Etiket: #çocuk istismarı

  • Irak yerin davulu koygun öter

    Hayatımızın tam ortasında, dizginsiz bir zulmün yanında, dizginsiz inkârlar, yalanlar fırtınası var…

    Hep böyle benzerleri seyredip seyredip, şaşılacak şekilde sonunda isyan etmeyen de bir toplum var.

    İnsanlık hakikatini ve adaleti nihayet kazandığımız, bir dengeye vardığımızı görmek için daha ne olmasına, kaç bin seneye ihtiyacımız var?

    Şunu bilmeyiz ki;

    Adalette tabiat gibidir, hiç bir şeyi ayırt etmez. Bu gün değil belki ama yarın, mutlaka bozulan terazide bozanı da tartar. Çünkü doğasında; er ya da geç hiç kimseyi ayırt etmeden hareket etmek var.

    İşte kim; bozdukları tabiat gibi, bozdukları adaleti düzeltmezse, sonunda onun kurbanı olur…

    Susmak mı? Hayır, 6 yaşında bir çocuğun, imam nikâhıyla 29 yaşında biriyle evlendirilmesi karşısında kimse “olağan hadise” “sıkıntı yok” deyip geçemez. Ki bu, buz dağının görünen yüzü, arkasında kim bilir neler var.

    Karşılıklı birbirini zehirleyen kişilerden hangisi daha fazla yalan söylüyor, ötekini daha fazla; inkâra, yalana sevk ediyor acaba? Demeden, sorgulamadan, geleni-gideni-olanı kabul kültürüyle dönüştüğümüz şey; senden olmayana susmak, görmezden gelmek, ötekileştirme tuzağıyla normal ve sağlıklı hayata karşı beslediği kinden dolayı can çekişen bir toplum.

    Oysa içinde bulunduğumuz sefalet; ne toprağın cimriliğinden ne de emeksizlikten, bu sefalet muktedirlerin adaletsizliğinden ve insanların bu adaletsizliğe susmalarından ileri geliyor.

    Sonuç: çürümüş, iskeleti yıkılmaya yüz tutmuş topluma dönüştürüyor.

    İşte bu yüzden hayatımız; gümbürtülerle, çatırtılarla sarsılıyor ve bu sarsıntı her an vahimleşiyor.

    Unutmayın, ırak yerin davulu koygun öter.

    Dizginsiz inkârlar, yalanlar fırtınası estirenlerin uzağımızda olup bitenler hakkında her zaman bildiğimizi sandığımız gibi olmadığını, bize duyurdukları gibi olmayabileceğini anlamamız için daha ne olması gerekiyor?

    Gerçeğin peşinde kamuoyu hakkı için mücadele veren basın emekçilerinin karşında değil, yanında durmak için ne bekleniyor?

    Sıkıntılardan, acılardan sonra gelecek güzel günlerin, daha güzel olacağına inanıyorsak, ilk düzeltmemiz gereken “adalet” tir.

    Eğer yarın emeğe saygı gösterilirse, servet adilce dağıtılmaya başlanırsa bir denge sağlanacaktır.

    Bunun için de; artık korkunun esaretinde susmak değil, 6 yaşında bir çocuğun/çocukların sesi olup konuşmak, koygun öten davulların değil, gerçeğin sesini duymak arkasından gitmek yetecektir.

    Yazar hakkında:

    Safiye Özşener kimdir: 1969 Van’ da doğdu. İlk okulu Adana’da, Orta ve Lise eğitimini Van’da tamamladı. Halen, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci. 1986-1989’da Adana’da Sabah’ta gazeteciliğe başladı. 1989-1990’da yine Adana’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı. 1990-1993’de Ankara, İlçe Belediyesinde Basın Danışmanlığı yaptı. 1993’de Kamu Kurumunda çalıştı. KESK/BES Sendikası İş yeri temsilciliği yaptı. Çeşitli dergi ve interaktif gazetelerde, makale ve köşe yazarı olarak mesleğe devam etti. Aynı zamanda “Şarap Rengi Bir Zaman” adlı şiir ve Diyalektiğin Kanatsız Kuşu adlı bir öykü kitabı bulunan Safiye Özşener, bir çocuk annesidir.

