koyar. İmza, “İşte ben buyum. Birey olarak varım ve başka bireylerden farklıyım” anlamına gelen bir iletidir; bir kişilik beyanıdır. Hele hele günümüzün, atomuna dek parçalanmış ve bireyselleştirilmiş kapitalist toplumunda imza kişiliğin kanıtlanmasının bir aracıdır aynı zamanda. Kişi isen, imzan vardır; imzan yoksa kişi değilsin.

    Yalnız burada, imzayı bir çizgisel şekil olarak algılamamak gerekir. Bir resim, bir şiir, bir roman, bir müzik bestesi, bir yontu da imzadır aynı zamanda. Zira, her türlü yaratının kendine özgü bir tarzı, tadı, rengi, estetiği ve niteliği vardır. Bütün bu yaratılar, yaratıcısının ruhsal dünyasını, içsel zenginliklerini ve yeteneklerini yansıtırlar. İmzanın çizgisel bir şekil haline dönüşmesi, kişiliğin simgeleştirilmesi ve kanıtlanması gereksiniminden doğmuştur.

    Şimdi şunu sorabiliriz: Noterlerin, geçerli sayılması için imzamıza iki tanık istemesi ne anlama gelmektedir? Çok açık değil mi? “Ben senin kişiliğini tanımıyorum. İki tanıkla kişi olduğunu kanıtla.” Bu, çağdışı ve son derece onur kırıcı bir tutumdur.

    Körlerin bütünüyle eğitimsiz ve cahil olduğu bir dönemde, özellikle borçlandırıcı işlemlerde risk altına girmemeleri ve aldatılmamaları için yaptıkları işlemi ona açıklayacak, yanlış bir işleme imza atmalarını önleyecek birilerine gereksinim duyulmasını anlamak olanaklıdır. Ama körlerin, öğretmen, avukat, sosyolog, psikolog, kamu yöneticisi oldukları, her düzeyde eğitim gördükleri ve ticaret yaşamında binlerce başarılı işlem yaptıkları günümüzde bunu anlamak ve hoş görmek olanaklı değildir. İşte bu yüzden, TNB’nin, iki tanık dayatmasına karşı yürütülen mücadele yaşamsal önemdedir. Bir kişilik sorunu olduğu kadar onur sorunudur.

    İKİ TANIK UYGULAMASI KALDIRILDI AMA…

    Bu yüzden ülkemizdeki körlerin çatı örgütü olan Türkiye Körler Federasyonu, demokratik ve mücadeleci bir niteliğe kavuştuğu 1994 yılından itibaren sorunu gündemine aldı. Bütün yasalaştırma önerilerinde ve özellikle demokratik, kapsamlı ve bütünlüklü yasa taslağı çalışmalarında tanık bulundurulması zorunluluğunun kaldırılmasına yer verdi. 2004 yılında açıklanan Engelliler Kanunu taslağına bu hususun girmesi için yoğun bir lobi faaliyeti sürdürdü. Sonunda Engelliler Kanunu ile Borçlar Kanunun 15. Maddesinde yer alan iki tanık uygulaması kaldırıldı. Tanık bulundurup bulundurmama, işlem yapan kör bireyin isteğine bırakıldı. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddesi yürürlükten kaldırıldı. Türkiye Noterler Birliği Kanunu’nun 73 ve 75. Maddeleri ile körler için iki tanık uygulaması kaldırılarak işlem yapan bireyin isteği esas alındı.

    Genellikle imza sorunu Bankalarda, Tapu Müdürlüklerinde ve Noterlerde yapılan işlemler sırasında karşımızı çıkıyor. Bu kurumlar yeni uygulamayı, Engelliler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte hemen benimsemediler. Hatta, önemli bir direnç gösterdiler diyebiliriz. En azından iç mevzuatlarını yeni yasal düzenlemelere uygun hale getirinceye dek eski uygulamayı sürdürdüler. Ancak körler alanında faaliyet gösteren örgütlerin mücadelesi sayesinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu 18 Haziran 2016 tarihinde Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine dair Yönetmeliği çıkararak sorunu önemli ölçüde çözdü. Zaman zaman banka memurlarının güncel mevzuat bilgisine sahip olmamasından kaynaklanan sorunlar yaşansa da görüşmeler yoluyla birkaç saat içerisinde çözüme kavuşturulabiliyor.

