Etiket: #Antalya

  • İşte bu nedenle…

    Hatırlayacaksınız. 8 Mart 2022 tarihinde Antalya’da “şiddete, eşitsizliğe ve yoksulluğa karşı” gece yürüyüşü yapan eylemcilere polis müdahale etmiş, 30’dan fazla göstericiyi gözaltına almıştı.

    Gözaltına alınanlar içinde öğrenci olanlarla, ki çoğunluğu, ilgili Kredi ve Yurtlar Kurumu soruşturma açmış, bazılarının da bursları kesilmişti.

    CHP Antalya Milletvekili Rafet Zeybek, konuyu TBMM’ye taşımış, soru önergesi vermiş, önergeye verilen cevapta herhangi bir soruşturmanın olmadığı ifade edilmişti.

    İşte bu olayla ilgili dün bir gelişme yaşandı ve 3 ögrenci, Bezm-i Alem Valide Sultan Kız Öğrenci Yurdundan, süresiz ve hemen atıldılar. Yani, bu üç arkadaşımız kapının önüne konularak, bir anda sokakta bırakıldılar.

    Olaya Muratpaşa Belediyesi müdahil oldu ve bu üç öğrenciyi Muratpaşa Belediyesi Kızıltoprak Öğrenci Misafirhanesine alarak sorunu çözdü.

    Buraya kadar olan bölümü Gazete Grafiti’nin haberlerinde de okudunuz zaten.

    Bu yaşadığımız olay, kendi içerisinde pekçok dersle dolu. Bu yüzden de yazının başlığı, “işte bu nedenle” oldu.

    Şimdi gelelim, başlıktaki “işte bu nedenle” bölümüne.

    İşte bu nedenle,

    Bu ülkede barınma hakkını gözeten, kimsenin sokakta kalmasına, bırakın göz yummasını, nedeni olmayan bir sosyal devlete acilen ihtiyaç var.

    İşte bu nedenle,

    Halkından korkmayan, üç öğrenciyi kendisine tehdit olarak görmeyen, kendi gelişiminin ancak ve ancak halkın gelişimi ile sağlanabileceğinin ve bu gelişim sırasında halkın kendisi gibi düşünmek zorunda olmadığını bilen ve içselleştiren demokratik bir devlete ihtiyaç var.

    İşte bu nedenle,

    Başta öğrenciler olmak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sokakta kalma, aç kalma, tutuklanma gibi herhangi bir kaygı ve korku hissetmeden konuşabildiği, eleştiri yapabildiği, örgütlenebildiği, kısacası, kendisini ifade edebildiği özgür alanlara ve bu alanları yaratmakla görevli olan demokratik devlete ihtiyaç var.

    Son olarak.

    İşte bu nedenle,

    Bu arkadaşlarımızı sokakta bırakmayan, onların anında çözüm üreten, Muratpaşa Belediyesi gibi sosyal belediyelere ve Ümit Uysal gibi Başkanlara, çok ama çok ihtiyaç var.

    (Bu yazı, Gazete Grafiti’den alındı)

    Geçmiş olsun gençler. Bu ülkenin Muratpaşa Belediyeleri ve Ümit Uysalları bitmez merak etmeyin.

  • Bakan Antalya’daki yurt cinayeti ile ilgili konuşamadı; muhalefeti suçladı

    Antalya’nın Kepez ilçesinde cemaatlere ait bir yurt.

    Adı Antalya İlim ve Kültür Derneği. Bu dernekte aşçı olarak çalışan İhsan Güney, dün Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 1. Sınıf öğrencisi Mehmet Sami Tuğrul adlı öğrencinin başını satırla kesti.

    Ayrıntılar korkunç. Cinayetten sonra kesik başı göğsüne koyup, “Deccali vurdum” diye bağırıyor aşçı. Satırı da ölen gencin göğsünün üstüne bıraktı.

    “Decaal” yalan söyleyen anlamında İslami bir tanım.