  • 6 yaşındaki çocuk evlilik değil, hem okumalı, hem spor yapmalı

    Çocuklar…

    Bizim çocuklarımız…

    Köyde, mahallerde…

    Okullarda…

    10 yaşına kadar…

    Kızlı-erkekli…

    Körebe…

    Yakan top…

    Saklambaç…

    Mendil saklama…

    Oyunları oynanırdı…

    Ben de köyümde ilkokulu okurken bu oyunları oynardım…

    Çocukluğumuzu yaşardık…

    Ne güzel şendik…

    Şimdi…

    Çocukların dünyasını karartıyorlar…

    Tarikat ve cemaatler…

    Çocukları her yaşta istismar ediyorlar…

    Bir baba düşünün…

    Hem de tarikat lideri…

    6 yaşındaki kızını 21 yaşındaki müridiyle evlendiriyor…

    Bu yaştaki çocuklar…

    Çağdaş anne ve babalar tarafından hem eğitim ve öğretime hem de spora gönderilirken…

    O baba kızını sapık birisinin kucağına atıyor…

    Bu sapık düşüncede olanlar…

    Kadın sporcuların mayo giymelerine karşı çıktılar…

    Milli sporcuları hedef gösterdiler…

    Bakanlar ve yetkili federasyonlar hiçbirisi de çıkıp yanıt vermedi…

    Böyle olunca da…

    Yıllardır bu kucak atmalar sürüyor…

    Ancak cesaretli birisi çıkıp…

    Bu tarikatlara karşı bir yaptırım yapamıyor…

    Tarikatlar bugün belirli köşeleri kapmış…

    Hatta kendi aralarında bölüşmüşler bile…

    Zaman zaman çıkarları ters düştü mü…

    Aralarında da kavga yaşanıyor..

    Geçmişte tarikat yurtlarında yapılan taciz ve tecavüzler cezalandırılmış olsaydı…

    Bugünlere gelinmezdi…

    Tarikatlar…

    Yoksul, fakir ailenin çocuklarını alıp…

    Yurtlarında yetiştiriyorlar…

    Bunu yaparken de cinsel tacizler, tecavüzler olduğu gerçeği yadsınamaz…

    Bir bakan ne demişti…

    “Bir kerecikle bir şey olmaz”…

    İşte o bir kerecik sözünden cesaret alanlar…

    Bir kere değil, yüz kere, bin kere taciz ve tecavüz olaylarıyla günlerini gün ediyorlar…

    Spora başlama yaşı…

    Bazı branşlarda 5 yaş iken…

    Tarikatlar, cemaatler…

    5-6 yaşında…

    Kız çocuklarını evlendiriyor…

    Siz nasıl anne, babasınız…

    Hiç mi vicdanınız sızlamadı…

    Tabi ki vicdan var ise…

    Olsaydı…

    6 yaşındaki kızınızı evlendirmezdiniz…

    Peki, ey anne…

    Sen kaç yaşında evlendin…

    Sütünle büyüttüğün kızına…

    Bu yapılır mı…

    Yazıklar olsun…

    Pahalılığın nedeni olarak üç harfli zincir marketler görülüp hedef alındığı gibi…

    Neden bu üç tarikat ve cemaatlere bir yaptırım yapılmıyor….

    Gelin hep birlikte tarikatlara, cemaatlere karşı çıkalım…

    Çocuklarımızı kurtaralım…

    Bir sloganımız vardı…

    Kurtuluş yok tek başına…

    Ya hep ya hiç…

    Siz hangisini seçersiniz?

    Yazar Hakkında:

    Ali Erdoğan kimdir: 1952 Divriği Gürpınar köyünde doğdu. Ortaokulu İstanbul’da, liseyi Sivas ve Ankara’da bitirdi.1973 yılında Yeni Halkçı’da gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Ulus, Yenigün, Olay gazetelerinde mesleğe devam etti.1980’de Hürriyet Gazetesi Spor Servisi’nde, 1990’da Günaydın Gazetesi’nde çalıştı; 1995’de de Evrensel Gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Siyah-Beyaz Gazetesi’nde kısa bir çalışmanın ardından, 2001’de Sabah Gazetesi’ne geçti.15 yıl bu gazetede spor yazarlığı ve spor servisi şefliği yaptı. Daha sonra geçtiği Sözcü Gazetesi’nde de 11 ay spor yazarlığı yaptıktan sonra görevine son verildi. Meslekte 47’nci yılını dolduran Ali Erdoğan emekli ve sürekli basın kartı sahibi. Evli ve bir oğlu var.