    Engelliler Kanununa karşın Tapu Tüzüğünde iki tanık zorunluluğunu dayatan madde kaldırılmamıştı. 2007 yılında bu maddenin iptali için Danıştayda açmış olduğumuz dava, 2011 yılında söz konusu maddenin iptali ile sonuçlanınca, tapu işlemlerindeki sorunlar da çözülmüş oldu.

    TNB, Engelliler Kanunu yürürlüğe girdikten sonra yedi yıl boyunca iki tanık istemeksizin işlem yapmakta iken, her nedense 2012 yılında bu tutumundan vaz geçerek iki tanık uygulamasına geri döndü. Bu uygulamaya karşı kör örgütlerinin yürüttüğü mücadele, Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın uyarıları, Yargıtay kararları ve İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun ayrımcılık nedeniyle verdiği para cezası, o gün bugündür sonuç vermedi. Türkiye Noterler Birliği, hukuk dışı uygulamasına, tüm dünyaya meydan okuyarak devam ediyor.

    Peki, ne yapmalı? TNB’nin ulusal ve uluslar arası belgelere ve yargı kararlarına karşın sürdürdüğü bu hukuk dışı direncini nasıl kırmalı?

    Bu konuda engelli hakları mücadelesinin tarihinde önemli deneyimler bulunuyor. Engelliler Kanununun çıkarılması konusunda epeyce isteksiz olan iktidar partisine karşı Türkiye Körler Federasyonu tarafından 2004 yılında TBMM’de gurubu bulunan partiler nezdinde yoğun bir lobi faaliyeti sürdürülmüş; 13 ilde yürüyüşler yapılmış ve imza kampanyaları düzenlenmişti. Sonunda yasanın yürürlüğe konulması başarıldı. Yine, Engelliler Konfederasyonu, istihdam hakkı konusunda engellilerin başlattığı açlık grevini yönetmiş; dönemin Çalışma Bakanı Sn. Faruk Çelik, altıncı günün sonunda Kadir gecesi geç saatlerde açlık grevi çadırını ziyaret etmiş; engelli yurttaşların tüm taleplerini kabul ederek açlık grevini sona erdirmişti.

    Öyle gözüküyor ki, TNB’nin bu hukuk dışı ve anlamsız direncinin kırılabilmesi için sistemli, sürekli ve sert eylemlere gereksinim var. Bakalım, el mi yaman, bey mi yaman!?

    Dostça kalın.

    Yazar hakkında:

    Turhan İçli Kimdir: 1955 yılında Sivas’ta doğdu. 10 yaşında geçirdiği kaza sonucu kör oldu. ODTÜ Sosyoloji ve A.Ü. Hukuk Fakültesini bitirdi. Yüksek lisansını A.Ü. Sosyal Hizmet Bölümünde yaptı. 1974’ten beri örgütte engelli hakları mücadelesi içerisinde yer aldı. Altı Nokta Körler Derneği, Türkiye Körler Federasyonu ve Engelliler Konfederasyonu başkanlıkları yaptı. 15 yaşından itibaren sosyalist hareket içerisinde yer aldı. 12 Eylül zindanlarında yattı, işkenceli sorgulardan geçti. İki sosyalist partinin merkez komitesi ve CHP Parti Meclisi Üyesi oldu. Siyaset ve engelli hakları konusunda yüzlerce makalesi, araştırmaları ve 2 kitabı bulunuyor. Halen arabuluculuk ve serbest avukatlık yapıyor.