    Bu kan donduran cinayet dün Meclis’te de gündemdi. Cinayetin işlendiği saatlerde yurtlardan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda bütçeyi savunuyordu.

    HDP Milletvekili Mahmut Toğrul, cinayetin işlendiği yurdun adını verip, olayı Kasapoğlu’na sordu. Kasapoğlu, “Konuyu Antalya Valimizle görüştüm, olayın gerçekleştiği mahallin bir özel işletme ya da bir dernek ya da vakfa ait yurt olmadığı bilgisine ulaştım” dedi.

    Olay, cinayeti gören bir öğrencinin yemekhanenin kapısını kilitleyip polisi araması ile ortaya çıkmış, dakikalar içinde tüm ayrıntılar haber sitelerinde paylaşılmıştı. Tüm ayrıntılar biliniyor, Milletvekilleri tüm ayrıntıları Genel Kurul’da veriyordu.

    Buna karşın Bakanın, Genel Kurul’da yurdun ismini vermemesi dikkatleri çekti. Çok sayıda milletvekilleri “Yurdun ismini açıkla, yurdun ismini açıkla” diye ısrar etti, ama Kasapoğlu sessizliğini korudu.

    Çünkü o yurt, bir cemaat, bir tarikat yurduydu.

    Ve çocuklar bu tarikat ve cemaat yurtlarında kaldıkları için böyle cahil insanların elinde kalıyorlardı.

    AKP iktidarı boyunca devlet yurtlarını kaderine terk etmiş, ödeneklerini küçültmüş, yurt hizmetini cemaat ve tarikatlara bırakmıştı. Bunun için de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere çok sayıda belediye Ensar, Tügva gibi kuruluşlara taşınmazlarını yurt hizmeti görmeleri için bağışlamıştı.

    Sonradan Tügva sızıntılarıyla ortaya çıkan belgeler, bu cemaat ve tarikat yurtlarının AKP’nin insan kaynağı olarak yetiştirildiğini, bu yurtlarda kalanların düzenli olarak devlet kademelerine yerleştirildiğini, yani bir bakıma AKP’nin paralel bir devlet düzeni kurduğunu ortaya koyuyordu. Antalya’daki yurt cinayeti de AKP’nin elleriyle kurduğu bu yurt düzeninin sonucuydu.

    Muhalefet milletvekilleri dün Genel Kurul’da ısrarla cinayetin işlendiği yurdun adının Bakan tarafından telaffuz edilmesini istese de niyeyse Bakan Kasapoğlu, o anda tüm haber sitelerinde adı anılan yurdun ismini saklamaya özen gösterdi.

    Hatta eline başka yurtların resimlerini alıp tek tek gösterdi.

    O yurtların resimlerini gösterirken, muhalefet milletvekilleri, “Çocuklarımızı cemaat yurtlarına terk etmeye utanmıyor musunuz?”, “Çocuklarımız neden cemaatlere teslim edildi?”, “Hesap verin” diye bağırıyordu. CHP’li Ali Şeker, “Tarikat yurtlarına bıraktınız çocukları, gençleri tarikatların kucağına bıraktınız” diyordu.

    Bakan Kasapoğlu, muhalefetin öfkesi karşısında cinayetle ilgili hiçbir açıklama ya da yorum yapamadı. Çareyi, AKP’nin klasik bir taktiği olarak, muhalefete vurmakta buldu:

    ““Hiçbir hadiseyi kirli siyasetisiniz için istismar etmeyin.”

    Yanıt da CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’dan geldi:

    “Bu bir üniversite ve bu olay gerçekleşmiş iken Sayın Bakanın burada bir işportacı edasıyla yurt resimleri göstermesini aziz milletin takdirine bırakıyorum. Evet, insan üzülür. İnsan üzülür, o çocuk devletin bir yurdunda kalıyor olabilseydi bugün başı kesilmeyecekti Sayın Başkan!”